Kazan-Tataristan

Kazan…

İslamiyet’i Ruslarla tanıştıran ilk şehir…

Tataristan’ın başşehri olan kadim Türk şehri… Kazan Nehri ile İdil Nehri’nin kesiştiği yerde kurulan bu kadim şehir, yüzlerce yıldır Türklüğünden ve Müslümanlığından taviz vermemiş.

İdil-Ural Türkleri ilgimi çeken bir alandı. Bu nedenle 24 Nisan 2021’de, Tataristan doğumlu Roza Kurban ile Youtube üzerinden yayın yapan “Türk Kültür Portalı” adına bir program yaparak bölgenin sosyoekonomik yapısını irdelemiştik. 

O programdan sonra “Kazan Hanlığı” benim için daha özel bir hâle geldi. Farklı kaynaklardan “Kazan Hanlığı” hakkında araştırma yapmaya başladım. Roza Hanım’ın “Biz İdil’den, Ural’dan” ve “İdil-Ural Türk Kurultayı” adlı kitabının, okuyucunun içini acıtsa da, bölge insanının çektiği problemlere ayna tuttuğunu görerek, bu konudaki çalışma alanımı biraz daha genişlettim.

Bugün, o güzel şehirde  13. yy.’da Orta Asya’dan bu bölgeye gelen Kıpçak (Kuman) Türklerinin torunları yaşamaktadır. Başka bir Türk boyu olan Bulgarlar, yedinci yüzyıldan beri bölgeye yerleşmeye başlamışlardı zaten.   10. yy.’dan beri Müslümanlığı kabul eden Bulgarlar daha sonra Altın Orda Devleti’nin etkisine girdi, Altın Orda Devleti zayıflayınca da Kazan Hanlığı kuruldu (1437-1556). Ne yazık ki Türk ve Müslüman dünyası için stratejik önemi  olan bu Türk Hanlığı, iki ay kadar süren kanlı çarpışmaların ardından 15 Ekim 1552’de Ruslar tarafından alındı.

Böylece Orta İdil bölgesinde milattan sonra VI. yüzyıldan beri devam etmekte olan Türk hâkimiyeti sona ermiş oldu.

Kazan’da Türk hâkimiyeti bitmiş olsa da Türk varlığı günümüze kadar devam etmiştir. Çünkü Kazan, Rusya’nın en eski şehirlerinden biridir ve yüz civarında ayrı milletten insanın yaşadığı Tataristan’ın başkentidir. Nüfusun %50’den fazlası Türk kökenlidir, ikinci sırada ise Ruslar yer almaktadır. Rusça ve Tatarca devletin resmî dilidir.

Tataristan, Müslümanlığın yanında çeşitli dinlere ev sahipliği yapan, bu nedenle 1000’den fazla dinî derneğin kayıtlı olduğu laik bir cumhuriyettir. En yaygın olan dinler ise Müslümanlık ve Ortodoksluktur. Kazan’da camiler, Ortodoks-Katolik tapınakları ve kiliseleri, sinagoglar ve diğer dinî  merkezler vardır.

İşte tam da burada, eski Tatar Sokağı’ndaki kütük evlerden, Kazan Kremlin Sarayı’ndan (şu an yönetim merkezi), Tatarların millî kahramanı Musa Celil’in heykelinden, mavi beyaz Kul Şerif Camisi’nden, söz etmek gerekir.

Özgün mimarisi ile dikkati çeken Kul Şerif Camisi, Hanlık döneminde şeyhülislam olarak görev  yapan ve Rus işgaline direnen Seyit İmam Kul Şerif’in anısına yaptırılan, mavi beyaz minareleri ve kubbesi ile Rusya’nın en önemli eserlerinden birisidir. 

Kazan Hanlığı

Ya halk arasında efsaneleşen, Süyümbike Sultan hakkında duyduklarımız…

Süyümbike Sultan’ın kahramanlığını ve çileli hayatını öğrenince hem gurur duyuyor hem de üzülüyorsunuz. En sonunda Kazan’dan ayrılınca söylediği:

“Dertli Kazan, kanlı şehir,
Başından düştü tacın,
Han’sız kaldın, koca şehir,
Artık sana şenlik yasak!” 

sözleri halkın dilinde hâlen söyleniyor.

Kazan, Türk ve Müslüman kimliğinin  bölgedeki etkisi açısından çok önemli bir şehirdir.

Neden mi?

Aşağıdaki tabloya baktığımızda Kazan’ın tarihî önemi çok net görülüyor. Kazan;

  • 1437-1552’de, Kazan Hanlığı’nın başkenti
  • 1708-1920’de, Kazan vilayetinin  merkezi
  • 27 Mayıs 1920’de Tataristan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti
  • 30 Ağustos 1990’da, Tataristan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti
  • 7 Şubat 1992’den günümüze kadar ise Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti olarak tarihteki yerini almıştır.

Günümüze kadar devam eden Rus baskısı oradaki Türk ve Müslüman halkın üstünde travmalar yaratmıştır. Çünkü Ruslar, bölgedeki hâkimiyetlerini kalıcı hâle getirmek için çeşitli sinsi planlar yaptılar ve bu planları uyguladılar. Öncelikle Kazan Tatarları ile komşu Başkurdistan halklarını birbirlerine düşman ettiler.

Çünkü, Rusların genel siyaseti, Türk bölgelerinde suni bir çatışma alanı oluşturarak Türk boylarını birbiri ile çatıştırmaktır. Genellikle Türk soylu özerk cumhuriyetlerini denetim altında tutmak için suni bölgeler oluşturup buralara farklı etnisiteye sahip halkları yerleştirdiler. Nahçıvan ile Azerbaycan’ın arasındaki Zengezur bölgesine Ermenileri yerleştirerek Türk dünyasının bağlantısını kestikleri gibi, Tataristan ile Başkurdistan arasına da Orenburg bölgesini sokup, idari yönetimini Rusya’ya bağlayarak, buradaki yerli halkı göçe zorladılar ve başka bölgelerden getirdikleri Rusları Orenburg bölgesine yerleştirdiler. Böylece Başkurdistan ile Kazakistan’ın sınır  temasını kestiler. Çünkü Rus Anayasası’na göre bağımsız bir devletle komşu olan özerk cumhuriyetlerin bağımsızlık ilan etme hakları vardır. Orenburg bölgesini Ruslaştırarak Başkurdistan’ın olası bağımsızlık senaryosunu önlemiş oldular.

Rusların tüm engellemelerine rağmen, Kazan  gelişmeye devam ediyor. Türk ve Müslüman kimliğini sanatta, edebiyatta ve sosyal yaşamda ön plana çıkaran Kazan, bölgenin yıldızı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Evet, Kazan’ın hızlı bir gelişme gösterdiği bir gerçektir ancak diğer Türk bölgelerinde olduğu gibi Kazan’daki Türklerin de gözü Türkiye’dedir. Yüzünü Türkiye’ye dönmüş gençliğin umutlarını biraz daha filizlendirmek gerekir çünkü Türkiye’ye turistik bir gezi yapmak bu gençlerin hayalini süslemektedir. Yer altı ve yer üstü doğal kaynakları, yetişmiş insan gücü ile bölgenin yıldızı olan Tataristan’la  birçok alanda iş birliği yapmak mümkündür. Ağabey konumundaki Türkiye Cumhuriyeti; Tataristan’la  ekonomik ve kültürel iş birliğini geliştirmeli, özellikle Kazan’daki Türk kardeşlerimize yardım etmek, gençliğin hayallerini gerçeğe döndürmek için öğrenci değişim programlarını bir an önce  başlatmalıdır.

Metin YILDIRIM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir