Muaz Ergü Kitabından

Muaz Ergü, Anadolu’nun zinde çocuklarından.

Her an yeni bir hareket başlatmak için yerinde duramayan. Atılım için yerinde saymaktansa ileri, yukarı, yükseğe, bakışlarını sonsuzluğa dikenlerden.

Cennet ve cehennemi içinde taşıyan direniş ruhu ondaki. Tarsus gibi. Tarsuslu. Cennet ve cehennem çukura açılır ama yükseliş yaşatır sürekli. Ashab-ı Kehf sükuneti ve sabrı da ondadır, Makam-ı Danyal da muktesabatında. Yok edilmek istenen, görmezden gelinen, tecrit edilen Anadolu çocuklarının numune-i timsali. Her an yeni bir varoluş aramaktan yolculuğu hiç bitmez. Danyal peygamber gibi yeni bir iddiayı yaşatmak, sürdürmek, sanki onun omuzlarında. Kuzu kadar bünyesinde aslanlar tarafından beslenmiş bir ruh var. Her an halden hale geçer. Hırçınlık, dirilik ve hareket halinde… Durduğu an düşecek bir Amok Koşucusu sayar misyonunu.

Bazen bir dergi ile buradayım der, bazen bir internet sitesi ile. Fiber kablolar arasında bir ışık aramaktan, herkesi eyleme çağırmaktan, sözün bayrağını hikmet burcuna dikmekten alıkoyamaz kendisini. Her insanda bir yazar gücü bulmaktan geri duramaz. Sitesinde kadın yazar sayısını erkeklerle atbaşı koşuya sürer. Birlikte bir arada olmaktan onun kadar anlam arayan başka birini bulmak zor. Kleopatra kapısını yeniden inşa etmek azmiyle dolu. Kadın yazarların her birini Kleopatra görmekten Mısır’a sığmayan bir coşku taşar gözlerinden.

Taşrada metropol rüyası görür. Her meslekten uzman toplar başına. Adres defteri ne kadar kalabalık. Sanki ömrünü insan toplamak için harcamış. Birbirine kurşun atacaklar bile onda bir icmale teslim olur. Kabul salonu gibi gönlü. Hiç kimseyi çevirmez.

Bıraksalar Tarsus’u başkent yapar, büyük bir cumhuriyet kurar her gün düşlerinde. Tarsus mu onu büyüten o mu Tarsus’u evren gibi genişleten? Bilinmeyen muammadır. Tarsus gibi her katmanı yenidünyalara açılır, kadim medeniyetler barındırır gönlünde. Mekânı Tarsus olsa da adımları her coğrafyaya iz bırakmak için sürekli yolculuğa yazgılıdır. Ensar suretinde muhacir kıvamında yaşar hayatı.

Romayı yeniden kurmak için elinde ferman, Fatih’ten el almış  bir akıncı sanki. Donuktaş Roma Tapınağı ile Kubat Paşa Medresesi iç içe geçmiş bir medeniyet projesi Muaz Ergü’de. Her fikre, inanca, anlayışa, zihniyete hayat hakkı tanıyan bir özgürlükçü, fikirlerin çarpışmasından haz alan Hydepark gözetmeni.

Enver Paşa’ya da hayrandır, Medine Müdaafiî Fahrettin Paşa’ya da. Tarihteki yenilgilerimizin telafisi için çırpınan serdar-ı ekremliği murad edinen son yeniçeridir o.  Seferberlik emri beklemez; sülüsünü kendi yazan bir asker, Çanakkale’ye koşan Mehmetçik heyecanı yaşar, her yeni günde. Tüfeği omzunda sürekli, silah çattığı görülmez. Her gece nöbet yazar kendisine, gönüllü ve istekle.

Antik dönemlere bakar, gelecek rüyası görür. Geleneğe yaslanır, istikbali digitalde bulur. Civa gibidir, özgül ağırlığı yüksek, yerinde duramaz. Her gündüz yeni sayfalara akan satırlar gibi kımıl kımıl. Takip etmek, adımlarına ayak uydurmak herkese zordur. Her an yedeğinde sanal küheylanlar kişner, nal sesleri kulaklarında. İlk hedefiniz diyecek bir emir için ufukları gözlemekten önündeki engelleri yok sayar. Uçmak için yaratılmış ama yürümeye zorlanmış bir ruh taşır içinde.

Gündüz ilkokul öğrencilerine ders verirken akşam tezini savunan akademisyen haline geçer. Halden hale geçer, yaşamaktan yorulmaz. Okumaktan, kitap ve yazılarda define aramaktan geçim telaşına zaman bulamaz. Beytülmale uzanmaz, kıt-kanaati derviş muktesidi sayar. Para saydığı görülmemiş, sürekli mısralar düşer her satıra. Şair olmasa da şiirsel bir coşkuya bel bağlar.

Hacı Bektaştan el almış Ahi Evren müntesibi, bedestenlerin yeni bestekârı. Kardeşliği yaşatmak için ahiliğe hayat vermeye çabalar. Kimse onun gibi olamaz. Her an gençlik heyecanı içinde kıpır kıpır bir atomdur o. Atom karınca. Atlıkarıncalar oyalanma onun için. Damarlarında akyuvar yerine ses hızında oklar akar. Bu dinamizm ancak nükleer yakıtla mümkün. Neyle beslenir kimse bilemez.

Not düşmekten asıl metne zaman bulamaz. Bir gün bir atılım yapacak kesin, kimse tutamaz onu artık. O günleri bekleyin, bu insan boşa yaratılmaz. Borcu var mı bilmiyorum ancak bu ülkeden alacaklı. Veresiye yaşamaktan hep mesafelidir peşin alanlara.

Bu da bir okuyuştur.

Muaz Ergü Kitabından.

Mustafa EVERDİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir