Michael Mayer: Globalleşme ve Ülkelerin Yağmalanışı

Hükumetler ve finans dünyası elitleri eliyle yürütülen, ülkenin ve halkın varlıklarının sürekli olarak yağmalanma politikası, Avrupa’da demokrasisinin içini boşaltmıştır. Tüm Avrupa ülkeleri yeni bir feodal sisteme doğru gitmektedir. Bu çok tehlikeli bir gelişmedir: Çünkü demokratik olarak seçilmiş hükumetler kendilerine verilen iktidarı yurttaşları sömürmek için kullandıklarında radikal muhalif siyasi hareketler de güçlenecektir.

Global kapitalist ilişkiler ve bağımlılıklar bugün analizi mümkün olmayan devasa bir ağa dönüşmüştür: Merkez bankaları, Dünya Bankası, G7, G20, Avrupa Komisyonu, Euro-Grubu gibi örgütler ülkelerin kaderini belirlemektedir. Vatandaşların, bunların yaptığı işleri, aldıkları kararları, uyguladıkları politikaları anlama olanağı yoktur. Bu durum birçok parlamenter için de geçerlidir. Bu gidişle demokrasi bürokratik bir feodal sisteme dönüşecektir. Politika ve finansman dünyasından küçük bir elit grup, devletleri ele geçirmiş, kamu denetiminden kurtulmuştur. Avrupa’da demokrasi şimdiye kadar olmadığı şekilde tehlike içindedir.

Michael Mayer

Bu yağmacıların amacı: Ne demokrasi, ne açıklık, ne de katılımdır. Vatandaşlar onlar için sevimsiz bir ayak bağıdır. Vatandaşları yanıltmak, politik kararlarını, kararların arka planını perdelemek için her şeyi yapıyorlar.

Kamu oyu tarafından kontrol edilebilecek şeyler o kadar komplike bir şekilde sunuluyor ki, inceleyip bir karar vermek olanaksızlaşıyor. Devletin bürokratik sistemi zaten şeffaflığı ve aydınlatılmayı sevmez.

Bürokratlar ve politikacılar planlı bir şekilde suçun kanıtlanması için gerekli olan “ispat karinesi”ni engellemek, suçlarını örtbas etmek istiyorlar. Hükümetler kendi hatalarını, açıklarını kapatmak için, “gizlilik” hakkına sarılıyorlar.

Yağmacılar, planlarının karanlıkta kalmasını istiyorlar. Eğer belli bilgiler açıklanırsa bunların, demokrasi ve devlet düşmanlarının, Hacker’lerin, teröristlerin eline geçeceğini savunuyorlar. İşte bu nedenle, propaganda, korkutma ve sansür alanında tam bir Rönesans yaşıyor. Muhalif medya ve sesler her yol denenerek susturuyor.

Vatandaşlar karanlıkta bırakılıyor, yandaş medyanın laf kalabalığı veya yeni teknolojiler aracılığıyla kamuoyu akamete uğruyor. Ve kamuoyu suçluyu yanlış yerlerde aramaya yönlendiriliyor. Götz Aly, çökmüş olan Alman ekonomisini kurtarmak için bir günah keçisi arayan Nazi kurmaylarının ve yardımcılarının bundan ne kadar çok faydalandıklarını çok güzel betimler.

(…)

Sadece idealizmle dünyanın yağmalanmasını engellemek mümkün değildir: OWS-Hareketinin teorisyenlerinden David Graeber’in dediği gibi: “Fantazi iktidara! Gerçekçi olalım, fakat olanaksızı talep edelim!” dememiz ve onun çağrısına uyarak; ırkçılık, gerçekçilik, ütopya, yabancılaşma, bürokrasi, hatta devrim gibi kavramları yeniden tanımlamamız gerekiyor. Çünkü genellikle kabul gören bu tür tanımlamalar artık geçerliliğini yitirmiştir.

İnsan, feodal bir elit tarafından yönetilen bu “borçlanma sisteminde” sadece “rakam” değildir. İnsan davranışlarının tümünü ekonomik saiklere indirgemek, onun yok oluşu anlamına gelir. Sahte para gibi bol keseden dağıtılan, yerine getirilmesi mümkün olmayan birçok vaatler, her hukuk sistemini çökertir. Küresel bir hukuksuzluk yaratır ve bireylerin de ahlakını ve vicdanını bozar.

Oysa “vicdan” bu toplumsal yaşam için çok önemlidir: Çünkü o, özgür ve adil bir toplumun var olabilmesi için gerekli olan son mercidir.

Hayek, “Özgür bir toplumun, ancak insanların hareketlerinin güçlü bir etik anlayış tarafından belirlendiği bir ülkede var olabileceğine” inanıyordu. Bu yüzden, iktidarın gücünü kötüye kullanarak, “özgürlüklerle birlikte tüm ahlaki temel değerleri” yok etmesi engellenmelidir.

İşte biz bugün tam da bu noktadayız. İnsanlar, dünyadaki aşırı yağmalamanın son safhaya ulaştığı günümüzde, rüşvete ve yolsuzluklara batmış bir sisteme karşı direniş göstermek zorundadırlar.

Aksi takdirde dünyanın bu gidişle varacağı yer, sağ-devrimler, paylaşım savaşları ve kaostur. Çünkü, herkes siperlerdeki yerini almış durumda.

Almancadan çeviren: Mevlüt ASAR

Not: Bu metin, Michael Mayer’in “Dünyanın Yağmalanması (Die Plünderung der Welt) adlı kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...