Moderniteye Seslenen Kur’an Sedası

Münster Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı 17 ciltlik Kur’an Tefsir çalışmasının ilk cildini yayınladı. Khorchide kendi tefsir metodunu genel itibarıyla geleneksel usul ile modern bilimsel Kur’an anlayışı arasında bir köprü olarak tanımlıyor.

Khorchide, araştırmasında akedemisyen bir grupla Kuran’ın tarihselci tefsir metodunun soru(n)larını masaya yatırıyor. Kur‘an’ı anlama çabasında modern bilimsel verilerle kendi geliştirmiş olduğu Merhamet Teolojisini birleştiriyor. Böylelikle çağdaş Müslümanları Allah‘ın her şeyi kuşatan merhametiyle yüzleştirmeyi ve bunun sonucunda da inananların sevgi ve şefkatlerini tüm mahlukata yöneltmelerini sağlamağı hedefliyor. Tıpkı Kur’an’ın yedinci asır Arap yarımadasındaki ilk muhatapları gibi.

Kur’an’ın bu anlayışı Kelam ilmindeki mesafeli Allah tasavvurundan temelden farklı bir yaklaşımdır. İlahiyatçı Khorchide’nin asıl başarısı tarihselci tefsir anlayışıyla kendi geliştirmiş olduğu manevi anlayışın birleşiminde yatıyor.

Okuyucuları kendi anlayışına yaklaştırmak için önce âlim ve araştırmacıların Kur’an hakkındaki görüşlerini dile getiriyor. Misal olarak Kur’an’a geleneksel yaklaşımlardan biri onu dini eğitim kitabı olarak algılaması. Ankara Okulu mensubları içinse Kur’an öncelikle bir ahlak kitabıdır. 2010 yılında vefat eden Mısırlı Kur’an araştırmacısı Nasr Hamid Abu Zaid için Kur’an bir iletişim kitabıydı. Hepsini sürükleyen soru ise, Kur’an‘ın nasıl aynı zamanda hem vahiy hem de tarihsel bir metin olabildiğidir.

Müslümanların kutsal kitabı Kur’an bütün zaman ve mekânlar için geçerli ve her türlü tarihsel bağlamı aşan bir kitap mı veya tarihselci metin analiz metoduyla içinde yaşadığımız zamanda anlaşılabilinir bir metin mi?

Kur’an anlayışı için değişik bir paradigma:

Khorchide’nin vahiy anlayışına göre Allah kendini Kur’an’da ifade ediyor ve insana tanıtıyor. Böyle bir anlayışla Kur’an insanın yaşadığı hayat gerçekliğinin somut bir parçası oluyor ve insanla yaratıcısı arasında  bir ünsiyet  bağı kuruluyor. Oysa soyut kalan herşeyde -iman şartlarında dâhi- yabancılaşma tehlikesi söz konusu olabiliyor.

Khorchide, Kur’an’ı ve imanın şartlarını insandan yola çıkarak anlıyor ve insanın hayattaki hayali, beklenti, motif ve ihtiyaçlarının ne olduğunu soru(gulu)yor. Ancak bunların hayatta karşılık bulmasıyla insanın Kur’an’a imanı ve kendini tam anlamıyla gerçekleştirmesi birleştirilebilir diyor.

Khorchide için bu nokta hayatı öneme sahip, zira bununla Kur’an anlayışını Batı’daki özgürlük anlayışıyla barıştırmak istiyor. Bunun için Kur’an tefsirlerini iki türlü ayrıma tabi tutuyor: Bir tarafta monolog ve kapalı bir yorum, diğer tarafta diyalog ve açık bir yorum!

Monolog ve kapalı yaklaşım Kur’an’ı insanlara talimatlar veren kitap olarak tanımlamaktadır. Buna gruba geleneksel okumaları, Ankara Okulu mensubları ve Mısır’li Nasr Abu Zaid gibi modern Kuran araştırmacılarını dâhil etmekte.

Diyalog ve açık yorum ise vahyi, Allah‘ın insanla tükenmek bilmeyen bir diyaloğu olarak anlıyor. Khorchide Allah’ın merhameti anlayışını çalışmalarında anahtar konuma hermenotik metod olarak yerleştirmiş durumda.

Hermenotik metodu olarak Allah’ın merhameti:

Khorchide, ne klasik müfessirler gibi, ne de modern yorumcular gibi Kur’an’ı tefsir veya tevil olarak algılıyor. Zira tefsirler genel olarak, Kur’an şunu ifade ediyor der ve teviller Kur’an şunu kastediyor der, oysa Khorchide daha açık, şeffaf, dinamik ve üstelik daha mütevazı bir anlayışı benimsemekte. Bunu söylerken kendi anlayışının da izafi olduğunun gayet farkındadır. Bu yüzden de: “Kur’an’ın bana şunu demek istediğini anlıyorum… Yarın ise bana başka şeyler de söylemek istediğini anlayacağım“ demektedir.

Ayrıca Khorchide göre kendini vahiyle bildiren bir Allah insandan şuurlu ve özgür bireyler olmalarını beklemektedir. Öyle ki insan tanrı-insan ilişkisi sayesinde saygı ve yetkinlik potensiyelini tam insan olma yolunda inkişaf ettirebilir.

Vahyi dini bir talimat olarak algılayanlar ise insan ruhunu durgunluğa mahkum ederek, insanı ilahi vahyin pasif bir alıcısına indirgemektedir.

Oysa Khorchide göre hürriyet Allah-insan ilişkisinin en belirgin özelliklerindendir, insanın hürriyeti ve insaniliği ancak bu sayede saygınlık kazanmış ve kabul görmüş olur. Allah her şeyi kapsayıcı merhameti sayesinde insana hür irade verip onu birey olarak hürriyete hazırlamış oluyor.

Aslında tam da bu anlayış yedinci asırdaki Kur’anın ilk muhatapları için tabii durumlardı. Dolayısıyla Allah’ın hazır olması Kur’anla birlikte onların hayatlarının tam merkezindeydi. Allah zati vasfı olan rahmetiyle insanlıkla irtibata geçti. Bu halde Müslümanlar Kur’an’ı dini talimat mı veya Allah’ın kendini tanıtması ve bildirmesi olarak mı anlamak istediklerine karar vermeliler.

Kur’an’ı öncelikle talimat kitabı olarak algılayanlara göre, Müslümanların yapması gereken sadece metnin yedinci asırdaki mesajını bugüne aktarmak olacaktır. Nasr Abu Zaid ve Ankara Okulu ilahiyatçıları ve müfessirleri görevlerini böyle görmekteler.

Oysa Khorchide göre Kur’an’ı vahye ilk muhatap olan sahabeler gibi Allah ile buluşma olarak okuyanlar, vahyi hürriyete bir çağrı olarak anlayacaklardır. Böyle bir çağrı insanı kökten bir değişim ve duygusal bir dönüşüme uğratarak Allah’a yakınlık duyan bir tecrübeyi mümkün kılacaktır.

Khorchide için Allah’ın merhameti vahyi anlamak ve yorumlamak için anahtar konumdadır. Allah ile buluşmayı “yaşanan gerçekliğin yönlendirici prensibi” ve Müslümanca yaşamı da Allah’ın merhametine şehadet olarak anlıyor. Ancak bu şekilde Allah’ın rahmeti inananların hayatında karşılık bulabilir.

Khorchide kendi yorum metoduna yönelik keyfilik iddialarına karşılık olarak Kur’an araştırmacısı Muḥammad Aḥmad Ḫalafallāh’a (1916‒1991) binaen şöyle bir yöntem önermekte: Kur’an metnini, vahiy kronolojisi doğrultusunda doğru tarihi bağlamına/kontekstine oturtmak gerekiyor ki, Kur’an’ın asli anlamı keşfedilsin.

Bir sonraki adımda ise asıl kodu şimdiki anlam ufkuna aktarmak gerekiyor. Bunu yaparken tek bir anlama, misal olarak ahlaki boyuta indirgeme hatasına düşmemek gerekir.

Çünkü tek bir anlama indirgemek demek, sonsuz güç sahibi Allah’ı anlamayı daraltır. Oysa Allah’ın sonsuz kudreti insanı hürriyete namzet kılmakta. İnsan da bunun sayesinde kendi entellektüel, duygusal ve manevi yönlerini inkişaf ettirmekte ve Allah’ın muradını daha iyi anlamaktadır. İnsan, böyle manevi buluşmayla kendi hayatını şefkat ve merhamet yörüngeli yaşamaya yöneltecektir.

Prof. Dr. Mouhanad Khorchide

İlahiyat Profesörü Mouhanad Khorchide Herder Yayınevinde çıkacak 17 çıldlik eserinin ilk cildiyle dünyadaki Kur’an araştırmalarına Almanca olarak dini ve bilimsel tutarlılığa sahip bir metodla önemli katkıda bulunacağını göstermiş oldu.

Şimdiden bu ve diğer çalışmaların Müslümanların kendi aralarında ve dinlerarası buluşmalarda nasıl tartışmalar oluşturacağı merak uyandırmakta.

Mouhanad Khorchide, Gottes Offenbarung in Menschenwort. Der Köran im Licht der Barmherzigkeit, Herders theologischer Köran-Kommentar Band 1, Verlag Herder, Freiburg 2018, 352 Seiten.

Mouhanad Khorchide, Allah’ın insan sözündeki vahyi. Merhamet ışığında Kur‘an, Herder Teolojik Köran-Yorumu Çıld 1, Herder Yayınları, Freiburg 2018, 352 sayfa.

Musa Bağraç Yazdı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir