Cumhuriyet Dönemi Öykülerinde Olumsuz Tipler

Sabahattin Ali‘nin Yeni Dünya adlı öykü kitabında, muhtemelen yazarın yaşayıp bir köy öğretmeninin ağzıyla anlattığı “Asfalt Yol” adında bir öyküsü var. İş bu öykünün kahramanı olan öğretmen asfalt yolu olmayan bir köye atanır ve gerek köylüleri gerekse ilçedeki, ildeki devlet görevlilerini bu işe ikna ederek insanüstü bir çaba gösterip nihayet yolu yaptırır.

Yol yapılır yapılmasına ama asfaltı bozuyor diye köylülerin kağnı arabalarının asfalt yoldan geçmesine izin vermez jandarma. Bu yoldan geçmenin tek koşulu, kağnılara lastik teker taktırmaktır. Köylüler, kağnılarının meşeden yapılmış aksına ardıç kömürü sürüp üzerine binen yükün etkisiyle sürtünen ağaç aksamı gıcırdatarak birbirlerine hava atmaktan keyif aldıkları, yekpare ağaçtan yapılmış ve çevresine demir çember çekilmiş eski tekerleklerinin yerine çok da fazla anlamadıkları lastik tekerleği kağnı arabalarına taktırmadıkları için yeni yolu kullanamazlar. Dolayısıyla da eskiden üç dört saatte gittikleri yol ellerinden alınınca, ilçeye ancak beş, altı saatte dağları dolanarak gitmek zorunda kalırlar. ve başlarına bu işi açan öğretmene de büyük hınç duymaya başlarlar. Durumu anlayan Muhtar öğretmeni uyarır ve öğretmen köyü terk etmek zorunda kalır.

Cumhuriyet Dönemi öykücülüğünün klasik konularından biri olan, “köyün ve köylünün aydınlatılması teması”, özellikle Köy Enstitülü yazarlarca romanlarda da yaygın olarak işlenmiştir.

Klasik tahkiye etme biçimiyle anlatılan hareketli öyküde, yazarın meramını eylemler üzerinden yansıtması, kurgunun sağlıklı işlemesi ve geriliminin sağlanması için karşıtlıkların varlığını kaçınılmaz kılar. Bu durum da olay öykülemesinin kurgu tekniği olan “serim- düğüm- çözüm” üçlemesinin olmazsa olmaz koşuludur.

Köy Enstitülü yazarların halkı aydınlatmak için cami yerine mektebi ikâme etme gayretlerinin bir gereği olarak olumsuzlanan imam tipi, birçok öykü ve romanda, hatta dönemin Yeşilçam filmlerinde de sıkça kullanılmıştır. Zira bu tip, modernleşmenin karşıtı olarak tasarlanır hep. Yukarıdaki öyküde bu karşıtlığı körükleyecek unsurlardan biri olan ve geleneği, yerleşik yargıları temsil eden “imam tipi” eksiktir. Bu eksiklik hikâyedeki gerilimin dozunu düşürmüştür. İlk zamanlar devletle özdeşleşen “idealist öğretmen tipi” ise, özellikle İsmet Paşa döneminde, biraz da İkinci Dünya Savaşı’nın ülkemize yansımalarının getirdiği kimi zorunluluklar ve bazı devlet görevlilerin hoyrat davranışlarının köylüyü önemsemeyen bir görüntü çizmesiyle bürokrasiyi önceleyen devletle yollarını ayırır ve köylünün yanında yer alır öğretmen. Bu dönüşüm sonucu bir süre öykülerin kötü karakteri imam olmaktan çıkar ve yerini kuralcı devlet görevlileri alır. Dolayısıyla bu öykünün kaleme alındığı yıllar da büyük bir ihtimalle öykünün kötü karakterinin imam olmadığı yıllara tekabül etmektedir. Gerçi köylünün, kağnı arabalarına lastik tekerlek taktırmamasında eski alışkanlıklarının etkisi olsa da esas neden yoksul Anadolu köylüsünün bu dönüşümü sağlayacak kudretinin olmayışıdır ve öykünün bu şekilde kurgulanması da toplumcu-gerçekçi bir yazar olan Sabahattin Ali’nin düşünceleriyle örtüşür.

Mehmet BİNBOĞA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir