Battal Gazi Destanı’nda Kadın ve Aile

Battal Gazi Destanı, VIII. Asırda Emevî kuvvetlerinin Bizanslılarla yaptıkları savaşlarda şöhret kazanmış, asıl adı Abdullah(?) olan Arap kumandanının şahsı etrafındaki menkıbelerden oluşan bir destandır.[1]

Bu kahraman kumandan, Battal Gazi nâmıyla Türk Milleti tarafından, evliya derecesine çıkarılmış, genel kabul görmüş ve mâcerâları yüzyıllardır kuşaktan kuşağa anlatıla gelmiştir.

Olağanüstü bir görünüme büründürülen ve dünya üzerinde Doğudan Batıya ayak basmadığı yer ve gidip savaşmadığı kavim bulunmayan Battal Gazi etrafındaki menkıbeler, yine asırlardır millî-islâmî ruhu kuvvetlendiren kaynaklardan belki en bereketlisi olmuştur. Anadolu’nun hemen her yöresinde onunla ilgili rivayetler vardır.

Battal Gazi coğrafî ve beşerî sınır tanımayan sefer ve kahramanlıkları esnasında, muhtelif kadınlarla karşılaşır. Bu destanda, Oğuz ve Köroğlu destanlarına nispetle çok daha zengin kadın kadrosu ve tipleri mevcuttur.

Bu destanda aile içinde yine kadın ön plana çıkar. Önce annelik özelliği, daha sonra ailenin önemli bir kurucu üyesi olarak eş özelliği ile görülür. Bazen manevî tarafı ile velî olarak ortaya destanda yer alır.

  1. Ailede Eş Olarak Kadın

Battal Gazi’nin eşlerini ayrı bir grup teşkil edecek kadar kabarık sayıdadırlar. Müspet tipteki kadın özellikleri, toplu veya çeşitli meziyetler şeklinde Battal Gazi’nin eşleri arasında dağılmış olarak görülür. Bunlar Müslüman kadın tipini, kahramanlığı, iffeti, hidayete erişi Ve bağlılığı temsil eden şahıslardır.

  • Battal Gazi’nin Eşleri:

Battal Gazi’nin ilk eşi amcasının kızı olan ZEYNEP‘tir. İlk görüşmelerinde birbirlerine âşık olurlar. Zeynep, Züleyha’yı bile kıskandıracak güzelliktedir.

Battal ile evlenirler. Battal Gazi savaşa gittiği vakit, o da ardından gider. Ondan bir an bile ayrılmaya tahammülü yoktur. Bizanslıların eline esir düşer. Bizans Kayseri onu küçük kızı Meh Peyruz’a emanet eder. Battal Gazi karısı Zeynep’le beraber, Müslüman olan Meh Peyrûz’u da kaçırır. Ama artlarından Kayserin askerleri Meh Peyrûz’un üç kardeşiyle beraber yetişirler. Burada karşımıza kahraman kadın tipi de çıkar. Zeynep ve Meh Peyrûz kâfir askerine karşı silâh kuşanıp Battal Gazi’nin yanında savaşırlar. Zeyneb’in Battal Gazi’den Ali ve Nezir adlı iki oğlu olur. Zeynep Battal’a oğul veren iki eşinden ilkidir. Gazi’nin ölüm söylentileri üzerine üzüntüsünden vefat eder.

İlk eşi Müslüman olan Battal Gazi’nin ikinci eşi, Hıristiyanlıktan dönme bir kadındır. Bu, Bizans Kayserinin MEH PEYRÛZ isimli küçük kızıdır.

Destanda Hz. Muhammed’i rüyasında görerek Müslüman olan birçok kadına rastlarız. Meh Peyrûz da rüyasında Müslüman olmuştur. Battal Gazi’ye âşıktır. Onun ilk eşi Zeynep esir düşünce, bakması için Meh Peyrûz’a emanet edilir. Meh Peyrûz, Battal Gazi Zeynep’i kaçırmak üzere yanma geldiği vakit, Müslüman olduğunu, beraberinde kendisini de götürmesini söyler. Battal Gazi onu da yanına alır. Yolda kendilerine askerleriyle beraber yetişen üvey kardeşlerine karşı savaşır. Ağabeylerini savaş esnasında atlarından düşürebilecek kadar savaşmayı bilen ve kahramanlık gösteren bir kadındır. Küçük erkek kardeşi de ona uyarak Müslüman olur. Meh Peyrûz çok güzel bir kadındır. Malatya’ya geldikleri vakit, Zeynep’in rızasiyle Battal Gazi onu eşliğe alır.

Battal Gazi’nin eşleri arasında önce kendisine düşman olan ve kötülük yapmak üzere onunla ilişki kuranlar da vardır. Fakat bu tipteki kadınlar emellerine kavuşamazlar. Battal Gazi’nin tesir dairesine girip, ona bağlanırlar. Bizans Kayserinin vezirinin kızı BEYZ da hile ile Battal’ı öldürmek üzere Malatya’ya gider. Onunla yakınlık kurar. Çok güzel bir kız olduğundan güvenini kazanır ve Battal’ı kendine bağlar. Bir gece onu hançerlemek ister. Lâkin yakalanır. Pişman olarak Müslümanlığı kabul eder. Battal ile nikâhlanır.

Harcın beyinin kızı GÜLENDAM da Meh Peyrûz gibi rüyasında Hz. Muhammedi görerek Müslüman olur. Çok güzeldir. Battal Gazi, kızın babası Tariyyun’un eline esir düşmüştür. Zindanda Kur’ân okurken onun sesini işitir görmeye gider. Görür görmez âşık olur. Daha sonra Peygamberimizi rüyasında görüp Müslümanlığı kabul eder. Battal Gazi ile gizlice nikahlanır. Etrafa Battal’ın öldüğü haberi yayılır. Ve bir yıl ikisi birlikte yaşarlar. Gülendam bir müddet sonra Malatya’ya gönderilir. Battal Gazi’nin ondan Beşir isimli bir oğlu olur. Battal’ın dördüncü eşidir.

Battal Gazi’nin beşinci eşi olan FATMA ise, Zeynep’ten sonra evlendiği ikinci Müslüman kızıdır. Babası Malatya emiri Ömer’dir. Kız, Battal Gazi’ye âşıktır. Evlenmeden Bizans Kayseri tarafından kaçırılır. Battal onu kurtarır ve evlenirler. Fatma iffetli ve eşine karşı büyük sadakat gösteren bir kadındır. Battal yokken bir düşmanın tecavüzüne uğramamak için atıyla kaçarken, uçuruma yuvarlanarak ölür.

Bizans kayserinin kız kardeşi KETAYUN da, Beyza gibi önce Battal Gazi’ye düşmandır. Ona âşık olmasına rağmen bir türlü Müslümanlığı kabul etmez. Battal da bu durumda kendisiyle evlenemeyeceğini söyler. Ketayun bunun üzerine Battal’dan intikam almaya kalkar.

Onu hile ile Bizanslılara yakalatır.

Bizanslılar Battal’ı Erciyes dağında bir kuyuya atarlar. Onun ölümü Ketayun’a çok dokunur. Hele yaşlı bir kralla evlendirilmeye kalkışılması, kendisini çileden çıkarır. Her gün Battal’ın atıldığı kuyunun başına giderek onu bekler. Nihayet Battal’la karşılaşır ve Müslüman olarak onunla evlenir.

Battal Gazi bu eşlerinden başka iki kadınla daha evlenir. Bunlardan HÜMA-YI DİLEFRUZ yine yabancı bir padişahın kızıdır. Battal Gazi ile evlendikten bir müddet sonra ölür.

Kahramanımızın son evlendiği kadın ise Bağdat halifesinin kızı SAFİYE BANU’dur. Battal’ın Müslüman kız olarak üçüncü; evlendiği diğer kadınlarla beraber sekizinci karısıdır. Bir sihirbazın kaçırdığı Safiye Banu’yu Battal Gazi kurtarır ve Hümâ-yı Dilefruz vefat edince onunla evlenir.

Battal Gazi Destanı’nda kadının o kadar ehemmiyetli bir yeri vardır ki, koca orduların alt edemediği kahramanın ölümüne bir kadın sebep olur.

Bizans Kayseri Kanatus’un kızı, artık ihtiyarlamış bir halde bulunmasına rağmen bu büyük kahramana âşık olur.

Battal Gazi son gazasını Eskişehir civarındaki Mesihiye kalesine yapar. Dinlenmeye çekilip, uykuya daldığı bir sırada, Kayserin kızı kaleye yardım etmek üzere yeni kuvvetlerin geldiğini Battal’a haber vermek ister. Yazdığı pusulayı, küçük bir taşa sararak Battal’a fırlatır. Taş, uyumakta olan kahramanın göğsüne isabet eder. Koca kahraman, bu darbe ile şehit olur. Kayserin kızı kaleden çıkar, Battal’ın yanma gelir. Öldüğünü anlayınca, Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olur. Bir hançerin sapını Battal’ın, ucunu da kendi göğsüne dayayarak intihar eder.

Destanda Battal Gazi’ye gıyaben âşık olan kafir kızlarına da rastlarız. Battal’la evlenen Meh Peyruz’un ablaları, Ketayun ve Hümayun da Battal’a âşıktırlar. Ama onunla tanışıp, evlenemezler.

Battal Gazi’nin eşlerinde de gördüğümüz gibi bu destanda kadınların çoğu, Hıristiyanlıktan dönerek Müslüman olurlar. Battal Gazi’yi istemeden şehit eden son sevgilisini de hesaba katarsak, Battal’ın evlendiği dokuz kadından üçü Müslüman kızıdır. Diğer altısı ise Hıristiyanlığı bırakıp Müslüman olduktan sonra kahramanımızla evlenmişlerdir.

  • Diğer Gazilerin Eşleri

Bu şekilde Müslüman olarak diğer gazilerle evlenen kadınlar da mühim bir yekûn teşkil ederler. Battal’la karşılaştıktan sonra Müslümanlığı kabul ederek Ahmet Tarran adını alan Bizanslı kahraman Ahmer’in sevgilisi de onunla beraber Müslümanlığı seçer.

Battal Gazi’den önceki Malatya serdarı Abdüsselam’ın âşık olduğu, Bolu Beyi’nin kızı Nevruz Banu, Müslüman olduktan sonra Abdüsselâm’la evlenir.

Mamuriye beyinin kızı ise, kırk kral kızıyla birlikte bir manastırda yaşarken peygamberimizi rüyasında görerek Müslümanlığı kabul eder. Tarsus beyi Fellahoğlu Muhammed’le evlenir. Diğer kırk kız da Müslüman olarak, o manastırda mahpus bulunan kırk gazi ile evlenirler.

Kıravan şahının kızı da, bir devin elinde esir iken, Peygamberimizi rüyasında görüp, Müslümanlığı kabul edenlerdendir.

Yine Kamer Şah isimli bir hükümdarın kızı, esir bulunduğu sihirbazın sarayında, rüyasında Peygamberimizi görerek Müslüman olur. Bu kızlardan esir olanların kurtarılması, sevdiklerinden ayrı olanların kavuşturulması hep Battal Gazi’ye aittir.

  • Eşlerini Hristiyanlaştıran Kadınlar

Destanda Müslüman erkekleri Hıristiyan yapan bir iki kadına da rastlanır. Frenk beyi Kaytur’un kızı, zindana düşen Kasım ve Mansur isimli iki kardeşi Hıristiyan yapar ve Kasım’la evlenir. Burada kadının din değiştirme karşılığında bir mükâfat olarak takdim edilişi de göze çarpar.

Destanda Hıristiyanlaştırma işini başaran tek kadın Kaytur’un kızıdır. Zira, sahabenin temsilcisi olarak destanda yer alan Abdülvehhab Gazi, Bizans Kayseri Asator’un kızı Burmenk tarafından önce Hıristiyan edilir. Ama daha sonra ikisi de tekrar Müslüman olurlar.

  1. Ailede Kadının Annelik İşlevi

Destanda, Battal Gazi’nin annesi olan SAİDE HATUN’un şahsında Müslüman anne; yine Battal Gazi’yi oğluna benzetip yardım eden ve Hıristiyan olan kadının şahsında da Hıristiyan anne tipleri temsil edilirler.

Sâide Hatun Battal Gazi’nin annesidir. Malatya serdarı olan kocasının ölümü üzerine, oğlu Battal’ın (Cafer) bir an evvel ondan boşalan yere geçmesini arzular. Ama o ara serdar olan Abdüsselâm’la çatışmaya girmesine de razı olmaz.

Mütevekkil bir kadındır. Oğlunun dertlerini devamlı paylaşır. Battal Gazi’nin sefere çıkmak üzere evden her ayrılışı onu üzüntülere gark eder. Ağıtlar yakar. Oğluna son derece düşkündür.

Battal Gazi’nin Tarsus yakınlarında bir kâfir kalesinde rastladığı kadın ise, Hıristiyan anne tipini temsil eder. Burada dikkati çeken husus, din ve milliyet farkı söz konusu olmaksızın, annelik duygusunun bütün kadınlarda ayniliğidir. Bir akarsuyu takiple, yüzerek kaledeki su sarnıcına giren ve müşkül durumda kalan Battal Gazi’nin imdadına, su almak üzere oraya gelen bir kadın yetişir. Battal Gazi’yi oğluna benzetir. Ona sarılarak gözyaşları döker. Yedirir, giydirir ve istirahatini temin eder. Evlât hasreti ile yüreği yanmış olan kadın, oğluna benzettiği Battal Gazi’yle bu duygusunu tatmine çalışır.

  1. Aile ve Toplumda Kadının Yeri
  • Savaşçı kadınlar,

Destanda kahramanlığı ve karakteriyle diğerlerinden ayrılan bir kadın vardır ki, bu Dede Korkut’taki Banı Çiçek tipinin devamı sayılabilir.

ADİN BANU isimli bu kadın at biner, kılıç kuşanır. Evleneceği erkeğin kahramanlıkta çok üstün olmasını ve kendisini mutlaka yenmesini ister. Damat adaylarıyla cenk eder, yendiğinin kellesini alır. Bedrun Şah İsimli akrabası bu kıza talip olur. Meydana çıkıp vuruşurlar. Adin Banu galip gelir. Bedrun Şah’ı öldüreceği sırada, araya Battal Gazi girer ve kızı yener. Adin Banu Battal’la evlenmek ister. Ama Battal bunu kabul etmez. Onu Bedrun Şah’a nikâhlar. İkisi de Müslüman olurlar. Battal Gazi’yi beşinci eşi Ketayun’la Adin Banu tanıştırır. Ketayun, Battal’ı bayıltarak kaçınca, saldıran Bizans askerlerine karşı, babası da içlerinde bulunduğu halde savaşır. Üç gün onlara karşı Battal Gazi’yi korur. Adin Banu Malatya’ya saldıran düşman kuvvetleriyle çarpışırken şehit olur.

  • Veli, Bilge ve hayırsever kadınlar,

Battal Gazi Destanı’nda İslâmî motiflerin kesafeti, kadın tiplerini de etkiler. Diğer destanlarda görmediğimiz evliya-kadın tipi bu destanda ortaya çıkar.

Rastladığımız evliya-kadınlardan ilki RÂBİÂ HATUN’dur. Râbiâ Hatun aynı zamanda tarihî bir şahsiyet olarak da bilinir.

Rivayetlere göre Milâdî 713 yılında Basra’da doğmuş ve 801’de yine aynı yerde vefat etmiştir. Bu tarihler VIII. asra tesadüf eder ki, destanın meydana gelişinde en mühim sebeplerden biri olan Emevîlerin Bizans üzerine seferleri de bu asırdadır.

Râbiâ Hatun zor zamanlarda Battal Gazi’nin yardımına yetişir ve bulunduğu durumdan çıkış yolunu gösterir. Bir defasında zehirlenen Battal Gazi’yj, getirdiği ilaçla şifaya kavuşturan odur.

Rabia Hatun aniden, omzunda bir seccâde, ayağında nalın, elinde bir âsâ olduğu halde görünür. Görevini tamamladıktan sonra, yine aniden kaybolur. Tasavvuf ehlidir. Onun söylediği tasavvufî şiirleri, ikinci karşılaşmalarında Battal Gazi kendisine okur.

Battal Gazi, büyücülerle çarpışırken zor durumda kalır ve imdadına yine Râbiâ Hatun yetişir.

Evliya olmasalar bile, o dereceye yakın bir mevkide gösterilen iki kadın şahıs daha destanda yer alır. Bunlar Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev’in eşi ÜMMÜHAN HATUN ve onun yakın dostu KADINCIK ANA’dır.

Ümmühan Hatun rüyasında Battal Gazi’yi görür. Battal Gazi ondan, mezarını bulup türbesini yaptırmasını ister. Rüya bir çok defa tekerrür edince, Ümmühan Hatun Battal Gazi’nin gömüldüğü yeri araştırır, buldurur ve oraya türbesi ile müştemilâtını yaptırır. Dünya işlerinden el çeker. Bütün servetini Allah yoluna harcar. Battal Gazi’nin türbedarlığını yapacak dereceye gelir. Vefat edince oraya gömülür.

Kadıncık Ana da Ümmühan Hatunun çok yakın bir dostudur. Ondan hiç ayrılmaz. Kadıncık Ana da vefat edince Battal Gazi’nin türbesine gömülür.

  • Olumsuz özellikteki kadınlar,
  1. Fitne çıkaran kadınlar

Destanda bazı kadınlar da fitne çıkarmak için araç olarak kullanılırlar. Bağdat kadısı, halife ile Battal’ın arasını açmak için, Battal’ın halifeye cariye olarak gönderdiği Bizans prensesini kullanır. Onu gizlice İstanbul’a kaçırır ve bunu Battal’ın yaptığını söyler. Battal’la halifenin arası açılır.

Battal Gazi durumu düzeltmek için prensesi gidip İstanbul’dan tekrar kaçırarak halifeye getirir. Destanda, Kız Kulesi’nin, prenses Hümâ-yı Dilefruz’u Battal’dan korumak üzere yapıldığı rivayeti de yer alır.

  1. İffetsiz kadınlar

Yalancı peygamber Babek’in annesi, destandaki menfi kadın tipine örnektir. Bu kadın gözleri kör bir cariyedir. Bulunduğu köye gelen bir hırsızla gayrımeşru ilişki kurar. Ve bu ilişkiden, yalancı peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkacak olan Babek doğar.

  1. Olağanüstü özellikler taşıyan kadınlar,

Battal Gazi Destanı’nda efsanevî özellikleri kuvvetli olan ve destana masal motifleri katan kadınlarla da karşılaşırız. Battal Gazi’nin savaşarak yendiği büyücü bir kadın olağanüstü fizikî özelliklere sahiptir. Yine bir sihirbazın kızı geyik şekline girerek Battal Gazi’yi tehlikeli yerlere sürükler ve zor duruma sokar.

Battal Gazi’nin oğulları Ali ve Nezir ise peri kızlarıyla evlenirler.

İsa KOCAKAPLAN

[1] M. Faruk Gürtunca, Seyyid Battal Gazi, Akpınar Yayınevi, İstanbul 1979.; Ahmet Yaşar Ocak, “ Battal Gazi”, DİA, C. 5, TDV Yayınları, İstanbul 1992.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...