Kentlerin Gerdanlıkları…

Bir kentin içinden nehir geçince o kentin havası değişiyor… Hele bu nehrin üzerinde tarihi köprüler varsa masalsı bir havaya bürünüyorlar… Avrupa’da böyle pek çok kent var… Saymakla bitmez… Paris, Roma, Floransa, Budapeşte, Brugge, Prag… Mesela Üsküp… Vardar Nehri’nin ikiye ayırdığı, bir tarafta Arnavut ve Türklerin yaşadığı eski kent, diğer tarafta Makedonların yaşadığı yeni kent… Bazı kaynaklarda Mimar Sinan’ın eseri denilen kemerli ‘Taş Köprü‘ birleştirir iki tarafı…

Yaşadığım Frankfurt’ın içinden de Ren geçer… Dokuz köprü bağlıyor iki yakayı… Hem ünlü hem tarihi olanı ‘Eiserne Steg‘… Yaya köprüsü… 1869‘da yapılmış… Köprü uzmanı mühendis  Peter Schmick planlayıp yapmış… Alman mühendis Frankfurt’ta bir kaç köprü daha yapmış…

Avrupa’da bir çok kentteki köprülerde onun imzası var… Frankfurt’ta yeni bir köprüye onun adı verildi… Frankfurt’ta bir halk deyişi var… Almanca ‘Kaa Brick ohne Schmick‘ olan deyiş ‘Schmick yoksa köprü de yok‘ demek…

Dün de eşimle Frankfurt’ta nehir kıyısında mutad yürüyüşümüzü yaptık… 9717 adım atmışız… Bay Schmick’in köprüsü ile 1990’da yapılan modern yaya köprüsü Holbeinsteg’i kullandık… İki yaka arasında gidip geldik… Nehrin iki yakasındaki çayırlar doluydu…

Çocuk parklarında cıvıl cıvıl sesler yankılanıyordu…  Piknik yapan aileler, genç gruplar, sarmaş dolaş sevgililer… Heyhat… Virüs salgını sanki unutulmuş… Nehir kıyısına bağlı İstanbul adlı teknesiyle döner, sandviç satan, Meral İmbiss adlı tekne büfenin önünde uzun kuyruk vardı…

Nehirde gezinti tekneleri, sürat motorları bir o yana bir bu yana gidiyordu… Yük ve akaryakıt taşıyan iki nehir gemisi geçti ağır ağır… Köprüdekiler el salladı kaptanlara… Onlar da düdüklerini uzun uzun çalarak selamladılar… Bu alışılagelmiş bir durum değil… Doğulular sever böyle sürprizleri ama Batı da hoş karşılanmaz böyle şeyler çeşitli nedenlerle… Ama dün hoş bir atmosfer yarattılar… Kaptanlar takmadılar kimseyi… Sürpriz yaptılar…

Yaşadığımız kentler, sadece görebildiklerimizden oluşmuyor… Gördüklerimizin arkasında başka şeyler de var… Bunu insan hissediyor… Bilip de göremediğimiz, dokunamadığımız şeyler kenti tamamlıyor… Aslolan  bunları hissetmek…

Örneğin ikinci dünya savaşının sonlarına doğru Amerikan askerleri Frankfurt’a doğru yaklaşmakta… 25 Mart 1945 günü Nazi birlikleri Frankfurt’ta Ren nehri üzerindeki tüm köprülere yerleştirdikleri bombalarla kullanılmaz hale getirir.

Bugün adı ‘Barış Köprüsü‘ anlamına gelen ‘Friedensbrücke‘ isimli köprüye yerleştirdikleri bombalar nedense etkisini göstermez… Vakit yoktur yeniden denemeye… Köprü kullanılır haldedir… Güneyden gelen Amerikalı askerler de bu köprüden geçerek Frankfurt’u ele geçirirler…

Frankfurt’un tarihinin bir parçası da işte bu köprüler… Kimbilir ne tarihi anları sessizce bağrında barındıran bu köprülerden geçerek sağlığımız için mutad yürüyüşümüzü yaptık…  Savaştan 75 yıl sonra…  Yürüyüş mü yaptık zaman tünelinde mi gezdik, o da bir soru tabii…

Halit ÇELİKBUDAK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...