Bir Yudum Hayat

Bir adım atarken 10 adım sonrası için kötü olacaksa tekrar düşün adımını, tekrar dönme ihtiyacı duyabileceğin kapıyı sonuna kadar kapatma çünkü zamanın ne getireceğini bilemezsin. Anlık tepkilere kurban verme güzel dostlukları, insanlara, olaylara geniş bak her zaman. Çok güvendiğin dağlara kar yağabileceği gibi hiç sevmediğini düşündüğün insan, en zor anında kimse yokken yanında olabilir. Tutarlı olursan her zaman lehine işler zaman ve insanlar, tutarsız davrandığında belki kötüler umursamaz ama unutma ki dürüst insanlar tutarsız, çıkarcı davranışları görmezden gelmez; ona göre tavır koyar. Sana yapılan iyilikleri asla unutma, vefasızlık senden kaybettirir, en zor zamanında yanında olan veya olanlara sırtını dönmen senin basitliğin ve belki de kompleksindendir. Sizin mutluluğunuz başkalarının mutsuzluğuna yol açıyorsa aslında siz mutlu değilsinizdir. İçinde çöl olan dışarıya gül bahçesi sunamaz.

Çok iyi karakterli insanı sen bir yönünü beğenmediğin diye tümden kötü görürsen içine dön hemen, onda algıladığın koca leke aslında sende olandır. Unutma ki objektif bakarsan insanlara, olaylara sağlıklı sonuçlar, yorumlar elde edersin. Bir yönü çok iyi diye, sana güzel göründü diye kişiyi tümden mükemmel görme, çünkü bazen ihtiyacın olan bir duyguyu birisi verince anlık coşkuyla, sağlıklı olmayan karar alırız ona bağlanırız belki ama zaman gelir en ağır darbeyi o vurur bize. Başkalarını hatalarıyla, kusurlarıyla kabul et; çünkü hepimizin bir yanları eksik senin de öyle. Başkasından kendin gibi olmasını beklersen o insana saygın nerde kaldı, bu onun varlığını hiçe saymak değil midir? Başkası da seni kendisi gibi yapmaya kalkarsa, o zaman sen buna razı olur musun? Başkasının kendi gibi olmasını istiyorsan onu olduğu gibi kabul et. Olduğu gibi kabul etmezsen onun maske takmasına sebep olabilirsin.

İnsan beşer, şaşar bunu unutma. Eksik olmamız lazım ki imtihan olsun, arayışımız olsun kendimizi bulmak için, birbirimizle yürekten kuracağımız köprüler emin ol eksik yanlarımızı artıya götürecek, o zaman insanlardan beklediğimiz güzel tavırlar alacağız. Başkasından hoşgörü bekliyorsak, hatalarımıza karşı yapıcı anlayış bekliyorsak onun şartı bizim de öyle davranmamızdır. Nitekim “üç gün üst üste küs kalan kişiler bizden olamaz ” der Peygamberimiz. Kimselere güvenmezsen unutma ki kimse de sana güvenmez. Önce kendini tanı, kendine güven sonra başkalarını iyi analiz tanı veya mesafe koy. ’’Kimseye güvenme” olayı derin, duygusal darbelerin ürünüdür ve buna uyanlar daha derin darbe yemekle kalmaz,  zamanla başkaları tarafından güvenilmez olarak tanınırlar.

Sadece senin dünya görüşünde diye kişileri her zaman kayırma, yanlışı olan varsa senden olsa bile uyar , gerekli tavrı al. Seninle aynı fikri savunmasa da başka insanların doğrularını görecek kadar, kendi insani özünle tutarlı olmasını bil ve yeri geldi mi kimden olursa olsun, zalimin değil hakkı yenenin yanında ol, çünkü zulmün kapısı aslında aynıdır. Kötülük etiket tanımaz. Aşık olduğun, sevdiğin kadın / erkek kimse onu elde etmek, kaçırmamak için sürekli telaşın varsa, sevgini bin bir tür yolla ona ifade ediyorsan, aynı zamanda herkesin seni terk edebileceği durumda yanında anne baba olacaktır ve onlara âşık olduğun insandan çok  fazla değer ver çünkü aşık olacağın başkaları çıkabilir ama başka anne baba bulman imkansız. Sana kötülük yapana kötülük yapma, usulünce anlat, anlamıyorsa içinde onu affet, unutma yargılama makamı ancak Allah’ tır, bize düşen her zaman herkesle helalleşmek, hakkımız varsa helal etmek.

Nitekim hakkını helal etmediğin için o kişi sorun yaşarsa, bundan mutlu olmazsın sanırım. Kuran der ki : Kim zerre kadar iyilik yaparsa karşılığını görecek kim de zerre kadar kötülük yaparsa karşılığını görecek. O zaman Allah bile kulunu son ana kadar affetme durumunda, merhametindeyken biz kim oluyoruz da başkasını affedemiyoruz, yargılıyoruz, küçük görüyoruz, gıybetini yapıyoruz, sence bu kibir değil mi? Çünkü sevgili Peygamberimiz der ki :”Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsanız, iman etmezseniz asla cennete giremezsiniz.’’ Başkasının kötülüğünü isteyerek, sürünmesini talep ederek mutlu olunmaz.

Kapına bir ayyaş da gelse, çöpçü de gelse devlet başkanı da gelse aynı titizlikle karşıla, asla ayrım yapma, bilemezsin kim Allah’a yakın kim uzak, takvası kim iyi, bunun ölçüsü asla dünyalıklar değildir. Unutma ki Peygamberimiz mal, mülk makam düşkünü olmadı, hepsini tepti, ayı sağ elime güneşimi sol elime verseler de insanlara hakikati anlatmaktan vazgeçmem dedi. Güvenme malına, makamına, güzelliğine, yakışıklılığına, popüler olmana, güvenme alkışlara ki bunların Allah katında hükmü yoktur!! Kalp durunca şöhretin kalbini, yaşamını geri veremez.

Herkes seni övse de Allah senden yüz çevirmişse işin zor, herkes senden yüz çevirmiş olsa da Allah seni seviyorsa asla üzülme, muhakkak dönüş ancak O’ na ki sonsuz mükafat dünyada değil Allah’ ın yanındır. ”Önünde koca ömür var” diyenlere aldanma, unutma ki sabaha mezarda olmayacağını garantisi yok. İnsanlara, kendine bu hayatta son gününü yaşıyormuş gibi davran, onları bir daha göremeyecekmişsin gibi davran, çünkü ölen çoğu insan çoğumuz gibi, ölümü unutarak ölmüşlerdi, sevgi yerine nefret ektiler, affedemediler, yarınları için sürekli para, pul hesabı yaparken insanları kırdılar.

Goethe’ nin dediği gibi ”Mezardakilerin pişman olduğu şeyler yüzünden dünyadakiler birbirini yiyor.’‘ Akrabayla, komşuyla aranı iyi yap, hallerini sor, unutma ki onarın üzerimizde hakkı var, sırf sizin kafanıza uygun değil diye onları dışlamak, küçük görmek, aramamak seni alçaltır, zor anlarında gerçek maddi manevi fedakarları en başka akraba yapar bunu unutma.!! İnsan her zaman başkasının varlığına gerek duyar. Ayrıca yaşarken gönülden bağ kuramadığınız kişiyle o kişi ölünce gönülden bağ kurmanızın önemi yoktur.

Bazı insanların makamı, dış güzelliği, parası, kariyeri olmazsa kimsenin değer vereceği yok. Ki zaten böyle insanlara verilen değer aslında onlara değil sahip olduklarınadır. Böyle kişiliksiz varlıkların ilişkileri sahtedir, iyi günle sınırlıdır, ilişkileri politiktir genelde. Kanka bilinen böyle tipler zor zamanlarda çok rahat birbirini satar. Bunlar toplumda üretken, iyi işler yapanları da engellemeye çalışır komplekslerinde ötürü, kendi çıkarları gider diye. Bu çağda doğru, tutarlı, idealist insanların yoldaşı, anlayanı, seveni az olur. Negatifliğin çok olduğu toplumda insan gibi olmaya çalışanlar sürüden olmadığı için negatif algılanır.

Unutulmasın ki normallik kavramı çoğunluğun yaptığı davranışların doğru olmasını öngörmez. Normallik toplumda genelin yaptığı tutumları davranışlardır. Bu genel kabul görmüş davranışlar kötü olsa da bu normal kavramını değiştirmez. Toplum zamanla kendi sorunlu yanlarını normal görmeye başlar, hem şikayetçi olurlar hem de aynı tutumlar kabul görür, tersi davranışları yapanları bastırmaya negatif göstermeye çalışırlar.

Anormallik insani değerler çerçevesinde iyi olabilir. Pozitif, idealist insanlar her zaman engellerle karşılaşır ki bu zaten işin doğasında var. Unutulmasın ki iyi insanı kötüler anlamaz. İyiyi anlamak için en azında iyi niyetli olmak lazım. Kendini egosuna, komplekslerinde kaptırmamış insan hep coşkulu, üretkendir, heyecanlıdır. Yalnızlık ise ruhunu nefsine kaptırmış, başka insanları insan olduğu için çıkarı için gören insanların görmek istemediği acı verici yanlarıdır. Benzer ruhlar birbirini anlar ancak. Sorunlu toplumda tutarlı insanlar bir çok kesimin hışmına uğrar. Bu zamanda arkasından konuşulmayan, kuyusu kazılmayan, iftiraya uğramayan, yalnız bırakılmayan, engellenmeyen, karalanmaya maruz kalmayan insan başarılı olamaz, idealist olamaz. İş yapan insanlar eleştirilir, idealleri olmayan, üretmeyen insanlar eleştirilmez, zorluklar yaşamaz, hataları masum görülür. Göz önünde olan idealist insanların faaliyetleri dikkate alınır, aşırıya kaçırılan değerlendirmeler birilerin derin aşağılık komplekslerinin ürünüdür.

Makam sahibi insanların pespaye, çıkarcı kişilikleri onlara geçici haz, imkan verse de uzun vadede kaybeden onlar olur, unuttukları ölüm boğazlarına gelince yedikleri maddi manevi kul hakkı, onların sonunu kötü yapacaktır. Ama ölümün mezarın dönüşü yok, kulak arkası edilen, lafı açılınca çıkarcı insanların sıkılıp konu değiştirdiği ölüm en sağlam adaletin tecelli edeceği mükemmel bir noktadır. Mutlak ak koyun, kara koyun Allah’ın adaleti ile sağlanacaktır. Ve belki iyiler her zaman azınlıkta olacak, zorluklar yaşayacak. Fakat bilinmeli ki kargalar sürüyle uçar, kartallar yalnız uçar.

İnsana bazen kitaptan çok bilge insan lazım oluyor. Yol yoksa yol olmak lazım, yol olmak çoğu zaman sabır, azim, ufku görmekle mümkün. Ah ne zor herkesin anladığı kişi olmak ki; orda yok olan çok şey olur… Yaşamak kendine, her şeye direnmek, En saf halimiz acı vermediği zaman bize, mutlu olmaya başlayacağız o zaman… Zamanı harcarken insan aynı zamanda ”zaman ne çabuk geçiyor” der, Zamanın içinde kaybolan ruhlar hangi rıhtımda sabahlar, olmayan rotalarıyla.

Güzel dostluklarınızı olur olmadık yerlerde polemiğe, monologa dönen kısır siyasi tartışmalarınıza kurban vermeyiniz. Farklılık olağan farklılıktan dolayı sürtüşme, kavga normal değildir. Olgun insan başkalarını farklı olsa da olduğu gibi kabullenen  onu hatalarına rağmen sevendir, kabullenendir. Nitekim farklı gördüğümüz kişiye göre de biz farklıyız. Herkesten kendimiz gibi olmasını beklemek hastalıktır, bir nevi narsisizmdir. Olgunluk kendimizi, başkasını her yönüyle kabul etmektir. Kabul etmek olumsuzlukları onaylamak demek değildir, kabul etmek uyumdur, hoşgörüdür, egodan sıyrılıp her şeye rağmen insani değerleri üstün tutmak, sevgiyi, dostluğu, vefayı merhameti her şeyin üstünde tutmaktır. Herkes bizimle aynı fikirde olmayabilir ama herkesle ortak insani değerlerde adam gibi yaşayabiliriz. Unutulmamalı ki sırf bizden farklı diye olumsuz görüp reddettiğimiz insanlarda sorun yok, sorun farklılığa tahammül edemeyen içsel çatışmalarımız, bizi her koşulda haklı çıkarma telaşında olan egomuz, travmalarımızdır.  Dostoyevski’yi, Tolstoy’u, Victor Hugo’yu, Leo Buscaglia’yı, Mevlana’ yı, Yunus Emre’ yi okuduğumuz halde bizler farklı düşündüğümüz, yaşadığımız için birbirimize kin, öfke, nefret besliyorsak eğer kusura bakmayalım biz hâlâ cahiliz, hala kendimizle barışık değiliz!!! Oh ne ala; ”Benim gibi olanla selamlaşırım ,onu değerli görürüm , benim gibi olmayan kötüdür, değerli olamaz, sevgiyi hak etmiyor!!! ” Bu anlayış cahil algısıdır, bu anlayış Kızılderilileri katleden anlayıştır, bu anlayışa sahip olanlar dar düşünür, ön yargıları, tabuları çoktur, ilimleri basittir sevgileri azdır koşuldur, korkuları öfkeleri çoktur. Yunus Emre ne diyordu: “İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir sen kendini bilmezsen bu okumak nicedir…” Öğrenmek uygulamaktır, yaşantıda olmayan saygı, hoşgörü bellekte bilgi olarak kalsa değişir mi cehalet…??

Halil KIRIK

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir