Remzi Gülek’in Şiiri

Aslında sıkı bir şiir okuyucusu değilim. Ama geçmiş tecrübelerime istinaden bir şiiri iyi seslendirebileceğimden haberdarım. Bu yazıya nereden başlayacağımı bilmemekle birlikte, gelişine vurmanın gol olma umudunu taşıdığımı da belirtmek isterim. İlla şiir okuyacaksam ve paylaşacaksam Âşık Veysel‘den dem vurmazsam olmaz. Bir dinletiye, anma gecesine katılacaksam içinde Âşık Veysel geçmeli. Özür dilerim. Mümkündür ki, hayat hikâyesine hâkim olmanın, ruhunun dizelere ilmek ilmek dokunduğu,ıruhumda ince sızı hissettirmiş olmasının da verdiği kayırmacılığı es geçemeyeceğim. Bir de Anadolu sevdamı…

“Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı hardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben saç mıyım.

Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım”

Sadece şu iki dörtlükten ne irfanlar çıkar. Ağdalı üslupla yazılmış ne felsefi cümleler kurulur.

Sizin de meftun olmamanız için kör, sağır, dilsiz olmanız kâfi…

Gözlerinin tedavi edilmesi ile ilgili umut içeren teklife, gözlerini kapatmış büyük ozanı ölümünün 47. seneyi devriyesinde rahmet, minnet ve özlemle  anıyorum.

Bugüne gelirsek. Şiir var mı, varsa nerede? Okuyucu yayımlanan şiir kitaplarını takip ediyor mu? Kitlesi kimlerdir, hissettirdikleri nelerdir, hislerimize tercüman mı olmalı, dağarcığımıza kelime, ahengimize ritim mi katmalı? Uzayıp giden sorular silsilesi zihnimde uzayıp gidiyor.

Belki bir şiir kitabı ile “şiir hayatımızın neresinde?” sorusuna cevap bulma imkânını elde edebiliriz.

“Umudun ve Umutsuzluğun Ötesinde” isimli Remzi Gülek‘e ait şiir kitabı bunlardan birisi. Kitabı elime aldığımda kitabın ismi ile ilgili acabalarım oldu. Hemen heybemden ön yargılarımı da alıp geldim. Çünkü  bir şiir kitabıydı elimdeki.

Kitaba neden bu kadar uzun bir ismin verilmiş olduğunu düşündüm. Umudun ötesini elde edilmis bir beklenti ile mukayese ettim. Umutsuzluğun ötesini de depresif bir çıkmaz sokak ile; ölümle…

Kitap kapağında kullanılan kahverengi aslında kitap hakkındaki önyargılarımın üzerine gitmeme neden oldu. Çok eski bir ropörtajda, Rahmi Koç‘un yaptığı iş görüşmelerinde kahverengi giyinen kişilerin depresif ruh durumuna yakın olduğu için onlara olumsuz tavır takındığını yazıyordu. Kahverengiyi depresif bir renk olduğu için çevresinde asla kullanmadığını, kullandırtmadığını da okumuştum.

63 adet şiir, 145 sayfalık bir kitap halinde okuyucunun beğenisine sunulmuş. 2020 Şubat’ında çıkan kitabı ilk açtığınızda sizi karşılayan dörtlük şairin ruh dünyasının bugünlere telepatisi gibi:

“Telaşa mahal yok
Hepimiz öleceğiz
Ve o son anda dâhi
Aynı hasretliği çekeceğiz”

2005’ten 2019’a kadar yazılan şiirlerin her birinin altına tarihleri de iliştirilmiş.Ve bu süreç içerisinde kronik depresif hal kitabın son şiirine kadar okuyucuyu derinden sarsıyor.

Şiirlerin başlıklarına baktığımız zaman “yalnızlık” “ölüm” ve “gece” kelimelerinin çok fazla kullanıldığını görüyoruz. Üslupsal bir takıntısı olmayan şairin ilhama yönelik kaleme aldığı şiirleri ile  âdeta Freudsal çıkarımlar yapıp, bir gizemi aralamanın merakına yenik düşüyorsunuz.

“Yaşamdan Payı Eksiltilmiş Çocuklar” başlıklı şiirde yer alan şu dizeler şairin çocukluğuna ait:

“Hayat merhametsiz bir gestapo gibi
Ne vakit kendimiz olmaya kalksak
Ufkumuzu aşan bir suçlamayla tevkif etti bizi”

Samimi bir dil kullanılan kitapta, şairin kelime dağarcığındaki ve hayal gücündeki genişlik de okuyucunun dikkatinden kaçmıyor.

“Asılıyım” başlıklı şiirde yer alan şu dizelere bir göz atalım:

“Fareler dolaşıyor deşilmis karnımın içinde
Böcekler fışkırıyor ağzımdan
Akrepler yuva yapmış gözlerime”

Şimdiye dek düz yazı olarak okuduğum psikolojik kitapların, şiir türünde ilk analizini yaptığım “Umudun ve Umutsuzluğun Ötesinde” isimli şiir kitabının sürüp giden kasvetli havasına ve mısra aralarına serpiştirilmiş olduğunu gördüm. Okuyucu olarak bu fikri sevdim.

İşte o dörtlüklerden biri:

“Ben yoksul bir serkeşim
Kapı Kapı gezer, eşikte uyur, düşlenirim
Ne var ki Kıtmir’im yok
Heyhat kendime Kıtmirlik de etmeliyim”

Kutlu Yayınevinden çıkan, Remzi Gülek‘in sabrı ve ruh dünyasının harmanıyla yayımlanan kitap, aydınlık yarınlara umudumuzu kaybetmeden bakmanın önemini okuyucuya sorgullatığı için kitaplığımızdaki yerini şimdiden aldı.

Hakettiği değeri bulması umuduyla…

Dilek BASTAÇ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir