Şehit Albay Nâzım Bey

Atalarımız, İstiklâl Savaşı’nda büyük zorluklar içinde direnerek düşmanları vatanımızdan kovdu. Bu yıllarda Türk’ün değil, İngiliz ve Yunan’ın yanında yer alan Damat Ferit ve Mustafa Sabrilerin devamı olan günümüzdeki bâzı kişi ve gruplar, Millî Mücadele’yi değersizleştirmek, kahramanlarımızı itibarsızlaştırmak için uğraşıyor, halbuki bugünkü genç kuşaklar, her şeyden vazgeçerek bağımsızlık savaşına atılan, üzerinde yaşadığımız yurdu bize bırakan dedeleri ve nineleri ile gurur duymalıdır.  

Bu yazıda öyküsünü anlatacağım şehit Albay Nâzım Bey Millî Mücadele’mizin gurur duyulacak, kahraman komutanlarından biridir. Bütün hayatı cephelerde geçen Nâzım Bey, 1886’da Kayseri’de doğdu. 1907’de Mekteb-i Harbiye’den teğmen rütbesi ile mezun olduktan sonra, tam 14 yıl boyunca Yemen, Makedonya, Çanakkale, Galiçya, Kafkasya’da savaştı.  Mondros Ateşkes anlaşmasından sonra İstanbul’a giren İngilizlerin kendisini tutuklayacağını öğrenince, Kuvâ-yı Milliye’ye katılmak üzere Ankara’ya gitti.

23 Nisan1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına yakın ve sonraki günlerde yurdun dört bir yanında ayaklanmalar patladı. Bu bir rastlantı değildi. Damat Ferit Hükümeti ile İngilizlerin ortak projesiydi. Bu isyanların en önemlisi Bolu- Düzce’de başladı. Olay, Millî Mücadele’yi tehdit eden boyutlara ulaşınca, ayaklanmayı bastırmak üzere Hendek bölgesine gönderilen 24. Tümen komutanı Binbaşı Mahmut Nedim Bey ve Teğmen Abdülkadir Bey 21 Nisan 1920’de asiler tarafından vahşîce katledildi.

İsyanı bitirmek üzere Miralay Refet(Bele)Bey’in kuvvetleri bölgeye sevk edildi. Bolu-Düzce kesiminde komuta Binbaşı Nâzım Bey’de idi. İsyancılar yakalanıp, katillerden hesap sorulacaktı. Ancak bu yobazlar, Teğmen Abdülkadir’in sünnetsiz olduğu yönünde bir söylenti yaymış, halk da buna inanmıştı. Eşkıyalar, millicilerin aslında gâvur olduğu iddialarını buna dayandırmakta idi. Bunun üzerine, Binbaşı Nâzım Bey, bir doktor ve şehrin ileri gelenleri huzurunda şehit teğmenin kabrini açtırır; katillerin yalan söylediklerini kanıtla anlatır. Bir anda şehirdeki hava tersine döner. Genç teğmeni katledenler ve katillere yardım ettikleri kanıtlananlar katliamı gerçekleştirdikleri yerde kurulan sehpalarda idam edilirler.

Binbaşı Nâzım Bey, Bolu-Düzce bölgesinde kaldığı süre boyunca, İngiliz işbirlikçiliği yapanların kirli yüzlerini, ihânet ve yalanlarını ortaya koymak için oldukça fazla çaba sarf eder. Yalnız askerlik görevini yerine getirmekle kalmaz, aynı zamanda halkta Kuvâ-yı Milliye’ye sempati yaratır. 

Bolu’da kaldığı zaman, namazlarını mümkün olduğunca câmide cemaatle kılar. Bir Cuma namazında hutbeyi okuyan imama, ayağa kalkarak; “Gördüğümüz tahsile rağmen biz bile bu hutbeyi anlamıyorsak, tahsilsiz vatandaş nasıl anlayacak?” der ve orada bulunan müftüye dönerek: “Bu hutbeyi Türkçe okumak mümkün değil mi?” diye sorar. Daha müftü cevap vermeden Hoca okuduğu hutbenin Türkçesini tekrar etmeye başlar. Böylece Bolu’da ilk defa Türkçe hutbe okunur.

Konya-Bozkır, Bolu-Düzce isyanlarının bastırılmasında büyük rol oynayan Binbaşı Nâzım Bey, Bolu- Düzce- Gerede- Mudurnu bölgesi gençlerini Milli Mücadele için askere çağırır. 29 Ekim 1920 günü topladığı askerlerin başında Bolu’dan Ankara’ya hareket ederken halkın coşkulu vedası ile uğurlanır. Hem Bolu-Düzce’yi Millî Mücadele’ye kazanmış, hem de askere büyük ihtiyaç duyulan bir dönemde oradan bir tümen asker çıkarmıştır. Nâzım Bey, bu en sıkıntılı dönemde yaptıklarıyla Mustafa Kemal Paşa’ya, Meclis’e, orduya rahat bir nefes aldırmış; o karanlık günlerde bir ışık, umut olmuştur. 

Bolu’dan getirdiği askerlerden 4. Tümen teşkil edilip, bu tümenin ilk komutanı olarak Ocak 1921’de Batı Cephesi’nde görevlendirilir. 1. İnönü Savaşı’nda kumandanı olduğu 4. Tümen’le Yunanlıları çekilmeye mecbur eder. Bu başarısı ile yarbaylığa terfi ettirilir. 

4. Tümen komutanı Yarbay Nâzım Bey15 Temmuz 1921günü Yunan ileri hareketine karşı, yanında karargâh subayları ile Kütahya Yumruçal mevzileri önüne geldi. Az ilerde bir tepe vardı. Bu tepenin 40. alay tarafından tutulması gerekiyordu. Ancak tepede kimse yoktu. Nâzım Bey, Binbaşı Arif’in bu ihmal ve hatasının kötü sonuçlara yol açacağını görerek, alay gelinceye kadar yanındakilerle tepeyi tutmaya karar verir. Ancak bu kesime sızmış, ağaçların arkasına saklanmış bir Yunan müfrezesi açtığı makineli tüfek ateşi ile Nâzım Bey ile 4. Tümen karargâh subaylarına ölüm yağdırır. Tümen komutanı Nâzım Bey ağır yaralanır. Nâzım Beyin emir çavuşu Eyüp, komutanını kucağına aldığı gibi atına atlar, deli gibi sürer. Nâzım Bey’in beyaz atı da onları takip eder. Nâzım Bey göğsünden ve elinden yaralıdır. Çok kan kaybetmektedir. Çavuş bir yandan atını sürer, bir yandan komutanına şefkatle, sevgiyle, içi eriyerek seslenir: “Allah aşkına dayan. Ne olur ölme komutanım. Kurban olayım, sakın ölme. Ne olur dayan!” diye yalvarır. Trenle Eskişehir Hastanesine götürmek için Çöğürler İstasyonu’na geldiklerinde Nâzım Bey son nefesini verir. Bilinen son sözü şu olur. “Asıl siz dayanın, çocuğum.”

Daha 35 yaşında, ölürken bile vatanını düşünen bu kahraman Türk evlâdının cenazesi Çöğürler İstasyonu’ndan trenle önce Eskişehir’e getirilir. Beyaz atı da,  treni takip eder. Türk bayrağına sarılı tabutu Eskişehir’den Ankara’ya gönderilir. Mustafa Kemal Paşa göz bebeği Nâzım Bey’in vefatına çok üzülür. Cenaze törenine Mustafa Kemal Paşa, bakanlar, milletvekilleri, yöneticiler ve Ankara halkı katılır.

Meclis rütbesini albaylığa yükseltir.  Bütün ömrü cephelerde geçen şehit Albay Nâzım Bey, artık Ankara şehitliğinde al bayrağın altında son uykusunu uyumaktadır.

Vatan için canını veren Nâzım Bey’in adı, Kayseri’de bir okula verilmiş. Bu okulun internet sitesine girdiğimde Nâzım Beyle ilgili en ufak bir bilgi ve resim bulamadım. Bunun yerine okul müdürünün resimli, uzun hayat hikâyesi vardı.

Kütahya Çavuş Çiftliği Köyü Muhtarlığı Nâzım Bey’in Yumruçal’da vurulduğu yere ve buradaki savaşlarda şehit düşen 1500 askerimiz ve Nâzım Beyin isimlerinin bir kitabeye yazılması ve mevzilerin korunması için ilgililere başvurmuş. Ayrıca kendilerine “Mürettep Müfreze” adını veren Millî Mücadele sevdalısı bir grup da Nâzım Bey’in şehit olduğu Kütahya’nın Çöğürler tren istasyonuna onun adının verilmesi için Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na başvuru yapmış. Her ikisine de cevap verilmemiş.

Şehâdetinin 100. yılında hizmetleri ve kanıyla bu toprakları vatan yapan Şehit Albay Nâzım Bey’i saygı, minnet, rahmet ve dualarla anıyorum. 

Zeki ÖNSÖZ

Kaynakça
-Naim Babüroğlu, 22 Gün 22 Gece Sakarya, Inkılâp, 2. Baskı, İstanbul,2020
-Rüknü Özkök, Düzce-Bolu isyanları, Milliyet Yay. İstanbul,1970
-Selim Erdoğan, Sakarya, Kronik, 4.Baskı, İstanbul, 2021
-Turgut Özakman, Çılgın Türkler, Bilgi, 31.Baskı, İstanbul, 2005

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir