Türkü

“Türk insanının yazılmayan romanı türkülerde saklıdır.”
A.H. Tanpınar   

Aynı dili konuşan insanların ortaklaşa ürettiği, vurucu bir sözü yakıcı bir nağme ile gönül ateşinde pişirdiği sözlü geleneğin duygu bayrağıdır türküler. Irmak gibi akıp giden hayatın günlükleridir türküler. Ezgiler ise söze giydirilmiş ateşten birer gömlektir.

Yörelerin türkülere çaldığı maya farklıdır, ayırt edici özellikler bu farklı mayadan kaynaklanarak  adeta ülkenin duygu haritasını çizer. Türküler bir coğrafyanın yapısıdır, harcıdır. Türkülerle tanırız yöreleri, köyleri, kentleri. Kemençe eşliğinde Karadeniz’in “atma türküler”inin yanında “Sivas Ellerinde Sazım Çalınır”. Arguvan türkülerinde dertlenir, Eğin türkülerinde içleniriz.

Gönül yakıcı sözlerin ezgi eşiliğinde söylendiği türküler anonimdir,  sözlerinin ve bestesinin kime ait olduğu bilinmez. Hece ölçüsüyle söylenir, genellikle kavuştaklı olur. Acıyı, sevinci, aşkı, ayrılığı kendine özgü ezgi eşliğinde dile getirir. Türkü; Türk’e ait, Türk’e özgü olan.

Bazen kırıktır havası… Deyiş, koşma, sema, tatyan, sallama, karşılama, ağırlama, horon, zeybek olur. Bazen divan, bozlak, maya, hoyrat olup uzar gider.

Annelerin derelerden sırtında taşıyıp sac üzerine serip kavurduğu höllüğüne sarınca sanki ana sıcağında-kucağında kıvrılıp uyuyan hayatının en kıymetlisine fısıldadığı bir ninni olur.

Eledim eledim höllük eledim
Aynalı beşikte (canan) bebek beledim

Bir genç kızın gergefine işlediği nakış gibi aşkı yüreğine işleyen karayağız bir delikanlının dilinde sonsuz terennüm olur türkü. Aşk olur, özlem olur, sarı gelin olur Erzurum çarşı-pazar olunca.

Erzurum çarşı pazar
Leylim amman sarı gelin
İçinde bir kız gezer
Ah nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sona yarim
Elinde kağıt kalem leylim aman
Dertlere merhem yazar

Ah nenen ölsün sarı gelin aman

Kara camışlar dövüşerek inince çayıra damat boynuzlar arasında can verir daha gelin attan inmeden. Gözyaşı olur nehir, yürek parçalanır bir ağızdan feryat yükselir ağıt ağıt yakılır.

Bir oda yaptırdım döşedemedim
Üç günlük ömrümü beş edemedim
Kahpe felek ile baş edemedim
Bu gara bahtıma küsmüş giderem

Giderem giderem
Dudu gumru gibi durmaz öterem
Gelin helallaşın ben de giderem

Türklüler hayatı  kapsayıcıdır, beşikten mezara kadar hayatın bütün katmanlarına sızar, sözü büyüleyip ezgiyle ortaya çıkar.

Türküler ortak üretimdir, bir kişinin dilinde can bulur sonra herkes ona bir ses, bir kelime, bir inleyiş, bir arzu, bir dert katarak yeniden yoğurur. Zaman içinde bir kartopu gibi büyüyerek olgunlaşır.

Türküler tarihi bir belgedir, halkın yaşantısını, duygularını dile getiren kısa metrajlı bir belgeseldir.

Türkü kültürdür, bir duyguyu bir bucaktan bir bucağa taşır. Türkü dildir, sözleri ezgisiyle bütünleştirir.

Uşşak makamında türküler uhrevi bir haz uyandırır. Hüseyni makamı ana makamdır,  Anadolu türkülerinin dilidir. Karcığar makamında doğanın ihtişamı, hareketi, çoşkusu ortaya çıkar. Muhayyer Hüseyni makamından inicidir. Hicaz dertlidir, can yakıcıdır, hüzündür.

Vatanın mühürü sadece mezar taşları değil aynı zamanda dilden dile dolaşan türkülerdir. Türk milleti sevincini, üzüntüsünü, acısını, heyecanını türkülerle dile getirmiştir. Tükülerle doğmuş, türkülerle  içini dökmüş, türkülere derdini açmıştır.

Türküler her yaştaki insana hitap eder ama orta yaşın üstündeki insanların daha çok meyletmesi bilinen bir gerçektir. Bunun bir çok nedeni vardır elbette ama bence önemli nedeni yaş kemale erdikçe çocukluğa daha çok özlem duyulur. Yani insan yaşlandıkça çocuklaşır. Çocukluğundan hatırladığı ilk ezgi de annesinin uyutmak için kulağına fısıldadığı ninnidir. Çocukluğa dönüş; anneye, türkülere, ninnilere dönüştür.

Türküler bir milletin hafızası, bilinçaltı ve ülkenin duygu haritasıdır. Anadolu insanı kırsalda işlerini imece usülü ile halledermiş. Türküler de işte böyle imece usülü ile oluşmuştur. İlk türküyü yakan kişi kıvılcımı tutuşturmuş, sonra dilden dile dolaşarak yeni duygu, yeni nağmelerle genişlemiş ve olgunlaşmıştır.

Mehmet Toygar ÖZDEMİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...