“Bir İktidarı Değiştiren Yazar”

“Bizim Köy” kitap olmadan önce bölüm bölüm Varlık Dergisi’nde yayımlandı. 1950’de kitap olarak çıktığında deprem etkisi yarattı. 17 yaşında gencecik bir öğretmenin kaleme aldığı “köy notları”ydı. Kulaklarını ve gözlerini her türlü olumsuzluğa kapayanlara karşı köyden yükselen bir çığlıktı aslında. Köy edebiyatının öncüsü oldu, köy sorunları (Yaban’ı hesap etmezsek) ilk kez bu kitapla gündeme geldi, tartışıldı.

Hatta Adnan Menderes kitabı eline aldı, mitinglerde bayrak gibi sallayarak “köylüyü bu halde bıraktınız” diye propoganda yaptı ve iktidara geldi. Bu nedenle batı basını “Bir iktidarı değiştiren yazar,” diye Mahmut Makal’ı manşetlere taşıdı. Kitap çeşitli dillere çevrildi. 1950’de cumhurbaşkanı olunca Celal Bayar Mahmut Makal’ı Çankaya köşküne davet etti, ne yazık ki ardından da Köy Enstitülerinin izlerini silme çalışılmaları yapıldı. Mahmut Makal’ın en büyük acısıydı bu. Durmadan yazdı, Köy Enstitülerini en iyi anlatanlardan biri oldu. Bunlar bilinen şeyler. Google’ye girdiğinizde hepsini bulabilirsiniz. Ama ben onun gençlere verdiği desteği anlatmak isterim.

İmece Dergisinde

İlk hikâyem 1968 yılında İMECE dergisinde yayımlandı. İMECE Ankara’da çıkıyordu. Ziyarete gittim. Şapkalı bir adam derginin bürosunu süpürüyordu. Yazı işlerinden Nebi Dadaloğlu, Mahmut Makal ya da herhangi biriyle görüşmek istediğimi söyledim. “Otur şuraya gardaşım, gelecekler,” dedi. Temizliği bitirdikten sonra karşıma geçti: “Ben Nebi Dadaloğlu” diye kendini tanıtarak beni şaşırttı. Ben onu müstahdem sanmıştım. Şair ve öğretmendi kendisi. “Gardaşlarım” adlı şiir kitabı çok ünlüydü. Halk şiiri üslubunda yazıyordu.

Sonra Mahmut Makal geldi. Adımı söyler söylemez İmece’deki yazımdan anımsadı. Koltuğumda da bir dosya götürmüşüm. Hoşbeşten sonra utanarak dosyamı söyledim, çok ciddiye aldı: “Gidip şu pastanede oturup bakalım,” dedi. Ulus- heykelin karşısında bir pastane vardı, oraya oturduk. Erinmeden, zaman ayırarak benim yazıları okudu bazılarını ayıkladı, “bunlarda bir yenilik yok. Eğer bu alanda söz sahibi olmak istiyorsan, kimsenin yazmadığı konulara gireceksin,” dedi, bazı yazılarımı övdü, beni cesaretlendirdi, düzeltti, önümü açtı.

Mahmut Makal

Yıllar sonra Mahmut abiyi (1980’li yıllar) Almanya’ya davet ettim, geldi. Derneklerde bir dizi toplantılar yaptık, kitaplarını imzaladı. Evimde ağırlama onurunu bana verdi. O günlerde de kızım Mehtap gencecik. Her gençte olduğu gibi aramızda kuşak çatışması var. Falancaların kızı olarak değil, kendi kişiliği ile ortaya çıkmak istiyor. Hatta bir yerde “baban annen ne iş yapar?” diye sormuşlar. “O da babam kapıcı, annem çamaşırcı,” demiş. Herhalde Mahmut abi bu kuşak çatışmasını fark etti, “Sen bu annen ile babanın önemini kavrıyor musun?” diye sordu. Ben araya girince Nevin ile beni dışarı çıkarıp Mehtap ile uzun uzun sohbet etti. Ondan sonra Mehtap bizi daha anlayarak izlemeye başladı ve hep canımız oldu, eve bağlılığı, kardeşlerine bağlılığı bir kat daha arttı.

Mahmut Makal’ı şimdi konu etmemin sebebi, onun gençlere verdiği önemin unutulmaması ve günümüzde gençlerin daha çok desteğe ihtiyacı olduğunu hissettiğimdendir. Ayrıca Mahmut abinin kendisini yitirdik ama kitapları yeniden basılıyor, okunsun, onu yaşatmaya devam edelim isteğindendir.

Yücel FEYZİOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...