Tüfek, Mikrop ve Çelik: Modern Dünya Nasıl Şekillendi?

Tüfek Mikrop ve Çelik kitabı ismi kadar içeriğiyle de ilgi çekici ve değişik bir kitap. Çoğu ezberlerimizi bozan bir içeriğe sahip. Ele alınan konular dolayısıyla bir çok boyuta sahip, farklı düzlemlerde okunup, değerlendirilecek bir çalışma. bütün bu özellikler dolayısıyla yazımız kitabın tüm boyutlarını yansıtmaktan yoksun kalacak. Aslında bu kural bütün kaynak eserler için geçerli. 

Jared Diamond Tüfek Mikrop ve Çelik kitabın Türkçe baskısı için Türkiye’ye özel bir önsöz yazmış. Merak uyandırması için bu özel önsöze değinmeyeceğiz. Zaten kitabın adındaki kelimeler bu kitabı okumak için yeterince tahrik edici. İnsanı cezbeden kelimeler var: Cihad, aşk, iman, özgürlük, isyan vb… Tüfek Mikrop ve Çelik de bu kategoride değerlendirilebilir. 

Diamond bu kitapta insanoğlunun dünya serüvenin önemli kuşak ve kavşaklarını etkileyici bir üslupla anlatıyor. Kitap onlarca yılın tecrübesi. Yazar kitabı oluşturan konuları bizzat kendi coğrafyalarında gözlemlemiş. dünden bugüne insanın serencamını gözönüne getiriyor. Avcılık toplayıcılıktan tarım toplumu ve yerleşikliğe geçiş, tarım toplumundan sanayi toplumuna evriliş, sanayi toplumundan dijital topluma… Bütün bu değişimler kitabın konusu arasında. Dünya bugün neden tek boyutlu hale geldi, aynı coğrafyada yaşayan toplulukların biri niye diğerinden üstün oldu, bazı güçler diğer insan topluluklarını nasıl yoketti bu sorulara cevaplar bulabiliriz. Bugünkü dünyanın oluşmasında silahın, hastalığın ne gibi etkileri oldu bunların cevaplarını da bulabiliyoruz. Kitap bilimsel, akademik bir dille yazılmadığından okunması sıkıcı değil. 

Jared Diamond

Kitapta dünyada altıbinden fazla dilin olduğu ve bu dillerin çoğunun yerini İngilizce, Çince, Rusça gibi dillerin aldığı iddia ediliyor. Dil ve yazının medeniyet açısından önemine ayrıca vurgu yapılıyor. bu sav İnka İmparatorluğu ile İspanyolların mücadelesiyle destekleniyor. “İspanyolların Peru’ ya kadar gitmelerine yardımcı olan ilişkili bir etmen de yazının varlığıydı. İspanyolların yazıları vardı, İnka imparatorluğu’nun yoktu. Yazılı bilgiler sözlü bilgilere göre daha yaygın, daha sağlıklı, daha ayrıntılı ve daha kalıcı bir biçimde aktarılabiliyordu. İspanyolların kendilerinden kat kat üstün ve kalabalık İnkaları yok etmelerinin en büyük dayanağı bu bölgelere seyahat yapan ve daha önce İnkalarla karşılaşanların yaşadıklarıyla yazıyla kayıt altına almalarıydı. Kolomb’un yolculuklarından, Cortes’in Meksika’yı ele geçirişinden sonra İspanya’ya akan bu tür bilgiler İspanyolların Yeni Dünya’ya akın etmesine sebep oldu. Mektuplar, kitapçılar hem insanları başka yerlere gitme noktasında güdülüyor hem da yapılacak deniz yolculuğunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğiyle ilgili bilgiler veriyordu.

Pizarro’nun Yeni Topraklara gidiş serüveni, arkadaşı Kaptan Cristobal de Mena tarafından kaleme alınmış ve Sevilla’ da 1534’te basılmış, Atahualpa’ nın öldürülmesinden topu topu dokuz ay sonra. Kitap çıkar çıkmaz çok satıyor, çeşitli Avrupa dillerine çevriliyor, bunun üzerine İspanyol sömürgeciler Pizarro’nun kanca attığı Peru’yu sağlama almak için oraya akın ediyorlar. Gelelim Pizarro ve İnka kralı Atahualpa arasında olanlara. Atahualpa neden kendisine kurulmuş tuzağa kendi ayağıyla düştü? kitabı okurken Pizarro’nun kurduğu tuzağa Atahualpa’nın kendi ayağıyla düştüğünü açıkça görüyoruz. Onu esir alan İspanyollar da bu işe şaşırıyorlar. Bunun en temeldeki nedenine inen açıklamada okuryazarlığın sonuçları önemli yer tutar. Aynı zamanda İspanyolların silahları da…

Çağdaş medeniyetler Avrupa’nın doğuya yaptığı akınlar ve fetihler sonucunda kuruldu. Avrupalılar bağışıklık kazandıkları hastalıkları yeni coğrafyalara götürdüler. Yerliler alışık olmadıkları ve bağışıklık kazanmadıkları birçok hastalık dolayısıyla yok oldular. Hâkimiyetleri yeni hastalıların yayılması anlamına geliyordu. Çağdaş dünyayı fetihler, salgın hastalıklar ve soykırım yoluyla şekillendiren şey aynı zamanda eşit olmayan halklar arasındaki karşılıklı ilişkinin tarihidir de. Güçsüz, çömez Avrupalılar mikropları ve silahları sayesinde en kadim medeniyet ve imparatorlukları tarihten sildiler.

kitapta insanoğlunun gelişim serüveni anlatılıyor demiştik. İnsanların tarım yapmayı öğrenmesiyle birlikte yerleşik hayata geçmesi aslında bizlere hareketsizlik, hastalıklar ve sıkıcı bir yaşam bıraktı. Avcı toplayıcı atalarımız günboyu hareket halindeydiler, en güzel yiyecekleri en taze şekliyle yiyorlardı. Buğdayın ekilmesi ve beslenmenin en önemli ögesi haline gelmesi insanı yavaşlattı, yeni hastalıklar meydana getirdi.

Avcı toplayıcı atalarımızın aksine modern insan çok hareketsiz, edilgin… Teknolojinin ve medeniyetin yaygın olduğu yerlerde hayat daha pasif. Azgelişmiş toplumlar daha aktif. Bunun zekaya etkisi de var tabiki. Amerikalı çocuklarla Gineli çocukların karşılaştırılması bunu somutlaştırıyor. Yeni Ginelilerin batılılardan daha zeki olma olasılığının nedeni günümüzde Avrupalı ve Amerikalı çocuklar zamanın çoğunu edilgen bir şekilde televizyon, radyo ve sinemayla oyalanarak geçiriyorlar. Ortalama bir Amerikalının evinde günde yedi saat televizyon açık durur. Bunun tersine Yeni Gineli çocukların edilgen oyuncakları yok. Onun yerine uyanık kaldıkları zamanın hemen hemen hepsini etken olarak başka çocuklarla ya da büyüklerle konuşmak ya da oynamak gibi bir şeyler yaparak geçirirler çocuk gelişimi ile ilgili neredeyse bütün araştırmalarda zihinsel gelişimin için çocukluktaki uyarı ve etkinliklerin ne kadar önemli olduğu vurgulanır ve çocuklukta az uyarılmışlığın zihinsel gelişimi değiştirilemez bir biçimde yavaşlattığı gerçeğinin altı çiziliyor. 

Özetle Jared Diamond diyor ki “gazeteciler ve yazarlardan koca bir kitabı tek cümle ile özetlenmesini isterler her zaman. İşte bu kitap için o cümle şu: Tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti ama bu, çevresel farklardan dolayı böyle oldu, o halkların biyolojik farklılıklarından dolayı değil”

Tarih üzerinde coğrafyanın etkileri vardır ve yanıt verilmesi gereken soru ne oranda etkisi olduğu ve tarihin genel seyrinin coğrafyayla açıklanıp açıklanamayacağıdır.

İnka Krallığı kalıntıları

İşte bu soru Jerad Diamond’u ihtiyarlattı…

Bizi ihtiyarlatacak soruları gündemimize aldığımız gün velut dimağların yetişeceği gün olacaktır.

Abdulvahap SERT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...