Azerbaycan Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluşunda Nuri Paşa’nın Rolü

28 Mayıs 1918 yılında bağımsızlığını ilan etmiş olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, Türk Dünyasının 20’inci yüzyıldaki demokratik devleti olarak bilinmektedir. Ömrü kısa da olsa, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını kazanmasında o dönem Türkiye’sinin oluşturduğu Kafkas İslam Ordusu’nun ve onun kumandanı Nuri Paşa’nın etkili olduğu bir gerçektir.

Azerbaycan Cumhuriyeti söz konusu tarihte bağımsızlığını ilan etmiş olsa da, ülke arazisinin büyük bir kısmı, özellikle Bakü ve diğer bölgeler Ermeni-Taşnak-Bolşevik birliklerinin işgali altında bulunmaktaydı. Azerbaycan’ın Zengezur, Göyçe ve Karabağ gibi bölgelerinde Ermeni-Taşnaklar Azerbaycan Türklerine karşı katliamlar, soykırımlar yapmaktaydılar. Azerbaycan Türklerinin bağımsızlık taleplerinin artması üzerine Ermeni Stephan Şaumyan, 31 Mart 1918’de Bakü’de 14 bin Azerbaycan Türkünün katliamı ile sonuçlanan vahşet dolu bir tedhiş eylemi gerçekleştirmiştir. Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde toplam 30 bin Azerbaycan Türkünü katleden Ermeni-Taşnaklar, Azerbaycan’ın bu bölgesini koparmakta kararlı idiler. Özellikle Stephan Şaumyan’ın Lenin’in emriyle 18 Aralık 1917 yılında Kafkasya Fevkalade Komiserliği görevine tayin edilmesi, ileride Azerbaycan’da, genel olarak Doğu Anadolu ve Kafkasya’da Bolşeviklerin nasıl bir politika takip edeceğinin göstergesiydi. Ve bu ortamda Osmanlı Türkiye’sinin ciddi tedbirler alması kaçınılmaz olmuş, Ermeni mezalimine son vermek için gereken talimatlar yapılmıştır. 

Kafkas İslam Ordusu

Stephan Şaumyan’ın beraberindeki silahlı Ermeni-Taşnak birliklerinin Azerbaycan Türklerine karşı gerçekleştirdiği katliam ve soykırım olaylarından sonra, Azerbaycan’ın bağımsızlık kazanabilmesinin mümkün olmayacağı artık kesinleşmiştir. Yeni ilan edilmiş cumhuriyetin mensupları ya Maveray-i Kafkas Konfederasyonu ile siyasi beraberliği devam ettirmek ya da Türkiye ile ittifak yapmak seçeneklerinden birini tercih etmek durumuyla karşı karşıya kalmışlardı. Konfederasyonda bulunan Gürcistan ve Ermenistan, Türkiye ile silahlı mücadele etme kararı alırken, Azerbaycan aksine, Türkiye ile dostane bir siyaset yürütmekten yana olduğunu beyan etmekteydi. Türkiye ile yakın siyasi irtibat kurabilmesi için Azerbaycan söz konusu konfederasyondan ayrılmak zorunda idi ve bu tarihi olay, Gürcistan’ın, Almanya’nın himayesini kabul etmesi ve Ermenistan’ın da bu himayeden yana olmasından sonra gerçekleşti. 28 Mayıs 1918’de imzalanan bir deklarasyonla bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti, meclis açılıncaya kadar geçici olarak şura ilan etti ve başkanlığa Mehmet Emin Resulzade seçildi. 9 kişilik icra heyetinin başkanlığına F.H. Hoyski getirilmiş, H. Ağayev ve M. Seyidov başkan yardımcısı olmuşlardı.

Türkiye’nin tavsiyeleri ile bağımsızlığını ilan etmiş olan Azerbaycan Cumhuriyeti, başkent Bakü’yü Ermenilerden ve Bolşeviklerden kurtarabilmesi için yardıma ihtiyaç duymaktaydı. Ve Türkiye’den resmi olarak yardım istenmesi meselesi gündeme gelmiştir. Şura üyeleri uzun tartışmalardan sonra Türkiye ile “Dostluk Anlaşması” imzalamaya karar verdi. 4 Haziran 1918’de imzalanmış olan Azerbaycan-Türkiye Dostluk Anlaşması gereğince, yardım yapılabilmesi için böyle bir hak doğmuştur. Anlaşmaya göre;

Mehmet Emin Resulzade

  1. Azerbaycan ile Türkiye arasında daimi bir dostluk ve barış olacaktı;
  2. Azerbaycan, Türkiye, Gürcistan ve Ermenistan arasındaki sınırlar belirlenmişti. Bu durumda Türkiye ve Azerbaycan arasında geniş bir sınır komşuluğu tesis edilmiş oluyordu.
  3. Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan arasındaki ihtilaflı sınır konusu çözümlenecek ve Türkiye’ye bildirilecekti.
  4. En önemli madde olup, Azerbaycan, huzur ve istikrarını, güvenliğini temin edebilmek için ihtiyaç duyması halinde Türkiye’den askeri yardım talebinde bulunabilecekti.
  5. Sınırları içindeki silahlı çetelerin bertaraf edilmesi sorumluluğu Azerbaycan’a aitti.

Yukarıda belirtiğimiz tarihi anlaşma yapıldıktan bir süre önce, Trablusgarp’ta Mısratla Cephesi kumandanı olarak görev yapan Nuri Paşa, İstanbul’a çağrılmıştır. Yaşı küçük, rütbesi düşük olan Nuri Paşa, hızla terfi ettirilerek yarbay yapılmasına rağmen, ordu kumandanlığı yapması mümkün görülmemiştir. Bu nedenle, özel bir kanuni düzenlemeye Sultan V. M. Reşat, bütün Kafkas İslam Orduları ve bölgeleri için bir vekalet veya bir nevi emirlik fermanı verdi. Böylelikle, Nuri Paşa, fahri ferik unvanıyla Azerbaycan’dan sorumlu İslam Ordusu kumandanlığına getirilmiş oldu. Halil Paşa ise, Şark Orduları Grubu kumandanı olarak bölgenin en üst düzey askeri yetkilisi olarak göreve atandı.

Nuri Paşa, 25 Mayıs 1918’de Azerbaycan’ın önemli kenti olan Gence’ye ulaştığında büyük bir karşılama merasimi düzenlenmiştir. Avrupa devletlerinin Osmanlı Türkiye’si ordusunun Azerbaycan’a gelmesine itiraz etmesine rağmen, Osmanlı Türkiye’si kardeş ülke olarak yardımını esirgemeden tarihi misyonunu şerefle yerine getirmiş oldu. 1918 yılının Ağustos ayında Nuri Paşa’nın beraberindeki ordu, Göyçay etrafında Ermeni-Taşnak-Bolşevik birliklerini mağlup ederek Bakü’ye doğru istikamet aldı. 15 Eylül 1918’de Nuri Paşa’nın kumandan olduğu Kafkas İslam Ordusu ve Azerbaycan Milli Alayı ve çok sayıda Azerbaycan Türklerinden ibaret gönüllü alaylar, Bakü’ye dahil olarak şehri Ermeni-Bolşevik güçlerinin işgalinden kurtarmış oldular. Kafkas İslam Ordusunun Bakü’yü Ermeni-Bolşevik işgalinden kurtarması bir bayrama neden oldu.

Tarihi zaferden sonra Azerbaycan Halk Cumhuriyeti Devletinin başkenti, Eylül ayının 17’sinde Gence şehrinden Bakü’ye taşınmıştır. Bununla da Ermenilerin ve Bolşeviklerin Bakü’de ve Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde yaptıkları katliam ve soykırımlar sona ermiştir. Bilindiği gibi, Ermenilerin Azerbaycan Türklerine karşı hayata geçirdikleri soykırım siyasetinin esas mahiyeti Güney Kafkasya’da Azerbaycan Türkünün varlığına son vermek ve “Büyük Ermenistan” hülyasının hayata geçmesini sağlamak olmuştur. Ancak bu plan gerçekleşmedi. Nuri Paşa Azerbaycan’a gelerek cumhuriyetin güçlenmesinde önemli bir rol üstlendi. Bakü’nün işgalden kurtarılması münasebetiyle Osmanlı Türkiye’sinin Savunma Bakanı Enver Paşa’nın, Halil Paşa’ya ve Nuri Paşa’ya gönderdiği tebrik telgrafında şu sözler yer almıştır: “Türk ve İslam tarihi bu hizmetleri unutmayacaktır. Gazilerimizin gözünden öper, şehitlerimize fatihalar ithaf ederim”.  

Enver Paşa, Babası Ahmet Bey, Nuri Paşa

Bakü’yü işgalden kurtardıktan sonra, ekim ayının başlarında Kafkas İslam Ordusu Karabağ’a gönderilerek Karabağ’ın Ermeni-Taşnakları’nın işgalinden kurtarılması için operasyon başlattı. Başarılı savaşlardan sonra, Kafkas İslam Ordusunun askerleri ve Azerbaycan Türklerinden ibaret askeri birlikler, Dağlık Karabağ’ın Şuşa iline girerek Azerbaycan bayrağını kaldırdı. Ancak Mondros Müterakesi’ni müteakip başta Nuri Paşa olmak üzere Kafkas İslam Ordusu askerleri Azerbaycan’ı tahliye etmek zorunda kaldı. Bu tahliye sonrası Kasım 1918’de General V. M. Thomson’ın kumandanlığındaki İngiliz, Fransız ve Amerikan birliklerinden oluşan askeri güçler, Bakü’yü işgal etti. Kafkas İslam Ordusu Azerbaycan’ı terk ettikten sonra ülkede karmaşa dolu bir durum oluşmuştu. Bu buhranlı günlerde Mehmet Emin Resulzade şu sözleri dile getirmiştir: “Türk Ordusu çekildi, Azerbaycan’ın askeri birlikleri ise ortada yoktu, farklı yerlere dağılmış 1500 Azerbaycan askeri vardı. Bu ağır durumdan çıkmanın yolu ordu kuruculuğuyla mümkündür”. Böylece, başlanan ordu kuruculuğu kapsamlı bir şekilde geliştirildi. Ünlü General Aliağa Şıhlinski, ordudaki gelişmelere hız veren stratejik plan hazırladı. Bu plana göre, 1919 yılında 25 bin, 1920 yılında ise 40 bin müteşekkil ve çağdaş silahla temin edilmiş milli ordu oluşturulmalı ve gereken bölgelere yerleştirilmeliydi. Önemli meselelerden biri de savunma bakanlığının oluşturulması meselesiydi. Savunma bakanı görevi resmi olarak tesis edilmese de, bu görevi 1918 yılının Mayıs ayının 28’inden, Haziran ayının 11’ine kadar Hosrov Bey Sultanov yürütmüştür. Bakanlar kurulu Ekim ayının 23’ünde savunma bakanlığının oluşturulması hakkında karar kabul etti. Bu karar Kasım ayının 7’sinde yürürlüğe girdi ve savunma bakanı görevi Feteli Han Hoyskiye devredildi. 26 Aralık 1918’de Rus ordusunda hizmet vermiş General Samed Bey Mehmandarov Savunma Bakanı olarak, 29 Aralık’ta ise General Aliağa Şıhlinski onun yardımcısı görevine atandı. Aynı dönemde İstanbul’u da sahiplenen İngilizler, Nuri Paşa’yı tutuklayarak Batum’a götürdü ve oradaki hapishanelerin birinde sakladılar. İngilizler, Nuri Paşa’yı “binlerce Ermeni’nin öldürülmesinden” suçlayarak, kat’iyen taviz vermeden idamına hüküm verdiler. Bu durumla ilgili haber Bakü’ye ulaştığında Azerbaycan Cumhuriyeti yetkilileri, Nuri Paşa’nın hapisten kurtarılması için bir toplantı yaptılar. Başbakan Nesip Bey Yusufbeyli, Nağı Bey Şeyhzamanov’a[1] müracaat ederek, Nuri Paşa’nın Batum’daki hapishaneden kurtarılması konusunda talimat verdi. Mart 1919 yılında Azerbaycan Türklerinden oluşturulmuş grup, Batum’daki hapishaneden Nuri Paşa’yı kaçırmayı başardılar.[2]

27 Nisan 1920 gecesi XI. Kızıl Ordu olarak da bilinen Rus ordusunun ani saldırısı ile Azerbaycan Halk Cumhuriyeti iktidarı sona ermiştir. Rus Ordusunun Nisan ayındaki işgalinden sonra, Nuri Paşa, bir grup Türkiyeli askerle beraber Dağıstan’dan geçerek Dağlık Karabağ’ın Şuşa ilinde Bolşeviklere karşı savaştı ve Bolşevik idaresini devirdi. Kaydetmek gerekir ki, Nuri Paşa’nın beraberinde toplam on bin civarında Türk askeri Azerbaycan’a yardım için gelmiş ve bunlardan 1200 kişi şehit olmuştur. Bu şehitlerden biri de İzzet adlı bir Türk askeriydi ki, bugün Azerbaycan’ın Şamahı ilinin Acıdere mezarında uyumakta ve mezarı Türk Mezarı olarak anılmaktadır. Daha sonra Nuri Paşa, Azerbaycan süvari alayı ve bir askeri birlikle Türkiye’ye dönmüş, Erzurum’da bulunmuş ve buradaki Nahçıvan birliğine girerek özgürlük mücadelesine katılmıştır.

Nuri Paşa

1923 yılında emekli olan Nuri Paşa, İstanbul Zeytinburnu semtinde metal ev eşyaları üreten bir fabrika açar, daha sonra bu fabrikasını silah ve mühimmat işi yapan fabrikaya dönüştürür. Tesisini silah fabrikasına dönüştürdükten sonra Nuri Paşa, Sütlüce’ye taşınmıştır. Bu dönemde 14 Mayıs 1948’de kurulan İsrail Devleti, ABD’nin kapsamlı desteğiyle güçlenmeye başlamış ve yine ABD’nin güdümünde bulunan Birleşmiş Milletler Teşkilatı dünya devletlerinin yeni kurulan İsrail’e karşı savaş açan Mısır, Suriye, Ürdün ve diğer Arap ülkelerine silah satışını yasaklamıştır. Mısır, Suriye ve Ürdün, kendilerine silah satmayan ülkelerin aksine İstanbul’da silah fabrikası olan Nuri Paşa ile temasa geçmişlerdir. Nuri Paşa hem dini bağları olan, hem de fabrikası verimli bir iş yapacak diye BM’nin kararını tanımayarak yaptığı anlaşma gereği birkaç kalem savaş malzemesini ön anlaşma yaptığı Araplara teslim etti.

Ve tabii ki bu durum, İsrail’e destek olan ABD ve Sovyetler Birliğini memnun bırakmadı. Bu durum, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından tanındıktan 3 saat sonra Mısır, Suriye, Ürdün ve diğer Arap devletleri tarafından savaş ilan edilen İsrail’i telaşlandırdı ve Nuri Paşa’nın hem fabrikasının yok edilmesi hem de kendisinin öldürülmesi için bir suikast planı devreye girmiş oldu. Daha önce imzaladığı anlaşma gereği parça parça silah, top ve mühimmat sevkiyatları başlatan Nuri Paşa, asıl büyük parti mal satışı için Mısır’a gitmiş ve yüklü bir siparişle teknisyenleriyle beraber 1 Mart günü Türkiye’ye dönmüştür. Ertesi gün, 2 Mart 1949 günü akşam saatlerinde Nuri Paşa’nın Sütlüce’deki fabrikasında korkunç bir patlama olur. Bu patlama sonucu Nuri Paşa, beraberindeki 26 işçisiyle hayatını kaybetti.

Sonuç olarak denilebilir ki, Nuri Paşa, kazandığı zaferlerle yalnız Osmanlı Türkiye’sinin değil, aynı zamanda Azerbaycan’ın da savaş tarihine parlak sayfalar yazmıştır. 20’inci yüzyılın başlarında özellikle 1918 yılının Haziran-Ekim aylarındaki birkaç aylık faaliyetiyle binlerce Azerbaycan Türkünü Taşnak-Bolşevik zulmünden kurtaran kişi olarak Nuri Paşa, Azerbaycan Cumhuriyeti üzerinde bulunan ciddi tehlikeleri ortadan kaldırmıştır.

Dr. Öğr. Üyesi Ruşen ALİZADE

Dipnotlar:

[1] Azerbaycan Milli Hükümeti döneminde İstihbarat reisi olarak görev yapmıştır, hükümet devrildikten sonra Türkiye’ye gelmiş, 1967 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.
[2] Azerbaycan’daki arşive ait bir belge.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...