Cehaletin Cazibesi – II: Tanrı (Allah) ve Çelişki

Hakikat, kutsal ve mutlak. İlk yazıda hakikatin bilinemeyeceğinden, kavranamayacağından bahsetmiştik. Kutsal Tanrının zatında çelişme var mıdır? Evet ya da hayır diyebileceğimiz bir bilgi kaynağımız, düşünce yöntemimiz olabilir mi?

Varlığına dair tartışmaları göz ardı ederek, tanrının zatının mükemmel olduğu düşüncesine, kabulüne dayanarak aynı zamanda ona çelişkisizlik sıfatını da yakıştırabilir miyiz? Ya da tutarlılık kusur mudur meziyet mi?

Sonradan var olmuş, yaratılmış insan için tutarlılık ve çelişkisizlik meziyet, insanın ulaşabileceği en büyük erdemlerden bir tanesidir. Kısıtlarla kuşatılmış insan, kısıtsız sonsuz olamıyorsa sonlu senaryolar içerisinde edinebileceği en güzel vasıf tutarlılık olacaktır. Giyinmek zorunda olan bizlerin erişebileceğimiz en güzel elbiseyi seçmemiz gibi, en güzel kısıtımız da tutarlılıktır.

Tutarlılık insanın meziyetidir çünkü bu sayede kendisi ve diğerleri için tahmin edilebilir, ön görülebilir ve yönetilebilir bir kişiliğe sahip olur. Her gün yeni bir tarz, stil, kimlikle meydana çıkan insan başkaları bir tarafa kendince dahi kabul edilmez. Güven, özsaygı gibi temel sosyal ve psikolojik ihtiyaçların giderilebilmesi için insan zihnen, fikren tutarlılığı arar. Tutarsız olduğu anlarda dahi referans aldığı farklı bir tutar noktası vardır. İnsan duyusu ve idraki genelde en iyi bildiği ya da en yakın zamanı referans aldığından muhatapların farklı noktalara atfen tutarlı davranışlarını tutarsız sayar. Dün söylediğinle bugün yaptığın birbirini tutuyor mu ithamının cevabı “Hayır, bugünkü eylemim üç gün önceki kabulüme atıftı” olabilir. Üç gün, üç ay, üç yıl…

Hal böyle ise şimdi Tanrının tutarlı olduğunu iddia etmek aynı zamanda ona bir kısıt koymak, yaratılmış seviyesine indirmek olacaktır. Tanrı zatında tutarsızdır. Aynı anda iki üç ya da sonsuz farklılığı -sonsuz farklılık mümkün değildir bu arada-  tecrübe edebilir. Zaman ve mekandan münezzeh olan kutsal tanrı, değişimi zaman içinde tecrübe etmiyorsa, aynı anda çelişik olarak tecrübe ettiğini ifadeye -şimdilik- mecburuz.

Kendinde çelişik bir tanrı çelişkisiz eser ortaya koyma kudretine de sahip olması gerekir. Bizim inandığımız Kuran’ın Allah’ı çelişkisiz bir metin göndermiş ve muhataplarına hadi benzerini getirin diye meydan okuduğu halde o günden bu yana kimse benzerini söyleyememiştir. – Zaman zaman ne var bunda ben de yazarım aynısını diyenlerle karşılaşıyorum, hadi yaz diyorum yazarım ne var diyorlar-. Zatında çelişik bir varlığın çelişkisizliği erdem bilmesi çelişik olsa da kendi içerisinde mantıklı görünüyor. Yarattığının erdemine uygun davranarak çelişkisiz metin veriyor, kendi çelişikliğine mecbur kalmayıp tutarlı bir metin ortaya koyarak da zatını yarattıklarının üstüne çıkartıyor.

Allah’ın çelişkiye mecbur olmadığını ortaya koyan bir diğer durum da gönderdiği kitapların birbirine mutabık olmayışıdır. Kuran dahi zaman ve mekân içerisinde tamamlandığından, bir yazarın elinden çıkmış metin gibi anlamaya kalkışan kişi onun çelişikliğini iddia edebilir. Tevrat ve İncil söz konusu olduğunda bu ayrışım daha da belirginleşir. Eski ahitte konuşan Rab, kızgın ve kesin hükümlü iken yeni ahitteki merhametli ve vicdanlıdır. Kuran’da ise sevgiyi, aklı ve adaleti öne çıkaran Tanrı, zaman ve zemin değişse de baki kalabilecek akleden şahsı ve güvene dayalı sosyal ilişkileri gündeme getirir. Her nerede ve zamanda olursa olsun Kuran’ın ilkeleri bir kişiyi ve toplumu zafere ulaştırabilir. Akıl, adalet, tevhid, ahlak, fıtrat.

Ahmet BAYRAKTAR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...