İnsan

Alman Gazeteci ve Yazar Kurt Tucholsky (*)’un “der Mensch” yazısını Mevlüt Âsar çevirdi dilimize.

İnsanın iki ayağı olduğu gibi iki inancı vardır: biri iyi olduğu zamanlar diğeri de kötü günler içindir. İkinci inancın adı dindir.

İnsan omurgalı bir hayvan olup ölümsüz bir ruha ve de fazla ileri gidip yitmemesi için bir memleketi vardır.

İnsanın üremesi doğal yollarla olur, fakat o bunu pek doğal karşılamadığı gibi üzerinde de konuşmak istemez. Evet insan üretilir, fakat buna isteyip istemediği kendine sorulmaz.

İnsan yararlı bir canlıdır, çünkü askere gidip ölerek petrol şirketlerinin tahvillerinin değerinin yükselmesini, madenci olarak çalışıp ölerek maden sahiplerinin kazancının artmasına katkıda bulunur, aynın zamanda da kültüre, sanata ve bilime hizmet eder.

İnsanın üreme içgüdüsü ve yeme-içme dışında iki tutkusu vardır: Gürültü etmek ve kimseyi dinlememek. Aslında insanı dinlemesini bilmeyen bir yaratık olarak da tanımlamak mümkündür. Hele konuşan bilge biriyse onu dinlememesi daha iyi olacaktır. Çünkü dinlerse işine yarayacak ve akıllıca bir çok şeyi çok belki de hiç duymak istemeyecektir. Çünkü insanların daha çok, kendi yapılan vaatleri, övgüleri, takdir ve teveccühleri duymayı sever. Eğer ona övgü düzecekseniz, buna hak ettiğinden üç kat daha fazlasıyla başlamanızı öneririm.

İnsan kendi cinsine bir şey layık görmez, bu nedenle de yasaları icat etmiştir. Kendinin yapmaya izinli olamadığı şeyleri başkalarının yapması yasalar yoluyla engellenir

İnsana güvenilir kılmanın en iyi yolu onun tepesine binmektir. Böylece en azından tepesine bindiğiniz sürece, ortadan sıvışamayacağından emin olabilirsiniz. Kimileri karşısındakinin karakterine güvenir, ama bu emin bir yol değildir.

İnsanlar iki gruba ayrılmıştır:

Düşünmek istemeyen erkekler ve düşünemeyen bir kadınlar. Her ikisi ortak yanı duygu denilen şeylere sahip olmalarıdır: Duygular, en güvenilir şekilde organizmanın belli noktaların harekete geçirilmesiyle ortaya çıkarlar. Bu bağlamda kimi insanlar, duygusallaşmamak için lirik şiirden uzak dururlar.

İnsan hem ot hem de et yiyen bir varlıktır: Kuzey Kutbu’na yaptığı seferlerde orada burada kendi cinsinden örnekler yediği de olur. Ancak bu özelliği, daha vahşi faşizm tarafından dengelenir.

İnsan politik bir yaratık olup çamurdan bir top gibi yaşamayı tercih eder. Bu çamurdan topların her biri hem kendinden hem de diğerinden nefret eder, çünkü onlar ötekilerdir. Bu nefretin diğer adı milliyetçiliktir.

Her insanın bir karaciğeri, bir dalağı, bir akciğeri ve de bir bayrağı vardır; tüm bu dört organ da yaşamsal öneme haizdir. Buna karşılık karaciğeri, dalağı olmayan ve yarım akciğerle yaşayan insanlar da varmış. Fakat bayraksız insan yoktur. Üreme eylemindeki güçsüzlük insanı bir şeyler yapmaya kışkırtır ve bunu bastırmak için bazı yöntemler kullanır: Örneğin Boğa güreşi yapar, suç işler, spor yapar veya başkaları hakkında suç duyurusunda bulunur.

İnsanlar arasında eşitlik yoktur. Sadece yönetenlerle, yönetilenler vardır. Yine de kimse kendi kendinin efendisi değildir, çünkü direnen köle her zaman iktidar tutkunu beyden daha güçlüdür. Herkes kendi kendinin astıdır.

İnsan yaşlanmaya başladığını hissedince dindarlaşır ve bilgeliğe soyunur; dünyanın baştan çıkarıcı nimetlerinden feragat eder. Buna “kendi içine dönme” adı verilir. İnsan, ömrünün farklı basamaklarında farklı tavırlar sergiler: Yaşlılar, alışıla geldiği üzere bir zamanlar genç olduklarını ya da yaşlandıklarını, gençler ise bir gün yaşlanabileceklerini unuturlar.

İnsan ölmek istemez, çünkü ölümden sonra ne olacağını bilmez. Bunu bildiğini zannetse bile severek ölüme gitmez, çünkü yaşlılığın biraz tadını çıkarmak ister. Sonra o “biraz”dan, “ebediyen” olur.

Ayrıca insan bir canlı varlıktır. Dövüşür, kötü müzik yapar ve köpeğini havlatır. Bazen de herkesi rahat bırakır, ama o zaman da hayatta değildir.

İnsanlardan başka bir de Saksonyalılar ve Amerikalılar vardır, ama onları derste okumadık henüz, çünkü zooloji dersini bir sonraki sınıfta alacağız.

Kurt Tucholsky (*)

Almanca’dan Çeviren: Mevlüt Asar

* Kurt Tucholsky, (d. 9 Ocak 1890 Berlin – ö. 21 Aralık 1935 Göteborg), Alman gazeteci ve yazar. Kaspar Hauser, Peter Panter, Theobald Tiger ve Ignaz Wrobel adlı takma adlarla da yazılar yazmıştır. Tucholsky Weimar Cumhuriyeti’nin en önemli gazeteci – yazarlarındandır. Politik bir gazeteci ve haftalık dergi “Die Weltbühne”nin yayıncılarından birisi olarak Heinrich Heine geleneğinde toplumcu – gerçekçi, toplumu eleştiren bir yazar olduğunu kanıtlamıştır. Aynı zamanda bir taşlama (hiciv) ustası, kabare yazarı, şarkı sözü yazarı, romancı ve şairdir. Kendisini demokrat, barışsever ve antimilitarist olarak tanımlayan Tucholsky, öncelikle politika, ordu ve yargı içindeki antidemokratik eğilimlere ve özellikle Nasyonal Sosyalizm’in tehditlerine karşı uyarılarda bulunmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...