Üretken Bir Yazı Ustasıdır Tarık Torun

İsmini epeydir duyduğum, ancak kendisiyle birkaç yıldır tanış olduğum bir edebiyat adamı Tarık Torun. Deyim yerinde ise gökte ararken yerde bulduğum bir kıymet. Doğal bir denk gelişle Ankara’da bir okulun önünde, sınav öncesi kısa bir hoşbeşle başlayan bir arkadaşlık bizimkisi… Daha sonra arada bir yine bizatihi görüşmelerle gelişen, sosyal medya paylaşımlarıyla güçlenen, birbirimizin yazı ve şiirlerini okuya okuya perçinlenen bir dostluk…

Biraz Serdengeçti’yi Anımsatan Bir Şairdir O

Üretken ve çok yönlü bir yazı ustası Tarık Torun. Ödüller almış bir şair, yazar ve öğretmen. Harflerden kelimelere, kelimelerden kavramlara, kavramlardan mananın merkezine doğru yürüyüşünü sürdüren bir düşünür. İçi içine sığmayan, diri ruhlu, güçlü karakterli biri O. Memleket olarak birbirlerine uzak olsalar da huy ve görüntü olarak Osman Yüksel Serdengeçti merhumu anımsatan bir duruş var onda. Bundan böyle biraz fazla duyarlı ve parlamalı. Ancak bu duyarlılık, benzinle ateş arasındaki ânilik kadar doğal… Zira o hem şiir hem şuur ehli bir aktivist. Gerek 15 Temmuz gecesinde gerek Kudüs mitinginde ay yıldızlı bayrağımızı kaptığı gibi soluğu meydanlarda alan bir millî eylemci aynı zamanda.

Anlaşılması ve keşfedilmesi gereken bir yıldız sima o aslında. Kendine özgü bir şiir ve öykü üslubuna sahip bir yazın emekçisi. “Ben şiirlerimin şiirselliğine bakarım şovuna değil” diyecek kadar özgüveni yüksek bir kalemşor. Köpürmüş şevklerin, coşkun dizelerin, derin düşüncelerin tenhalığına kurulmuş, sessiz, zengin geceli, ışıl ışıl parlayan kent gibi bir kişilik o… Bazen bir kayanın yarığından çıkan çiçek kadar cesur ve umutlu, bazen kendini doludizgin cepheye savuran bir süvari kadar celalli ve tutkulu, bazen de ceplerini şekerle dolduran bayram bebeleri kadar neşeli ve duygulu…

Bir Hayat Tarzıdır Yazmak ve Yaşamak Onun İçin

Yazmayı ve yaşamayı hayat tarzı hâline getiren bir mektep insan Tarık Hoca… Varlığı büyük bir kitap, yeryüzünü iyi keşfedilmesi gereken bir coğrafya, ömrü dolu dolu geçirilmesi lazım gelen bir sermaye görenlerden… Bundan böyle ya öğrenen ya öğreten olmuş. Yıllarca öğretmenlik ve öğrencilik yapmış. Hâlâ da yapmakta. Önce Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde coğrafya okumuş, Gazi Üniversitesi’nde coğrafya mastırı yapmış, sonra Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı’nı bitirmiş. Hâlen İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde son sınıf öğrencisi. Bir yandan Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatı YEĞİTEK’te uzman coğrafyacı olarak çalışmakta diğer yandan edebî ve mektebî çalışmalarını aralıksız sürdürmekte.

Yazın dünyasına 2006 yılında Gülistanın Gülleri adlı şiir kitabıyla giriş yapmış Tarık Torun. Daha sonra Alizeler (2007), Aşkın Coğrafyası (2008), Mebşure (2009), Aşkoğrafya (2010) ve Aşkistan (2015) adlı beş şiir kitabı ile Güneşi Tut Kaçmasın (2011) ve Aşkın Kalbi (2015) adlı hikâye türü eserleri kaleme almış. Son olarak da Algoritmik Aforizmalar (2016) adlı deneme türüyle Cenap Şahabettin’in Tiryaki Sözleri misali hikmet ve düşüncenin deruni sularına doğru bir dalış yapmış… Öte yandan öğretmenlik branşı ile ilgili Ortaöğretim Coğrafya Programının İncelenmesi (1992), Coğrafya Öğretmenleri Özel Alan Yeterlilikleri (2009), ÖBBS 2009 Kılavuzu (2012) adlı başarılı çalışmalar gerçekleştirmiş.

Son Görüşme ve İki Hediye

En son geçen hafta, 14 Ocak günü görüştük onunla. Sanki biraz daha zayıflamış ve çökmüş gibiydi. Fakat o capcanlı ve heyecanlı hâli ile bir şevk küpü kadar hayat doluydu ve kıpır kıpırdı yine. Bir de saçları benim gibi dökük saçlıları imrendirecek kadar sımsıkı ve beyazsızdı. Kendi kendime; Rab Teâlâ’nın hikmetine bak, Tarık kardeşimin beyaz dişleri hepten dökülmüş ama saçları 18 yaşındaki bir delikanlınınki kadar sıkı ve beyazsız, demekten kendimi alamadım. “Dişlerim irsiyet nedeniyle iyice çürümüştü, tamamen söktürdüm, yeniden taktıracağım inşallah” deyince bu çökkünlüğün nedenini anladım ve biraz daha rahatladım.

Bu arada hemen o siyah ve askılı çantasından iki kitap çıkardı ve bize hediye etti Tarık Torun üstadımız. Son iki eseri olan Aşkın Kalbi ile Algoritmik Aforizmalar adlı kitaplardı bunlar. Biri 107, diğeri 150 sayfa idi. Aşkın Kalbi, 17 adet hikâyenin toplamından oluşan bir edebiyat ürünüydü. Algoritmik Aforizmalar ise on bölümden meydana gelen ve yaklaşık 700 süzülmüş sözün toplamıyla elde edilen bir düşünce yumağı idi. Sevgili Tarık Hocam… Muazzam bir emek sarf etmişti besbelli bu kitaplar için. Büyük bir heyecanla okumaya başladım hemen.

Her yazı işçisinin çalakalem başarabileceği bir eser değildi Algoritmik Aforizmalar… Okudukça daha iyi anlıyordum bunu. Gerçek kalem erbabı birinin dahi yazabilmesi için bir fırın ekmek yemesi gereken bir eserdi deyim yerinde ise. Kitabın arka sayfasında da ifade edildiği gibi on yılların imbiğinden damla damla süzülüp gelen bir yığın tefekkürün nadide meyveleriydi bu özlü sözler… Yazıdan öte bir olay ya da bir olgu idi sanki. Bundan böyle okuduğum sürece, elimde âdeta bir kitapla birlikte büyük bir çilenin cüzdanını tutuyor gibiydim. Gayret Tarık’tan, yardım Mevla’dan dedim kitabı bitirince. Allah ömrünü artırsın, eserlerini çoğaltsın dilek ve duasıyla.

Mesut ÖZÜNLÜ

1 Yorum

  1. AvatarTarık Torun Cevapla

    Saygıdeğer kalemdaşım Mesut ÖZÜNLÜ Beyefendi kardeşim, kaleminize, kelamınıza sağlık. Bu fakiri onure edip, sorumluluk yüklediğiniz için en kalbi şükranlarımı sunarım. Kaleminize kuvvet hakkımdaki yazınız dışındaki diğer etkili, isabetli ve de gönül dünyamıza hitap eden yazılarınızı da okudum. İnşallah bundan sonra da sıkı bir takipçiniz olarak yeni çalışmalarınız da okuyacağım. Rabbim daim kılsın emeklerinizi.
    Ayrıca bu imkanları bizlere sağlayan site yönetimini de canı gönülden kutlar başarılarının devamını dilerim.
    Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

    Tarık TORUN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir