Teneke Trampet, Yalnız Gezerin Düşleri Yada Gidip De Dönmeyesim Var

Teneke Trampet insanın kendiyle yüzleşme romanıdır. Günter Grass bu eseri Nazi döneminde verdiği kararlarla yüzleştiği bir dönemde kaleme alır ve şu sözüyle vardığı noktayı âdeta özetler, “Her yere gidesim var, hiçbir yere dönesim yok.” Gurbet dediğimiz kavrama dair söylenmiş etkileyici bir sözdür bu.

Bahsi geçen her yerin çekiciliği, vaatleriyle pişmanlıkları silip yok edeceği fikrini ortaya koyar. Bu fikrin etkisiyse özlem, şevkle hareket etmesini sağlar ve sonu gelmez yolculukların önünü açar. Oysa her durakta aslında bahsi geçen yerlerin pek de beklenildiği gibi çıkmaması, önemli olanın yolculuk olduğunu gösterir.

Yine de buna rağmen yolculuk, sonucu ne olursa olsun tercih edilmiştir. Nietzsche, çalıştığı üniversitedeki durumdan rahatsız olarak tek bir valizle aniden ayrılmıştır ve trene atlayarak uzun bir Avrupa’nın büyük bir bölümünü dolaşmıştır. Yol boyu denk geldiği yerlerdeki şartlardan ötürü tatmin olamasa da, nihayetinde İsviçre Alplerinde bir pansiyona yerleşmiştir. Sonraki yıllarında cennetten bir parça olarak bahsettiği bu dağ yamacı, pek çok eserinin de ilham kaynağıdır.

Nietzsche buraya yerleşmesine rağmen yaptığı uzun doğa yürüyüşleriyle durgunluğa kapılmamakta ısrarcı olur. Tıpkı Rousseau‘nun Yalnız Gezerin Düşleri adlı eserinde aldığı notlar gibi o da zihnini bu yolla ferahlatır ve rahatlar. Çünkü hem Nietzsche hem de Rousseau, toplumsal yapılanmanın bir nevi delilik üzerine oturtulduğunu ve asla ipe sapa gelmeyecek denli bozulmuş halde devam ettirildiğini görmüş ve bundan uzaklaşmıştır. Tıpkı John Lennon ve Avangard eşi Yoko Ono gibi…

Doğa yürüyüşlerini seven bir diğer isim ise Henry David Thoreau‘dur. Sivil İtaatsizlik fikrinin öncüsü olan düşünür, Walden adlı başucu kitabında yalnızlığın asıl yaşam sebebi olduğunu söyler. Ona göre “İnsan vazgeçebildiği eşya oranında zengindir” ve yalnızlığında kendine giden yolu bulur. Nitekim Kafka‘nın da Thoreau‘nun da dediği gibi yalnızlık kalabalıklara çıkınca kendini belli eder. Zira toplumdur aynası…

Bu bağlamda Beat kuşağının önde gelen yazarlarından John Kerouac‘ın “Yolda” adlı eseri de yayınlandığı dönem epey ses getirmiştir. İnsanların iki yüzlülüğünden ve samimiyetsiz davranışlarından kaçan bir adamın serzenişidir. Buna çözüm olarak da tıpkı tüm diğer yazarlar gibi çözüm olarak gitmeyi seçer. “Ne diyeceğimizi bilmeden oturduk. Konuşacak bir şey kalmamıştı artık. Yapılacak tek şey gitmekti.”

Fransız Yazar Louis Ferdinand Celine ise Gecenin Sonuna Yolculuk adlı eserinde birçok yolculuğun ardından asıl yolculuğun içsel olduğunu idrak eden bir kişinin gözünden bizlere seslenir. “İyiliğimi isteyenler, köşeyi dönmemi arzuluyorlardı. Benim tek isteğimse uzaklara gitmekti.”

Yerli yazarlardansa Kinyas ve Kayra’nın yazarı Hakan Günday’ı örnek verebiliriz. Celine gibi o da Afrika’nın ve Avrupa’nın koşullarını görür, en dipten zirveye kadar yükselir. Fakat asıl var olan ve önem arz eden her daim yolculuktur. Çünkü, yolu yurt edinen için kalmak asıl gurbettir; tebdil-i mekânda ise ferahlık vardır…

Emre BOZKUŞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir