Yine Yaşadığım Mekânlar-III: Hindikuş Dağları, O Dağlar…

Yine kendi çektiğim bir fotoğraf…

Yine yaşadığım mekânlar…

Bu dağlara ilk gelişimdeki duygularımın da yaşım ileri olmasına rağmen ne kadar çocuksu ve ne kadar gülünç olduğunu bu dağlara bu ikinci gelişimde yine bu dağlar sayesinde öğrendim…

İşte onun için buraları çok sevdim, ikidir geldim, kendimi bu dağlara teslim ettim…

Buradaki bütün dağlar, Hindukuş Dağları, o dağlar, o dağlar benim işte…

Hani avcının av olması gibi; gözlemleyendim o dağlarda, gözlemlendim…

”Tek”dim buralarda…

O dağlarla ”bir” oldum, ”bütün” oldum, birleştim…

Hindukuş Dağları ile özleştim, dağ oldum, vadi oldum, oradaki bitki oldum, çayır, çemen oldum…

Bu dağlarda akarsu oldum, aktım…

Bu dağlarda çiçek oldum açtım…

Bu dağlarda rüzgâr oldum, estim…

Bu dağlarda kar oldum, yağdım, güneş vurdu, eridim…

Ben bu dağların, bu coğrafyanın bir parçası oldum…

Asaf Hâled’in ‘Dağların Delisi’ isimli şiirindeki bir dize gibi:

‘benim gönlüm dağa düştü’

Aynı böyle olmuştu, burada benim gönlüm dağa düşmüştü…


Yine kendi çektiğim bir fotoğraf…

Yine yaşadığım mekânlar…

Gökyüzü, yeryüzü, ova yüzü, bayır yüzü, dağ yüzü her yer kül rengi bulutlarla kaplanmıştı…

Doğudan bulutlar arasında sanki nurdan bir pencere açılmış, oradan da hâlâ karlı yüksekliklere güneş ışıkları saçılmıştı; epil epil, pırıl pırıl, ışıl ışıl, parlak parlak, sağanak sağanak…

Doğanın, karların, dağların, ışıkların, vadilerin, yamaçların, parlaklığın ve bulutların o coşkusunu bir nasıl hissettim içimde bir nasıl, nasıl, nasıl?

Bildiğim en hareketli müziklerin ritmi bile sönük kaldı o coşku karşısında…

Antonio Banderas’ın başrol oynadığı ‘’Desperado’’ isimli filmin çok hareketli müziğini hatırladım, bu müziğin bile ritmi sönük kaldı o coşku karşısında…

İşte o an tükendim, eridim, bittim, yok oldum, dağa, taşa, toprağa, bulutlara karıştım…

O anı yaşadım…

O an yine, ”gözlemleyenle gözlemlenenin birliğinden bütünlüğünden” bahseden Kuantum teorisinin ana fikrini hatırladım…

O an Michel Foucault’un ‘’Kelimeler ve Şeyler’’ (Les Mots es les choses) isimli kitabındaki ‘‘bakanın bakılan olduğu’’ tespiti gibi baktığım her ne varsa ben oldum, onlarla bir oldum, oralarda kendimi gördüm…

her şeyle bir oldum, birleştim, tek oldum, bir bütün oldum…

Osman AYDOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir