Gümüş Kolye

Bir ağustos günüydü, yine yorgun ve keyifsiz uyanmıştım, çünkü gecem bana göre değildi. Can havliyle kendimi balkona attım ve her gün mutlaka biraz seyrettiğim küçük bakımsız ve adeta öksüz bırakılmış köyü seyrettim anlamsızca.

Birden, asfalt üzerinde gelişi güzel ve baygın gibi yatan iki genç ilişti gözüme. Uyku sersemliğimi üzerimden atmak için gidip elimi yüzümü yıkadım… Tekrar balkona geçip biraz dikkatlice bakınca yatanlardan birini tanıdım. O kişi Kadir’di. Müdahale etmek için, bir yardımım dokunabilir düşüncesiyle yanlarına tam gidiyordum ki, tedbirsizce davrandığımı düşündüm. Hemen sağlık ve emniyet müdürlüğüne haber verdim. Sonra yanlarına gittim. Gelen sağlık ekibi ve polisin yanı sıra gazeteci bir kızda gelmişti… ‘’Hayat böyle işte’’ dedi gazeteci kız, ‘’Kimseye eşit davranmıyor, birilerini birileri için yakıp yıkıyor.’’

Bütün şehirler; tenha sokak kaldırımlarında, kapı önlerinde, karanlık ve tehlikelerle dolu köprü altlarında nefretin ve hatta günahın çocuklarını barındırıyorsa insanlık ağır hasta demektir Her köşe başında, her yol kenarında kıvrılıp oturan ve minicik ellerini açıp gözümüzün içine baka baka dilenen çocuklar kimsenin umurunda değil…Akranları okurken tarlalarda ucuz işçilik yapan çocuklar da kimsenin umurunda değil malum. Ancak ateş içimize düşer ki ’Neden’ diye kendimizi, gençleri, anne-babaları, çevreyi mahalleyi, şehri ve hatta ülkeyi ve onu yönetenleri sorgulamaya başlarız. Bu ateş bu çocukları ve ailelerini yaktığı gibi bizleri de yakar, yakabilir, er yada geç ‘’ahh’’ dedi ‘’Böyle gitmez, gitmemeli’’ diye de ekledi kendi kendisiyle konuşurken.

Gazeteci kız bir kaç fotoğraf çekerek olay yerinden hızla uzaklaştı. Yine o zehirden içmişlerdi… Sedeften yapıp verdiğim bilekliği çıkarmamıştı Kadir. Kadirin yüzündeki ifadeyi okumak gerek, yüzlerce sayfa yazı yazılır. Oy yavrum, kıyamam. Nasıl da şık giyinmişti o gün, markalı çorabı ve spor ayakkabısı nasıl da uyumluydu. Uzunca siyah saçları toz toprak içinde kalmıştı. Yolun ortasına adeta ölüme yatmıştı, yüreğim ezildi içim burkuldu. Bu çocuklar bizimdi oysa, sahipsiz de değillerdi. Sağlık ekipleri sedyeye kaldırırken, Kadir’in avucundan buruşmuş kirli bir kağıt parçası düştü, belli ki bir mektuptu bu. Kağıdı yerden alıp düzelten bir emniyet mensubunun yüz hatlarını inceliyor, mana çıkarmaya çalışıyordum. Çok üzüldüğü belli oluyordu. Ben de okumak istedim, rica ettim sağ olsun verdi…                

Anneciğim, bu mektup eline ulaşır mı bilmiyorum. Yazdığım her kelimenin içimi kanattığını, yüreğimi acıttığını bil yeter. Ben size iyi bir evlat, kardeşlerime de iyi abi olamadım, bunun için çok üzgünüm. Her zaman zarar verdim, hep dert oldum, tasa oldum. Beni bağışlamanızı istiyorum haddim olmayarak, herkese kötülüğüm dokundu, paranızı çaldım, o yetmedi başkalarının malını da parasını da çaldım, hırsızlık yaptım, nankörlük yaptım. Hasta babama da dünyayı dar ettim adeta. Kısacası sizde dâhil tüm yakınlarıma hayatı zehir ettim.

Yaptığım bunca kötülükten sonra duyduğum pişmanlığın bana verdiği ıstırabı anlatmam mümkün değil. Ama içimde hep bir iyileşme umudu vardı, olmadı, başaramadım. Ben suçluyum kabul, ama bu zehri satanlar, üretenler, onlara göz yumanlar… Onlar çok mu masum? Bir gün adil bir mahkeme gerçek suçluyu,suçluları bulur belki. Kim bilir. Evi iyice elden geçirin, bir yerlere para saklamıştım, bulun. Şu an en sevdiğim arkadaşımla ölüme yürüyoruz. Tek dostumuz geceye ve onun karanlığına sığınarak. Ölümüm yakın, soğukluğunu hissediyorum yanan vücudumdan, tutam tutam saçlarımı yoluşumdan belli….

Artık yakında aranızda olmayacağım, sevdiğim kıza selam söyleyin… Dolabımda bir gümüş kolye olacak, onu ona verin… Kız bizim mahallede bakkal Recep Amca’nın kızı Gülten… Elveda güzel annem, kardeşlerimi öp, babama selam söyle… Henüz on dokuz yaşıma yeni girdim ve bu zehir hayatı bana zehir etti. İçimde ukde olarak kaldı, şöyle doyasıya sana sarılamamak. Ellerinden öpüyorum canım annem. 

Aysel ÖZDEMİR                                                                                                                    

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...