Görmesem Olmazdı: Saraybosna-III

Valizlerimizi alıp dış kapıda toplandık. Genç rehberimizin güler yüzü eşliğinde koltuklarımıza yerleşirken şoförümüz de güzel bir Boşnak türküsü ile bizleri selamladı. Hava serin ve bol güneşli, kafile oldukça heyecanlıydı. Türkünün coşkusu ile yüzler gülüyor, gençler tempo tutuyordu.

Dere boyu kavaklar diplerinde zambaklar
Hatıram olsun yarim yazdığım o mektuplar
Oy Ramo Ramo Ramo sevgilim
Ramo Ramo bitanem gel seninle gezelim

Sabah mahmurluğumuzu atmamızı sağlayan türkünün hikâyesini bilsek bu kadar eğlenir miydik bilmiyorum.

Kırcaali Gabaklar’dan bir sazcı varmış. Sazcı Sali’nin sürekli bu türküyü çalıp söylemesiyle eğlencelerin, düğünlerin vazgeçilmez türküsü haline gelmiş Ramo. İnsanın içini kıpır kıpır kıpırdatan, duyanı oynatan türkü Sazcı Sali’nin ölümüyle acıklı bir hikâyeye dönüşmüş.

Bilmeyen yokmuş bu hikâyeyi. Bulgarlar’ın eline düşmüş Sali Mehmet Çelik. Sali’den Bulgar polisi olmasını, Türk soydaşlarına işkence etmesini, onları öldürmesini istemişler. Soydaşlarına bunu asla yapmayacağını söyleyen Sazcı Sali, Bulgarlar tarafından günlerce işkenceye uğramış. Sali’nin sözünden dönmediğini gören Bulgarlar, her gün Onun bir parçasını kesmişler. Sonunda Sali öldürülmüş ve cansız bedeni suya atılmış.

Tam anlamıyla bir Osmanlı şehri olan Saraybosna önemli devlet adamları yetiştirdiği gibi, edebiyatımıza da önemli şairler yetiştirmiş. Bunların başında, ünlü eseri Hamse ile Divan şairi Nergisî gelir. Türkçe ve Boşnakça şiirler yazmış olan Nergisî, medrese eğitimi görmüş iyi de bir müderristir. Manastır, Mostar, Elbasan gibi Balkan topraklarının önemli yerleşim yerlerinde kadılık yapmış olan Nergisî, aynı zamanda “vak’anüvis”tir.

Nedir vak’anüvis? Osmanlı’da günlük olayları yazan tarihçiye vak’anüvis denirdi. 4. Murad döneminde gerçekleştirilen Revan seferinin vak’anüvisliğini yaparak saraya hizmet vermiş hatırı sayılır bir tarihçiydi de üstelik. Hamseleri ile divan edebiyatımızın en süslü nesirlerini yazarak Âli Üslup da denilen Süslü Nesir tarzının en önemli temsilcisi olmuş Nergisî. Onun öncülüğünde yazılmış Âli Üslup tarzı günümüz edebiyatında modern hikayeciliğin ilk örnekleri olarak kayıtlara geçmiş.

Rüstem tayanmaz aşka aşk özge kahramandur
Tab-aver-i şühuhı hakka ki pehlevandur

(Rüstem aşka takat getiremez çünkü aşk sıra dışı bir kahramandır.
Güç karşısında gösterdiği mukavemet ile aşk, geçekten pehlivan gibidir.)

Bosna’nın yetiştirdiği ikinci önemli şair, mahlası Slavcada “bizim gibi” manasına gelen Hasan Kaimi’dir. Kaimi döneminin en dobra şairi olarak bilinirdi. Vaktiyle ülkede eşi görülmemiş bir kıtlık olmuş. Kaimi verdiği vaazlarda tahılların zenginden alınıp fakire verilmesi gerektiğini, bunun dinin bir emri olduğunu söylemekle kalmamış, bu görevin devletin görevi olduğunu defalarca dile getirerek halkı peşine takmış. Bu dobralığından dolayı istenmeyen adam ilan edilen Kaimi sürgüne gönderilmiş. Sürgünü bittikten sonra yeniden Saray Bosna ’ya çağrılmış olsa da dönmemiş. Hayatının kalan kısmını  sürgün gönderildiği şehir olan İzvornik’de geçirmiş ve orada hayatını kaybetmiş. Öyle çok sevilirmiş ki, adına türbe yaptırılmış ünlü şeyhin. Türbesinin bulunduğu şehir istilaya uğrayınca çok üzülen halk türküler yakmış şeyhin ardından. Şöyle başlamış İzvornik türküsü;

Feryad eder İzvornik’in ka’lası
Kal’asıyla bile büyük kulesi
Kaimi’nin zat-ı şerif türbesi
Yetiş Numan Paşa aldırma bizi

Hem Türkçe hem de Boşnakça şiirler yazmış olan Kaimi’nin mutaassıp yaşam tarzı şiirlerine de yansımıştır. Okuyacağınız dörtlük bunun en iyi ispatıdır.

Zikrin senin fikrin senin
Geldi dile ya Rabbena
Biz kılalım şükrün senin
Tahmid ile ya Rabbena

Ülkü OLCAY

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir