Büyük Şahsiyetlerin Yürüyüşünden İzler

Büyük hayaller kurmalı insan
Uzun rüyalar görmeli…
Zihnin şahlanışlarıyla gülümseyebilecek dünya
Ninem korkut

Vatan şairi Mehmet Âkif ruhu bizim reçetemizdi, Rab’dan bir lütuf üzre. Yol haritamız onun kişiliği fikir düşünce yapısı… Dürüstlük erdemini en yüksekte yaşarken, kulluk, vefa, vatan ve insan sevgisiyle birleştiren, ender bir şahsiyete tanık olmuş tarih. Üç kişi, beş kişi demeden yüreğindeki aklığı paylaşan, yol alan, aldıran, birçok işi bir arada yürütebilen spor ve sanat özellikleri ile de süsleyen nadide bir yaşantı idi onun ki, onca yokluğa, sıkıntıya rağmen. İşte Asım neslinin oluşması hayali ve rüyasını o yıllardan görüp gösterme arzusuyla yanıp tutuşmuş, amellerini niyetlerini bu minvalde birleştirmiştir. Bu bitmeyecek uzun bir rüyadır ve var olacak büyük bir dava! kıyamete kadar…

Erdemli insanların oluşumu da bu davanın eri olup, hayata geçirme çabasını içselleştirmesi ile mümkün olacaktır. Asımın nesli artık hepimizin davası idi…

Asımın nesli hepimizin tek yürek olma, İslam’ın özüyle olma meselesi idi.

Çırpınan nesilleri gördükçe varlığımızı eskiteceğimiz yüce bir mesele olmalı idi.

Asımın nesli benim neslimdi…

Güçlü sıhhatli yürekli seçkin kişilikler Asımın neslindendi ve daim olacaktı.

İşte Âkif ve Âkif’çe yaşamış tüm şahsiyetlere baktığımızda büyük dava adamları olduklarını ve toplumca yaşadıklarını görürüz. İşte özel insanlardır onlar. Meziyet sahibi…

Yüksek zekâ, erdem ve şahsiyet sahibi insanlar ben merkezli ve sadece bir ömürlük yaşamazlar. Onların hayalleri vardır büyük hayaller. Beyinlerinde çizdikleri resimler vardır. O hayaller ve resimler ütopik gelir, boş gelir an merkezli yaşayanlara…

Oysa onlar sazın kırık telinden, kuşun yaralı kanadından, çiçeğin eğilmiş yaprağından hesabın sorulacağını bilecek kadar hassastırlar. Yorgun akşamlar yormaz onların düşlerini, düşündükçe beyinlerine bahar gelir, çiçekler açar.

‘Bir gençlik istiyorum’ diyerek haykıran ve beynindeki tüm labirentleri yıkıp hayalleriyle kucaklaşmış, devrimci ruhunu ve adını sinemize yazmış Necip Fazıl gibi. Dirilmenin ayağa kalkmanın, apansız acılardan, esaretten ve bir’e teslimiyet ile mümkün olacağını bilen bir diriliş amentüsü okuyan Sezai Karakoç gibi.

İkballer, Aliyalar, Malkomlar, Niyazi Mısrîler….

Ve daha niceleri… Belki isimli belki isimsiz…

Kısık sesle içinden düşünmekti hayaller… Ve o hayallere yürüdükçe insan! İnsan olduğunun, üreten olduğunun farkına varacaktı.

İşte o hayallerin sahipleri,

Yumruklarını sıktıklarında da aşk sızar parmak aralarından. Boğazlarına birikmiş düğümleri yutkunurken de…

Ömürlerini dava, hareket ve toplum ıslahına önderlik edecek aksiyonlar mihverinde, Bir’le birleştirmiştir onlar… Hakkaniyet ve adanışın istikametiyle yol alırlar…

Tüm engebeler, ayaklarına takılan tüm taşlar, sadece ayakkabılarını eskitir… Geçit vermeyen tüm köprülerden gönül köprüleriyle geçerler…

Onlar paslı kilitlerin açılmasında anahtarlardır. Verilen yetenekleri ile ve fıtrata sadık kul karakteriyle derin rüyalar görüp onlara doğru yürümekle harcarlar vakitlerini. Akdine sadık edayla…

Onlar benlik egosundan uzak imar ve ıslahın adamlarıdır. Aldıkları mesafe de ne şımarırlar ne dururlar ne de övünürler. Onlar salih olmanın erdemiyle beraber hakikate çıkacak yolların kolay olmayacağını da bilirler…

Dururlar belki bazen! Lakin bilirler ki durmakta yürümemek değildir. Nefesi daha fazla içine çekip derine dalmaktır ve ölçmezler onlar mesafeleri… Dalabildikleri kadar dalarlar ve çıkardıklarını hibe ederler. Gözleri pektir lakin itidallik içindedirler.

Ağır, vakur, temkinli yürüyüşlerinde sadakat ve emanet bilinciyle yürürler hayallerini var etmeye ve toplumun ıslahında temel olmaya, duvar olmaya…

Gökkuşağı misali maviye kemer olmaya, toprağa koku olmaya… Yürür de yürürler…

Yol alışta azı çoğu hesap etmeden, azığı soğuğu hesap etmeden, sabır ile bir o kadar da inşirah ile…yürürler..

Büyük hayaller kurmalı insan işte yavrucağım, uzun rüyalar görmeli… Duyacaksın o zaman çocukların gözlerindeki şen kahkahaları, atların koşuşlarını, çiçeklerin korkmadan açışlarını, sevda emmiş kadınların yüzündeki berraklığı…

Buğusuna kapıldığımız ekmek alıkoymamalı yürüyüşten Say’dan yavrucağım. Büyük hayaller kurmalı insan işte yavrucağım, uzun rüyalar görmeli…

Ve yaşayışlar bir ömürlük olmamalı, olmamalı…

Yaşayışlar ki çok ömürlük olmalı çok

Ve yaşayışlar ki Âkif’çe olmalı. Bir asım nesli davası büyüterek yüreğinde…

Nilüfer A. ZONTUL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...