Oralarda Orhan Aras Da Var

“Oralarda Orhan Aras da var,” sözünü öylesine yazmadım. Orhan Aras her Bakü‘ye geldiğinde onu heyecanla bekleyen ve karşılayan, Azerbaycan’da onu tanıyanların “abi”si olan, kendine has üslubuyla seçilen, ülkemizin en önemli gazetecilerinden merhum Tofig Abdin‘in aynı başlıkta bir yazısı vardı. 2014 yılında vefat eden Türkiye sevdalısı Tofig Abdin’in Azerbaycan gazeteciliği tarihinde silinmez izi vardır ve bir dönem 525. gazetede yazdığı “Oralarda Kimler Var” başlıklı silsile yazılarda en samimi dostu Orhan Aras‘a da geniş yer vermiş ve onun Azerbaycan edebiyatı için dışarıda nasıl çaba gösterdiğini anlatmıştı.

Çok iyi hatırlıyorum, Azerbaycan’da Ali ve Nino romanı üzerinde kızgın tartışmaların yaşandığı dönemde Tofig Abdin bu konuda da Orhan Aras’la konuşmuş ve köşesinde bunu da yazmıştı. Orhan Aras gibi ben de konu ile yoğun ilgilendiğim için Tofig Abdin’e “Oralarda Ben de Varım” diye bir mesaj göndermiştim.

Tofig Abdin vefat ettikten sonra Orhan Aras yine nasıl vefalı bir insan olduğunu gösterdi ve dostu hakkında “Bu Dünyadan Sen de Geçtin Tofig Abdin” başlıklı bir kitap yayınladı. Bu kitap hem Tofig Abdin’in gazetecilik emeklerini yeninden gözlerimizin önüne getirdi hem de yazar Orhan Aras’ın bir dost, bir insan olarak nasıl bir karektere sahip olduğunu da ortaya çıkardı.

“Orhan Aras daha Nerelerde Var” sorusuna cevap verebilmek için, onun Kaşgar’dan yola çıkarak Avrupa’nın ortasına kadar görerek, tanıyarak yazdığı coğrafyaya ve şahsiyetlere bir kez bakmak yetecektir. “Kaşgar’dan Berlin’e Protreler ve Kitaplar” eserinde o, Cengiz Aytmatov‘u Kırgız bozkırlarından, İsa Muğanna‘yı Bakü’den, Cengiz Dağcı‘yı Londra’dan, Yavuz Bülent Bakiler‘i İstanbul’dan nasıl gözlerimizin önüne getiriyorsa, “Ayrılığın Rengi Hüzün” kitabında da Avrupa’nın soğuk akşamlarından bir hasreti ve hüznü yüreğimizin ortasına getirip bırakmıştır.

Onun son dönemlerde yazdığı “Mavi Gözlerin Aşkı” kitabı bana yakın bir konudan söz ettiği için üzerimde daha fazla tesir bırakmıştı. Azerbaycan’da Göygöl civarında yaşayan Alman kökenli Azerbaycanlı insanların hatıraları ve dramları onun akıcı üslubuyla adeta yeniden canlanmıştır. Alman-Azerbaycan Kültür ve Dostluk Derneği başkanı olarak yıllar önce ülkemizde yaşayan Almanların yaşadıkları yerleri sürekli gezmiş ve konuda kitaplar, makaleler yazmıştım. Bu nedenle Orhan Aras’ın yazdığı kitap sanki benim içinden geçenler gibi bana yakın gelmişti.

Yine Almanya’da yaşamış Türkistan lejyonunun komutanlarından Özbek Türkü Baymirza Hayit‘in hayatı ile ilgili detaylar, Müslüman olmuş Türkçe ve Türk dünyası sevdalısı Ahmed Şmieden‘in vefatından sonra onun hakkında kaleme aldığı yazılar, ülkemizin en önemli araştırmacılarından olan Ramiz Abutalıbov‘u “Moskova’da Bir Efsane” yazısıyla yeniden gündemimize getiren makalesi Orhan Aras’ın yorulmaz bir araştırmacı olduğunu da ispat etmektedir.

Bizim edebiyatımızın son dönemlerindeki en önemli kalemlerinden bir olan ve ardında Mahşer (Nesimi), İdeal gibi onlarca eser bırakan görkemli yazarımız İsa Muğanna hakkında yazdığı yazılarda da özellikle edebiyatımızın 1970. ve 1980. yıllarına ışık tutması ve bizi bağımsızlığa götüren düşüncelerin neler olduğunu göstermesi bakımında da çok önemliydi. Çünkü, 19. ve 20. yüzyılda M.F. Ahundov, Hasan Zerdabi ve Üzeyir Hacıbeyli gibi mütefekkirlerin düşünceleri nasıl 1918 yılında kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin temel taşlarını oluşturduysa, 1960, 1970 ve 1980’li yılların yazarları İsa Muğanna, İsmail Şıhlı, Bahtiyar Vahapzade, Memmed Araz gibi yazarlarımız, şairlerimiz da kapalı Sovyet ülkesinde korkmadan düşüncelerini satırların arkasına saklayarak yeni bir nesil yetiştirdiler ve bizi bağımsızlığa götüren yolu hazırladılar.

Almanların en önemli oryantalistlerinden biri olan Prof. Udo Steinbach gibi düşünce ve edebiyat adamlarıyla irtibat halinde olan, yine Azerbaycan’da Bilimler Akademisi Başkan Yardımıcısı Akademik Prof. İsa Hebibeyli gibi tecrübeli bilim adamlarımızın bilimsel görüşlerinden yararlanan Orhan Aras’ın yazılarındaki ve kitaplarındaki renklilik belki de hem Batı’yı hem de Doğu’yu çok iyi tanımasından kaynaklanmaktadır.

Onunla geçen yıllar içinde hem Azerbaycan’da hem de Almanya’da sık sık beraber olduk. O, sanat ve edebiyat vurgunu kardeşim Barat ile de tanışarak yakın dost oldular. Özellikle onun Barat Abdullayev‘le Bakü’deki 19.yüzyıl mimarisi üzerindeki sohbetleri benim hep ilgimi çekmiştir. Çünkü onlar sadece binaları değil, herkesin önünden geçtiği ama farkında olmadığı binaların büyülü hikâyelerini de anlatıyorlardı.

2010 yılında Almanya’nın Dusiburg şehrinde onunla yeniden buluştuk. Moskova Üniversitesi’nde yıllarca Rus gençlerine anadilimiz Azerbaycan Türkçesini öğreten değerli filologumuz Prof. Bella Sıracgızı (Siracova) da bizimle birlikteydi. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili bir televizyon programına katıldık. O programı yöneten de yazar Orhan Aras’dı ve bizlere Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ile ilgili birbirinden ilginç sorular yöneltti.

Orhun Yenisey abidelerinden Aras Nehri’ne kadar Türk dünyasını, coğrafyasını adı ve soyadı ile birleştiren ve bu konudaki yazılarıyla bizi sürekli hayret ettiren Orhan Aras, aynı zamanda dışarıda yaşayan mirzalarımızdan biridir. Bizim tarihimizde, Mirza Fetali Ahundov, Mirza Celil Memmedguluzade gibi “Mirza” adını alan insanlar hep ellerinde bır ışıkla halkımızın önünü aydınlatmışlardır.

Orhan Aras’ın duyguları, düşünceleri, Iğdır’dan Nahçivan’a, oradan Bakü’ye sonra en çok sevdiği şehir olan İstanbul’a ve oradan da halen yaşadığı Köln’e kadar uzanan yollarda kazandığı tecrübeler ve yazdığı hikâyeler, romanlar duygu dünyamızda her zaman yeni bir kapı açmaktadır.

Orhan Aras olan yerlerde biz de varız.

Cengiz Abdullayev

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...