Analardır Adam Eder Adamı…

Abdurrahim-i Rumi‘yi hatırlamanın vaktidir:  “Tövbe yâ rabbi hatâ râhına gittiklerime/Bilip ettiklerime bilmeyip ettiklerime” Bilmeden kırıp üzdüklerimin gönlünü almak isterim. Anam için yazdığım eski bir yazıyla…

 

Analardır adam eder adamı…

Anamı, onu tanımaya başladığım ilk günden, üniversite için kasabadan ayrıldığım son güne kadar hep halı tezgâhının başında hatırlarım. Sabah ezanıyla başlayan ve akşam yemeğine kadar süren kirkit sesleri. Bunca zahmetin ve yorgunluğun bakiyesi, yılda yirmi halı. Halılar Sakar Ahmet’e satılır ve “Menderes’in Çiftçi Evleri” diye bilinen, amcamın, “oraya ev mi olur, kışın oraya kurtlar iner” dediği Ötegeçe Evlerinin 2000 lira taksiti Ziraat Bankası’na yatırılır.

Niye anlattım bu kadar? Çalışmaktan başka bir şeye inanmazdı anam. Bozkırın ortasında, onca yoksulluğa ve çaresizliğe inat, emekten başka bir değer olmayacağını gösterdi bizleri. Ben anamın çırağıyım, ustam anamdır. Hekimlik de gücünü ve geleneğini usta-çırak ilişkisinden alan tarihin en kadim mesleğidir. Hekimliğin esasını da anamdan öğrendim. Hekimlikteki ustam da anamdır. Anam benim İbn-i Sina’mdır.

Başkalarıyla hemhal olmayı, dertlilerle diğerkam olmayı, hayata inanmayı, umut etmeyi, yardım etmeyi, ’bir şeyi çok istersem onun mutlaka gerçekleşeceğini’, ‘bülbülün sesi duyulmuyorsa ötmemiş sayılacağını’, ‘el elin sarrafı olduğunu’, ‘gün doğmadan neler doğacağını’ ve ‘kısa çöpün uzun çöpten hakkını alacağını….’ Hepsini, bu okuma yazma bilmeyen, dünyanın en bilge kadınından, Anadolulu Kibele’den öğrendim.

İyi ki onun evladı olmuşum. Birazcık adamdan sayılabilirsem, sebebi hikmet-i anamdır…

Ercan KESAL

* Fotoğraf: M. Gürdal, Avanos 1980, Anam Köselerin Fadime

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir