“Sevgi Ölçülüp Biçilmiş Günlere Sığmaz.”

İçimdeki o dopdolu boşluk, hiç bitmeyecek, biliyorum, ancak özlem yorgunu değilim, artık. Anılarım üzmüyor, onların sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Yakın dostlarının da bildiği gibi, babam bir ‘çiğ köfte’ ustasıydı, hatta Refik Durbaş bir makalesinde söz etmişti, anımsadığım kadarıyla. Pek de nazlıydı, çiğ köfte yapmakta babam, malzemeler birinci sınıf olmalıydı. Özellikle domates salçası,  Urfa’nın güneşinden nasibini almalıydı. Çiğ köfte eş-dostla yenirdi.

Çiğ köftenin yapılması ise bir tören gibi adeta bir kutsamaydı. Yoğrularak pişen kıyma, güç ve emek isterdi. Babamın bir de çırağı olurdu, oldukça yüksek bir mertebeydi bu çıraklık, herkesin harcı değildi. Ustanın yönlendirmesiyle önceden hazırlanmış malzemeler, sırasıyla tepsiye eklenecek, gerekirse ustanın alnındaki ter silinecektir. Diğer ustaları bilemem, bir muhabbet yemeği olan çiğ köfteyi yoğururken, babam buzlu rakı içerdi. Çırağın görevlerinden biri de köfte yoğrulurken rakı kadehini de hazır etmek ve ustaya yudumlatmaktı.

Çiğ köfte, bilindiği gibi marulla yenir. Marulun göbeğini sevdiğimi bildiği için, babam hep bana ayırır, bir çiçek verircesine, sunardı her seferinde. Babamın elinden çok çiğ köfte ve marul göbeği yedim, az çıraklık da etmedim…

Canım babacığım, bilesin ki, senden sonra hiç çiğ köfte yemedim, ancak yaptığım her marul salatasında, marulun göbeğini kendime ayırdım, “babam için”, diyerek…

Emeklerin ve öğrettiklerin için minnetle, ‘kırmızı’n seni çok özledi…

“Sevgi ölçülüp biçilmiş günlere sığmaz.”
Bekir Yıldız

Vildan Yıldız KRAEMER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...