Gelişmiş Ülkelerde İmlâ Kılavuzu Diye Bir Şey Yoktur

Gelişmiş ülkelerde imlâ kılavuzu diye bir şey yoktur… Çünkü imlâları yüzyıllar öncesinden belirlenmiştir… Zaten yazı dili konuşma diline uydurulmağa çalışılmaz… Kelime başlangıçta nasıl yazıldıysa öyle gider… Osmanlı yazı dilini bu yüzden çok severim…

Osmanlı aydını bir çok kelimenin yazılışında 19. yüzyıla, hatta 20. yüzyıla kadar Eski Anadolu Türkçesinin imlâsını kullandı… Bu imlâya devam etseydik belki de şimdi Avrupa’nın en eski yazı diline biz sahip olacaktık… Gelişmiş ülkelerde imlâ konusunda ufak tefek tartışmalar olur… Olduğu zaman da beş on yıllık bir denemeden sonra çoğunluk “peki” derse yeni yazıma geçilir… Almanlar meselâ bir ş sesini yazıda üç harfle gösterirler… Ama biz niye ş sesini sch ile gösteriyoruz, çocuklarımız çok zorlanıyorlar, biz de Türkler gibi şu sesi tek karakterle yazalım demek akıllarına gelmez. Ben her zaman zor olanı tercih ederim… Zor olan en hayırlı ve en güzel olandır benim için… Zor öğrenilen bir şey kolay unutulmaz… Zaten kolay’ın bir faydası varsa hayatta o da zor olanı unutturmamasıdır… İşte gelişmiş ülke insanı zor olanı başarmıştır…

Yıllardan beri yazageldiği dilini zor da olsa öğretmiş ve böylece aslında en kolay olanı tercih etmiştir… Toplumunu yazı keşmekeşinden kurtarmıştır… Çünkü yazı dilinin konuşma dilini takip edemeyeceği açıktır… Yazı dilini konuşma diline uydurmağa çalışmak bir geri kalmışlık alâmetidir… Yazı dili nedir?.. Konuşma dili nedir?.. Ağız nedir?.. Şive nedir?.. Geri kalmış ülke insanı zihninde bu sorulara sağlıklı cevaplar bulamaz… Yeni alfabeyi 1928 yılında kabul ettik… O tarihten bu yana 20 küsur imlâ kılavuzu çıkarılması utanılacak bir şeydir… Bu mesele en fazla yirmi yılda çözümlenmeliydi…

1948 yılından sonra bir imlâ meselemiz olmamalıydı… Kelimelerin öyle ya da böyle yazılması çok önemli değildir… Önemli olan imlânın şu ya da bu sebeple değiştirilmemesidir… Çünkü bir önceki imlâ ile bir çok kitap yayımlanıyor… İmlâ kuralını değiştirdiğiniz zaman, o yayınlara en büyük düşmanlığı siz yapmış oluyorsunuz… Yazı yazan insanlara haksızlık ediyorsunuz… Bir insanın ilkokulda öğrendiği imlâyı değiştiriyorsunuz… Duygularına gem vuruyorsunuz… Duygular yazı ile de dile gelir… Bütün bunların dışında toplumda ikilik yaratıyorsunuz…

Eski imlâyı devam ettirmek isteyenlerle yeni imlâya uymak isteyenler arasında tartışma yaratıyorsunuz… Toplum doğru yolu bulamıyor… Neden?.. Çünkü imlânın doğrusu yoktur da ondan… İmlâ kuralını değiştirmek demek yazı diliyle sürekli oynamak demektir… İmlâmız 1960’tan itibaren yazarların, editörlerin, dil uzmanların meselesi olmaktan çıkmış siyasetin ayağına düşmüştür… Sefil bir durumdadır… Aç bî-ilâç ortada dolanmaktadır, yerlerde sürünmektedir, her gördüğüne el açmaktadır, acınacak durumdadır… Sakın müdahale etmeyin ona… Belki kendi kendine düzelir… Belki kendi ayakları üzerinde doğrulmayı başarır da tekrar ayağa kalkar…

Mesut ŞEN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...