Kanlı Ay

Geri döndüğümde içinden çıktığım ‘an’a sığmadım, tutuldum, ama şarkı söylüyordum
Ülkemin matemi bitmiş, zenciler kahve falı açmayacak artık Cafe de Flore’de
Afro-frenkliğim bir mukallitlik değildi, binlerce taklit ürettim kendimden, olamadım
Afrika’da yaratıldım, Londra ve Paris’te toprak taklitlerinden bir insan oydular içime
Daha Fransızdım bir Fransızdan, ipe dizer gibi çalıma dizerken Cezayirlileri ve Faslıları
Daha İngiliz olmaklığım afro-anglikan seslerden tescil edilmiş düşlerime inşa edildi
Daha bir Lord Byron ve Jack London (mı) İstanbul’a seni taşıdığım sokaklar
Kuvvetle muhtemeldir, sen tutulduğunda yeni şerhler düşüldü kanıma Urumçi’de, Filistin’de
Daha fazla ölmeye razı edilmiştim ama ‘daha’ da yetmiyordu sırtlan dişinde kamaşan iştihaya
Ölmek çocuk oyuncağıydı benim için yeter ki Cafe de Flore’de bozulmasın tadı kahvenin
Sartre entelektüelliğine toz kondurmayacak bir kompleks tahsil etmeliyim, Konevî de kimmiş
Seni unutmadım bin dokuz yüz on beş, Çanakkale; unutmadım seni bin dokuz yüz kırk beş
Cezayir’din sen, utancımdın, tecavüz edildikten sonra mahremimin pây-ı mâl edildiği fotoğraf
Seni unutmayacağım Fransa, Talmud, Kabala, Queen Elizabeth  ve tabii ki Seyit Onbaşı
Kınından sıyırdığım öfkem, sen muvazzaf askerisin tarihimin, terhis tarihin kıyamettir

Kanlı Ay,
Yüzyılda bir tutulursun gözlerimdeki fecre, kalbimdeki kan-revan nehre ve dahî sevgiliye
Yüzyılların okunmuşluğudur sana, Saime Ana’nın dudağındaki kıpırtı
Menakıbnamesinde yorulmuş bir Sarı Saltuk mudur gözlerine biriken yaş
Üzülme,
Battal Gazi’nin gölgesini kazıttıkları ellerimi kırıp attım, artık beni kan tutmuyor
Kanı ben tutuyorum, daha nasıl söyleyebilirim, kan tutuyorum ben diye
Tutulduğum sevdam, Kaşgarım, Otrarım, Konyam, İstanbulum, Kudüsüm
Pınar başındaki yemenisine işmarımı livâü’l hamd gibi işlediğim sevgili
Toprağımın güzeline göz süzüp de Paris’te matmazel kovalayan klas iğretiliklerden
Ve dahî şehirlerimi üç kere beş kere bin kere kirletmeyi marifet sayan iliştirilmişliklerden
Tutulduğum kana döndüm, sana, şehrime ve Hacı Bayram Velîme
Tuttuğum kana döndüm, kendime, rengime,
Peygamberime ömrünü veren Pîr-i Türkistan Ahmed Yesevîme

Erdal ÇAKIR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir