Harput Müziği Eski Türk Şehir Müziği’dir, Geleneği Korunmalı

Harput Müziği Artukoğulları zamanından, Selçuklu’dan bozulmadan gelen tam bir Türk Şehir Musıkisi’dir, Türk Müziği’dir.

İstanbul’dan 368 yıl önce Fırat’ın doğusu Türk idi ve Harput da en korunaklı Türk kale şehriydi.

Horasan’dan intikal eden şehir musikimiz Harput’ta çeşitlenerek ama bozulmadan, tüm makam tertibi ve fasıl anlayışıyla günümüze kadar gelmiştir.

1940’lardan sonra Türk Müziği’nde yapılan sınıflandırma sonrasında, yerel müziklerin tescil işlemlerinin, “Türk Halk Müziği” üzerinden yapılmasıyla birlikte bu müziklerin, bağlama grubu sazlar eşliğinde çalınan genel “Halk Müziği” icra anlayışına benzeştirilmeye çalışılması girişimleri hep olmuş ve bu da çoğu yörelerin birbiriyle benzeşmesini doğurmuştur.

Harput Müziği ustaları ve gönüldaşları bu konuda hep dik durmuş ve yöre müziğini, yozlaştırmadan bugüne kadar taşıyabilmişlerdir.

Elazığ’ın yerel sanatçıları, dernekleri, vakıfları, yerel musiki toplulukları, ilgili kültürel kurumları ve yetkilileri bu duyarlı yaklaşımı ödünsüz sürdürmelidir.

Harput Müziği’ne, “Eski Türk Sanat Müziği”dir de diyebiliriz.

Ben kitaplarımda, “Harput Müziği tam bir Türk Müziği Harmanı’dır” desem de, işin doğrusu Harput Müziği icra üslubu, makam tertibi, fasıl anlayışı, klasik sazlarla çalınışı, derin gazelleri, birçok ezgisinin Türk Sanat Müziği repertuarında yer bulabilmesi ve tüm diğer özellikleri bakımından şimdiki Türk Sanat Müziği genel öğretisine daha yakındır.

Kısaca Elazığ-Harput Müziği, “Eski Türk Sanat Müziği’dir” deyişim köklü verilere dayanmaktadır.

Bu köklü musiki kültürünü yaşatmakla görevli sanatçılar ve topluluklar, bu nedenledir ki asla bağlama ailesi sazlar kullanmamalı; eserlerinin, gider ve üslup bakımından düğün türkücüsü edasıyla, deyiş gırtlağıyla, şan tekniğiyle vs. okunmasına izin vermemelidir.

Yerel klasik sazlarla icrası, yerel ağız ve üslubu, fasıl geleneği, güldeste (repertuar) anlayışı; yumuşak, yatkın ve yorumlamalı giderde okunuşu, eski makam adları ve düzeni, olduğu gibi korunmalıdır.

Şemsettin TAŞBİLEK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir