İşinin Ehli Bahadır Usta

Kurban bayramı öncesi hazırlıklar son hız devam ediyor. Biliyorsunuz ki Kurban Bayramı’nda bıçakların keskin olması çok önemli. O nedenle eşim evde ne kadar bıçak varsa toplayıp, Bahadır Usta’ya götürmek için hazırlıyor. Bıçakları bu sene Bahadır Usta’ya bileyleteceğim, işinin ehlidir, diyor. Ben bilmem, işinin ehliyse, Bahadır Usta’ya götürsün tabii ki. Aradan geçen birkaç günün ardından bıçaklarımız bileylenmiş bir şekilde geliyor. Hepsi de çok güzel olmuşlar. Görseniz ışıl ışıl parlıyorlar. Kurban Bayramı’nda kullanıyoruz yeni bileylenmiş bıçaklarımızı. Hepsi de iyice keskinleşmiş. Kullanırken Bahadır Usta’yı yâd ediyoruz. İşinin ehliymiş, diyoruz. Kurban Bayramı’nın 2.günü eşimin memleketine doğru yola çıkıyoruz. 10 gün tatil. Tatil dönüşü dört gün evde kalıp, bu sefer yazlığa gidiyoruz. Evde kaldığımız bu dört gün süresince hep dikkatliyim. Bıçaklar çok keskin çünkü. Dikkat etmek lâzım. Yani, Bahadır Usta’da işinin ehliymiş, diyor eşim her fırsatta. Neyse, lafı fazla uzatmayayım. Yazlıkta üç günlük kısa bir tatil yapıp, evimize dönüyoruz. Hava sıcak, malum yaz günü. Su iç, dondurma ye hiçbir şey kâr etmiyor. Eve gelince önce arabadaki eşyalarımızı taşıyoruz. Zaten yoldan geldik, bir de hava sıcak, içim yanıyor. Çok da yorgunum ama mutfaktaki kavuna gözüm ilişiyor. Yatmadan önce birkaç dilim kavun belki içimi ferahlatır düşüncesiyle, kavunu elime alıyorum. Bir güzel yıkadıktan sonra, mutfak tezgâhına koyuyorum. Bıçağı elime alıyorum. Hamle bir, kavunun tepesindeki yuvarlak kısmı kesiyorum. Hamle iki, kavunun dikine bir bıçak darbesi. Hamle üç, kavunun dikine bir bıçak darbesi daha. İşte, elimde kocaman bir kavun dilimi. Offf, ne de güzel görünüyor! Eminim tadı da çok güzeldir diye düşünüyorum. Kokusundan belli. Mis mis. Kavunun çekirdeklerini temizleyip, bir bıçak darbesi ile dilimin bir kısmını kabuğundan ayırıyorum. Sıra son hamlede. Kavun bir bıçak darbesi daha yerse, kabuğundan ayrılacak. Yorgunum ama son bir gayretle, bir darbe daha indiriyorum kavuna. Ahhh! Elimde bir sızı. Elime bakıyorum. Bir santimetreden büyük bir kesik. Yaranın uzunluğu önemli değil de, üzerindeki kırmızı kırmızı kan tomurcukları canımı sıkıyor. Elimin sızısıyla, yüreğimin sızısı birbirine karışıyor adeta. Sanki bıçak elimi değil; yüreğimi kesip, parçaladı. Hemen ilk müdahaleyi yapıp, eşimin yanına gidiyorum.

-Elimi kestim, diyorum. Bahadır Usta, bıçakları çok keskinleştirmiş.

Eşim:

-Tüh, söyleseydin kavunu ben keserdim, diyor. Bahadır Usta, işinin ehlidir diye de ekliyor.

-İyi ama Bahadır Usta’ya söyleyiver, bıçakları bir daha bu kadar keskinleştirmesin, diyorum.

O akşam elim uzun süre kanadı. Hastaneye gitsem mi, gitmesem mi diye düşünürken, elime yara bandı sarıp yattım. Bir yandan da korkuyorum. Ya gece ben uyurken; elim tekrar kanamaya başlarsa, ya fark etmezsem, ya çok kan kaybedersem gibi bir evham eşliğinde uykuya dalıyorum.

Bu olaydan sonra günlerce parmağıma yara bandı sarıp gezmek zorunda kaldım. Çok şükür kurtuldum sargıdan, parmağım iyileşti. 3-4 gündür işlerimi rahat rahat yapabiliyorum. Mutfakta akşam yemeği hazırlıkları yapıyorum. Fasulyeleri ayıkladım, yıkadım. Domatesleri doğruyorum. Peş peşe bıçak darbeleri indiriyorum domateslere. Ama bu sefer dikkatliyim. Malum; bıçaklar keskin, Bahadır Usta’da işinin ehli. Dikkat edilmez mi hiç demeye kalmadan, nasıl olduğunu anlayamadığım bir sızı başlıyor parmağımda. Ardından ince ince süzülen kanlar. Hemen ilk müdahaleyi yapıyorum. Malum, deneyimliyim bu konuda. Zar zor kalan domatesleri doğrayıp, yemeği ocağa koyuyorum. Tek elle iş yapmak ne kadar da zor. Akşam eşim eve gelince “Bugün yine parmağımı kestim” diyorum.

Eşimden gelen cevap kısa ve net:

-Yine mi?

– Bahadır Usta’ya ilet lütfen, diyorum. Bıçakları bu kadar keskinleştirmesin.

Eşim:

– Bahadır Usta, işinin ehlidir diyor.

Neyse ki, bu sefer kesik daha küçük olduğu için daha kısa sürede iyileşiyor. Ama bıçakları elime almaya korkar oldum. Hayat böyle işte; elin kesilir, iyileşir, normal bir durum aslında. Olacağı varmış demek ki. Hayat devam ediyor, evdeki işleri kim yapacak? Ben yapacağım tabii ki. Uzun süredir aklımda, kış için konserve yapacağım. Nihayet domatesleri aldım. Bir an önce konserveleri yapmak lazım. Malum domates fazla dayanmaz; erimeye, çürümeye başlar. Konservelerin kapaklarını kapatması için komşumu çağırırım her sene. Maşallahı vardır bu konuda. Sağ olsun bugün de yardıma geldi. Ben zaten domateslerin çoğunu doğrayıp bir tencerede kaynatmaya başlamıştım. Diğer tencere için az miktarda domates kaldı. Hani; 10 tane mi desem, 15 tanemi desem. Ben domatesleri doğrarken, komşumda tencerede kaynayan domatesleri kavanozlara doldurup, kapağını kapatıyor. Ne güzel herkes kendi işiyle meşgul. Şu iş bitse de, bir kahve içsek diyorum içimden. O zaman ha gayret. Domateslere bir darbe, bir darbe daha. İyi işler hızla ilerliyor. Çok az kaldı. 3-5 domates daha darbelerden nasibini alırsa, işlem tamam. Ahhh! Parmağımda ince bir sızı. Bu sefer kesik daha yüzeysel. Alıştım artık, hemen ilk müdahaleyi yapıyorum. Lakin domatesler yarım kaldı.

Komşum:

-Ben doğrarım, sen bırak diyor.

Zaten bırak demese de, bende domates doğrayacak hâl kalmadı ya. Parmak sarılı, geçiyorum bir kenara. Komşum domatesleri doğrayıp bitiriyor, kaynatıyor, kavanozlara dolduruyor. Kışlık konserveler hazır. Sağ olasın komşum, sen olmasan işler yarım kalacaktı.

Eşim akşam eve gelince; “Bugün elimi kestim.” diyorum.

-Yine mi? diyor.

-Evet, yine elimi kestim. Bahadır Usta’ya söyle lütfen, bıçakları bir daha bu kadar keskinleştirmesin, diyorum.

-Hatırlattığın iyi oldu, Bahadır Usta’yı arayacaktım, diyor.

Elimin kesilmesi, bir hatırlatmaya vesile oluyor. Eşim, Bahadır Usta’yı arıyor, konuşacaklarını konuşuyorlar.

-Ya, Bahadır Usta’m diyor eşim. O bıçakları ne kadar keskinleştirmişsin öyle. Eşim, bir ayın içinde üç defa elini kesti.

Uzaktan sesleniyorum.

-Ustaya söyleyiver, bir daha bıçaklarını bileyleten kişilere, birer koli yara bandı hediye etsin.

Usta gülüyor. Bir daha eli kesilirse, cıvık bir hamur koysun kesiğin üzerine diyor. Çok iyi geliyormuş, kesik hızla iyileşiyormuş. İhtiyacınız olursa siz deneyin, ben mutfaktaki bıçakları kaldırmaya gidiyorum. Bir süre meyve bıçaklarıyla idare edeceğim de.

Dilek AÇIKGÖZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...