Sessiz Bir Romancı

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun herkesin dilinde olan “Çakıl” isimli bir şiiri vardır:

“Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın…”

Gerçekten de insan sevdiğini düşündüğünde bazen aklına şairin yazdığı gibi bir çakıl taşı gelir ısınır içinde veya bir buğday başağı gelir gözlerinin önünde durur.

Ben, nedense Azerbaycan’nın en önemli yazarlarından Eyvaz Zeynalov’u düşündüğümde de gözlerimin önünde hep acı acı gülümseyen sessiz bir çehre gelir durur. Oysa, Eyvaz Zeynalov’un kendisi konuşkan, espirili, mücadeleci bir insandır. Romanlarındaki, hikâyelerindeki kahramanlar da capcanlı, hareketli ve isyankârdırlar.

Niye ben onu hatırlarken hep o sessiz çehre gözlerimin önüne gelir sorusunu ancak bugün çözebildim. Eyvaz Bey’in dostu Elabbas Bağırov, bugün onun yaş günü münasebetiyle güzel bir yazı kalem yayınladı. O yazıda yurdunu kaybeden, Ağdam’daki yangın yerine dönmüş evinde hikâyelerini hep yarım bırakan bir yazarın gülümseyen acılı çehresini tanıdım. O yüz Eyvaz Zeynalov’un yüzüydü. Yurt kaybetmek, evden, ağaçtan, kediden, köpekten, hatıralardan kopmak insanın ruhunu darmadağın ettiği gibi gülüşünü de değiştirir ve acılara boğar.

Eyvaz Zeynalov’u üç-dört yıl önce tesadüfen tanıdım. Bakü’de küçücük bir kahvede tabureler üzerinde oturduk, çay içtik ve edebiyattan konuştuk. Sonra beni ailemle birlikte yeni kurduğu yuvasına davet etti. Sanki Sivas’tan, Erzincan’dan samimi, dost canlısı bir aile göç etmiş Bakü-Lökbatan’a konmuştu. Orada geçirdiğim bir kaç saatlik zaman içinde kaybolmuş şehir Ağdam’ın hayali süreki aramızdaydı. Ben yuvasından koparılmış bir bülbülün avazını dinlemekle meşguldüm.

O zamandan sonra onunla bir kaç defa daha görüştük. Hatta Almanya’ya da geldi. Frankfurt Kitap Fuarı’na gittik. Türkiye’de de yayınlanan Moskova Ekspresi romanı ile Talih isimli romanları Winterwork yayınları arasında Almanca yayınlanmıştı. O kocaman fuar içinde yurdunu kaybeden adamın sessiz, sakin ve vakur çehresi dolaştı durdu.

Eyvaz Zeynalov bütün eserlerinde hayatı olduğu gibi anlatmaya çalışır. Bazen onu okurken kızarsınız. Onun düşünceleri sizin inancınıza, düşüncelerinize aykırı gelir. Ama anlatmak istediklerini tarafsız bir şekilde tahlil ettiğinizde ona hak verirsiniz. Çünkü o aykırı düşünceleriyle zalimler tarafından ezilen insanların yanındadır. O, ülkede, toplumda hergün gözlerimizin önünde vuku bulan ve önemsiz gibi görünen olayların insanları nasıl esir aldığını alaycı bir dille anlatabilen usta bir kalemdir.

O, Moskova Ekspresi’nde Rüstem, Alın Yazısı romanında genç yazar Şahmar’dır. Onun eserlerinde çöken bir ülkenin bütün dramını ve çelişkilerini görebilirsiniz. Değişen sistem, değişen insanlar, dejenere olmuş toplum, sürekli kendisini arayan insan Eyvaz Zeynalov’un eserlerinin ana konusudur.

Eyvaz Zeynalov çok üretken bir yazardır. Romanları, hikâyeleri kendi ülkesi Azerbaycan’la birlikte Almanya, Türkiye, Rusya, Gürcistan ve Amerika’da yayınlanmıştır. Şu sıralar Nadır Şah romanı üzerinde harıl harıl çalıştığını biliyorum. Altmış dokuz yaşına bastığı bu gün ben ona, uzun ömür, sağlıklı bir hayat ve sürekli yazan bir kalem arzu ediyorum.

Orhan ARAS

 

   

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir