Güneşi Beklerken

Sürekli yarım bırakıp her bir şeyi yeni bir şeye başlamaya çalışmanın ne demek olduğunu bilmezsiniz siz; bir kitaba başlayıp ilerleyememeyi, bir şiir yazsam deyip yerinden kalkamamayı, yazıya başlayıp yarıda bırakmayı o yazıyı… Tekrardan açacağım deyiverip günbegün solmayı, inatla uyanıp hayata tutunmayı. Kalemini sevmeye çalışarak o defterden o deftere atlamayı ve ağlayıp tıkanmayı… Mutluluk oyunu oynayıp içten içe yok olmayı, bilemezsiniz. Birine defalarca güvenip yarı yolda bırakılmayı… “Hadi be oradan! Dünyanın kederlisi bir sen misin?” deyişlerinizi duyuyor, hepinize kulaklarımı sonsuza değin kapıyorum. Şimdi düz giden bu yazıyı şiire çevirsem kabul görmez bilirim. Benim kalbim de bu dünyada kabul görmedi nasıl olsa.

Uzun süreceğini sandığımız hayatlarımız baharda açıp bir süre sonra kuruyup giden çiçekler gibidir, evet. Zannediyoruz ki çok uzun yaşayacağız, hayır! Ömür, uzun uzadıya yaşayacağımızı zannettiğimiz bu ömür göz açıp kapamayı beklemeyecek kadar kısa. İnsanlar olarak bizlerin her daim ümidi var, ne garip! Kavuşunca ayrılığa dair, kopunca bir şeylerden kavuşacağımıza dair umutlar besliyoruz, hüzünlü ve bir o kadar da umut kırıcı …

Bir adımız var evet, adımlarımız var bize ait… Gökyüzüne baktığımızda mavimiz, kalbimize baktığımızda bir karamız var. Hayat, hunharca yaptığın alışverişi kepenklerin indirilmesi sebebiyle engelleyendir. Paran varsa daha hiç eden, paranı hükümsüz seni lüzumsuz kılan, başını ellerinin arasına aldırıp kara kara düşündüren ama eylemsizliğe seni iten, cesaretsizliğine cesaretsizlik ekleyen hayat… Şimdi şu zorlu günlerde herkes kendi nezdinde hayatın tanımını yapabilir. Tanımı binlerce yapılan hayatın içinde gülmek de var solmak da.

Zaman içinde yok olup gidiyor değerini bilmediğimiz her bir şey. Kalabalıklar arasında da olsak yalnızız, toprağa nasıl yalnız gömüleceksek işte öyle yalnızız. Hayatın bir tanımı daha, yalnızlık. Seçilmiş veya itilmiş yalnızlık… Seçilmiş bu yalnızlığın içinden güneşi beklerken yazıyorum; yazabildiğimi, kör kuyulardan çıkabildiğimi ve umut edebildiğimi varsayarak… Umut varsaymak değil midir nihayetinde. Gelmese bile beklenen güzelliğin geleceğini varsaymaktır. Zamanın ve dünyanın kıskacında kalarak karanlıklar içinde aydınlığı umarak takvimleri deviriyoruz ve bahar da bitiyor, hoşçakal bahar…

Tuğba ÇİÇEKYURT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...