Maske

Karşına bir ayna al da bak! Oradaki aksi gör!
Hele bir daha bak! O akis nedir?
Mahmud Şebüsteri (1288?-1340?)

Şehirdeki en yakışıklı adamın ben olduğunu biliyorum. Tanrı benim bedenime gizlenmiş. Ta ki bana dikkatli bakan birilerini görene kadar. Böyle anlarda yakışıklı sayılmayı bırak, kara çarpık çirkinliğimin farkına varırım. Şehirliler çok bencil. İnsan denen yaratığı temsil edenin kendileri olduklarını düşünürler. Benim gibiler onlara başka bir yaratık gelir. Sanki insanla hayvan arası.

Neden bana kaygı, acıma, şaşkınlık ve daha çok kafa karışıklığı ile bakıyorlar. Sanki insan türüne bir tehdit gibi. Şaşkınlar, bir an çarpınca görüntüm, gözlerini alamıyorlar benden. Bakışlarında bir donukluk, karşılarında bir duvar. Duvarda bir çatlak var da içinden bir şey çıkacak. Bir böcek, tırtıl, iğrenç bir sızıntı. Ne tarih öncesi ademoğlu, ne uzaylı; farklı bir tür. Karar verememiş, dikkatli baktıkça isabet edecekler,  ne olduğum hakkında. Aşırı görünür olmam, baskın kişiliğimin yansıması, başımdaki hale, zekamın manyetik etkisi diyorum kendime. Her dikkatli bakana söyleyiverseydim, imkan olsa da.

Bilmezler ki görünen ben dışında öznel bir ben var. Büyük aynalara baktığımda ‘Allahım diyorum, Yusuf kimmiş, kara kuru bir ezik. Kadından korkan. Sevgisini ifşa eden cesaretli kadına sırtını dönen, nankör. Yarattığın şu bendeki bakışa bak. Gözlerinden fışkıran zekaya.  Yüzümdeki altın orana.’ İlahi bir el dokunmasa bu kadar güzel olur muydum? Yakışıklı yani.

Her bakışa teşekkür etmekle, nefret bakışları atmak arasında kararsızım. İşiniz yok mu sizin? Ben de dik dik bakışlarımı gözlerine yöneltiyorum. Hemen suç işlemiş gibi kaçırıyorlar gözlerini. N’ooldu? Zayıf insan! Dayanamadın değil mi bu güçlü iradeye? Size bakan ben değilim, ruhumdaki ilahi sır. Bu, vahdaniyet sırrını harekete geçiren ve insanı ortadan kaldırıp rabbani hükümleri ortaya çıkaran logostur.

Bu benim iç konuşmam. Onlar da ‘tipe bak. Karakolun önünden geçse içeri atarlar. Bekçi görse kimlik sorar. Polis denetiminde, suçlu olduğu kanaatiyle GBT’si araştırılır. Lombroso bu tipler için ‘doğuştan suçlu’ demiyor muydu? Her hukuk okuyan, Polis Akademisinden geçen bilir bunu. Bakışlarda geri zekalı olduğum, akli dengemle ilgili kuşkular doğurduğum kesin. Böyle aptallarla dostluk kuramam zaten. Arkadaşlarım iyi, kibar ve sağlam karakterli insanlar sadece. Onlar görünüşüme değil, yüreğime bakarlar. İçte bir derinliği olmayan ne anlasın benden?

Anlasın istersem, bir cümle beyan ederim hemen. ‘Uzaydaki karadelikler gibi cazibeniz!’, derim. Mel mel bakarsa bırak yıkılsın sarhoş diye elimi sallar geçer giderim. Yok, anında uyanırsa, işte derim benim türümden bir dahi. Sapyoseksüel bu, kesin. Beni ben olduğum için dikkate almayana niye değer vereyim?

Oysa hepimizdeki aynı yüz. Kime yaklaşsam, ölümlü insanlara. Gözlerimden yansıyan ışık canlandırıcı bir etki yapar üzerinde. Kutsal bir oyuna dâhil olan çocuklar gibi parlar teni. Gözlerimden taşan nur, ruhuna huzur ve gönlüne neşe saçar. Hayat labirentinde bana rastlamak büyük ikramiye. Zihnindeki hayaller bilincini kamaştırır ve bedeninden soyunup ışık olmak ister. Güzellik et ve kemikten ibaret bedende değil kendinde var olan, hissemize düşen imge. Sizi gören ben değilim dünya, doğa, Tanrı. Ruh, içimdeki benin dış dünyada sizinle karşılaştığı noktada tecelli eder. Gözleriniz ondan kamaşır.

Çirkin şansı nedir? Çirkin olan ben miyim yoksa sen misin? Sendeki eksiklik, nakısa, şeytani güdüler, kötü karakter yüzümde mi tezahür ediyor? Yoksa tekrar bakmak için niye kıvranıyorsun. Ben sana ayna mıyım gerçekten? İçinde dile getirmekten korktuğun ne varsa bende mi görüyorsun? Sendeki öteki, iyi güzel olduğuna dair güveni sarsan tehdidin imgesini mi gördün yüzümde?

Yoksa zaptiyeler uyaracak, ceza yazıp aşağılayacaklar beni. Yüzüm konuşan bir kelime.  Israrla ve inatla bakanlardan koruyan kalkanım. Beni bu kalabalığa karışmaktan alıkoyan  farklılığı örten perde. Sıradan ve tehlikesiz görünmek için yeni makyajım.  Konuşan ve anlatan yüzümü susturan gem.Tanrının eksik bıraktığı ya da fazlalık olarak verdiğini tamamlayan donanım. Bakımsız ruhların arasına karışan artı birim ben artık. Hikâyem sona ermeden beni istatistiğe ekleyen bilimsel yorum. Güzel ve çirkini, nuru ve narı, iyiyi ve şeytanı aynı torbaya dolduran eşitlik.

Bunu anlamak ve tahammül etmek sarstı beni sonunda. Şaşakaldım. Maskemi takayım en iyisi.

Mustafa EVERDİ

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...