Vak’at-ül Harra (Harra Vakası) ve Büyük Hicaz Katliamı

Nedense bu olay Müslümanlardan saklanır. Bilinçli olarak saklanır, üzerinde durulmaz, konu bile edilmez. Oysa  KERBELA katliamından daha önemlidir bu olay. Tecavüz ve yağmalamanın yanında Kabe’nin yakılıp yıkılması da vardır. Ama KERBELA bilinir, Harra bilinmez… Yüzbine yakın insanı kesip sıra sıra ağaçlara asan, kadınlarına tecavüz edip köle pazarlarında satan Emevi Halifesidir bu katliamı yapan. Sırp Karadzic değil. Bu olay Srebrenitsa’da olmamıştır. Medine’de, Mekke’de  olmuştur. Tecavüz eden de müslüman, tecavüz edilen de müslümandır. Srebrenitsa’ya lanet yağdıranlar ki, yağdırılmalıdır. Harra konusunda nedense sessiz kalmaktadırlar.

Günümüzün müslümanları tarihleriyle yüzleşmek zorundadır. Mütecavizlere Peygamber’in Kürsüsü’nden hâlâ Hazret diye saygı gösterenler ne yaptıklarını bilmeyen zavallılardır. Bunlar Yezid’in torunlarıdır. Yezid’in sünnetini işlemekten şeref duyan makam ve mevki sahibi zavallılardır. Kimisinin adı hocadır, kimisinin adı şeyhtir, kimisinin adı efendidir, kimisinin adı abidir, kimisinin adı din ataşesidir… Al birini vur ötekine…

Olay şu şekilde gelişmiştir:

Aralarında, Medine eşrafından Abdullah b. Hanzala, Abdullah b. Ebu Amr ve Münzir b. Zübeyr’in de bulunduğu bir heyet, Şam’a gidip Halife Yezid ile görüşmüşler ve Halife’nin yaşantısını incelemişler ve bir rapor düzenlemişlerdir. Heyet, Medine’ye döndüğü zaman, Yezid’in dinsizler gibi yaşadığını, yaşantısının hiç halife yaşantısıyla bağdaşmadığını, içki içtiğini, çalgı çaldırdığını, yanında şarkıcı kadınlar bulundurduğunu, köpek ve maymun beslediğini vs. söylemişler ve  kendisini halife olarak tanımadıklarını açıklamışlardır.

Bunun üzerine, Medine’liler ayaklanarak henüz çocuk denilecek yaşta bulunan Medine valisi Osman b. Muhammed b. Ebu Süfyan’ı Medine’den sürüp çıkardıkları gibi, Medine’deki Emevîleri de Mervan b. Hakem’in evinde muhasara altına almışlardır.

Emevîlerin acele olarak Halife Yezid’den imdat istemeleri üzerine Yezid, Müslim b. Ukbe’yi onikibin kişilik bir ordu ile derhal Medine ve Mekke üzerine göndermiştir. Yağmalama ve tecavüz serbesttir.  Müslim de, verilen emri yerine getirmiş, Medine’de Kureyş’ten ve Ensardan binlerce kişiyi asıp kestikten, kadınlara kızlara tecavüz ettikten, şehri yağmaladıktan sonra Mekke üzerine yürümüştür. Ancak ömrü Mekke’ye ulaşmaya yetmemiştir. Müsellel denilen yere geldiğinde hastalanıp ölmüştür.

Ölmeden önce yerine, Husayn b. Numeyr‘i bırakmıştır. O da aynen Müslüm gibi yapmış, Önce Mekke’yi kuşatmış ve mancınıklar kurdurarak Mekke’yi taşa tutmuş ve Kabe’nin duvarlarını talan etmiştir.

Kuşatma uzun sürmüş ve bu sırada yiyecek ve içecek sıkıntısı çekilmeye başlanmıştır. Bulaşıcı hastalıklar baş göstermiştir. Kuşatma altında çok zor günler geçiren Müslümanlar binek hayvanlarını, hatta hakaret amacıyla kendilerine mancınıkla atılan köpekleri bile yemek zorunda kalmışlardır. 

Kuşatmanın altıncı ayında, Abdullah b. Zübeyr durumun çok kötüye gittiğini ve başka bir çıkış yolu olmadığını görmüştür. Ancak teslim olmak yerine ölümü tercih etmiştir. Şehirde yaşanan faciaya bir son vermek ve daha fazla insanın ölmesini engellemek amacıyla bir çıkış hareketi yapmış ve  vuruşarak ölmüştür. (1 Ekim 692).

Bu vahşet Yezid’in orduları tarafından gururla kutlanmış ve Abdullah b. Zübeyr‘in başı kesilerek  Suriye’ye gönderilmiştir. Haram ayda, haram kılınan bir bölgede kan dökülmüştür. Allah’ın evi taşa tutulmuştur, Kabe’nin içine sığınan insanlar bile katledilmiştir. Ve böylece Ebu Süfyan’ın torunu tarafından rövanş alınmıştır…

Böylece Mekke’nin fethinin rövanşı halife torun tarafından alınmıştır…Müslümanların halifesi tarafından…Muaviye’den Hz. Muaviye diye bahsedenler. Olsa olsa bu Yezid’in torunları olurlar. Müşrikleşen Müslümanlardır bunlar…

Dr. Mustafa Özkan Emevîler Döneminde İktidar-Ulemâ İlişkisi’ni konu alan bir doktora çalışması yapmış. Sonra da bu çalışmayı kitaplaştırmış. Ankara Okulu Yayınları da bu çalışmayı 2008 yılında yayımlamış.

Mustafa Özkan, Müslümanların haberdar edilmemesi için özel gayret sarfedilen Emevî dönemini tarafsız bir yaklaşımla bize aktarmış. Ben kısa pasajlarla bu kitaptan sizi haberdar etmek istedim. Okuyalım:

“İslâm tarihi, Tabakât Ensâb ve benzeri kaynaklarda âlimlerin iktidarla olan ilişkileri yerine, daha çok onların alt kimlikleri, ilimdeki kariyerleri ve takvaları üzerinde durulduğunu görüyoruz…”

“Emevî yöneticilerinin iktidarın meşruiyetini sağlamak ve gücünü  göstermek amacıyla bazen Kur’an ayetlerini yanlış yorumladıklarını ve bazı ulemânın da bu duruma karşı çıktığını tespit ettik… Zira meşruiyet problemi yaşayan iktidar, dinî bir tepki ortaya koyan ulemaya karşı bazen mevzu hadislere başvuruyordu…”

“Bazı Emevi idarecileri, politikalarını meşrulaştırmak için cebrî kader anlayışını savunmuş ve bunu yaymaya çalışmışlardır. Bu durum bazı alimlerin muhalif bir konum almalarına, farklı dînî- siyasî ekol ve mezheplerin doğmasına neden olmuştur…”

“Hz.Muhammed’in iktidarında belirleyici unsur din idi. Zira Yaratıcı, Muhammed’e kurumsal yapılanmada yönetim ilkeleri olarak, “Adalet, şûra ve işi ehline verme” prensiplerine uymasını emrediyordu…”

“Dört Halife’den Hz. Ebû Bekir halkın çoğunluğu tarafından direkt, Hz. Ömer Hz. Ebû Bekir’in önerisi ve halkın ise onay ve seçimiyle, Hz. Osman halkın temsilcisi sayılan altı kişilik şûra ve halkın biatıyla, Hz. Ali ise Şam ve Osman’ın taraftarları dışında Ensar-Muhacirin ve halkın ileri gelenleri tarafından seçildiler…”

“Emevî iktidarı iç savaş sonucu kurulmuştur. Kurucusu Muaviye bin Ebî Süfyandır… Hz. Osman’ın iki oğlu vardı. Eğer bir miras talebi söz konusu ise bunun takibi oğullarına düşerdi, Muaviye’ye değil. Muaviye’nin buradaki amacı iktidar olmaya yönelikti…”

“Ebû Hureyre’ye atfedilen bir rivayete göre Hz. Peygamber “Halifelik Medine’de, hükümdarlık ise Şam’dadır” demiştir…

“Emevîler dönemi dîni ilimlerin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Bu belki de dönemin özelliğinden kaynaklanmaktaydı. Zira söz konusu zaman dilimi büyük alimlerin yaşadığı, İslâm’ın çok geniş bir coğrafyaya yayıldığı, müslümanların değişik kültürlerle karşılaşıp bazı kelâmi problemleri yaşadıkları ve henüz tedvin edilmeyen hadislerin kaybolma endişesinin ağır bastığı kritik bir dönemdi…”

“Şam, daha önce Fenikeliler, Keldaniler, Mısırlılar, İranlılar, Yunan ve Romalılar’ın hüküm sürdükleri önemli bri kültür ve medeniyetler havzasının merkezinde bulunuyordu. Şam’ın hemen fethinden sonra Hz. Ömer. Kur’an ve dîni bilgileri öğretecek olan Muaz b. Cebel, Ubade ve Ebû Ubade ve Ebû Derda’yı Şam’lılara gönderdi. Adı geçen alimlerin çalışmalarının sonucunda Ebû İdris el-Havlânî ve Mekhûl gibi büyük âlimler yetişti ve burası zamanla önemli bir ilim merkezi haline geldi…”

“Emevî idarecilerinden bazıları çalışmanın doğal bir karşılığı olan maaşı normal vatandaş olan âlimlere bir hak olarak değil de onları susturmak ya da iktidara bağımlı hale getirmek amacıyla veriyorlardı. Nitekim Said b. El-Müseyyeb “Ben yaptığım ticareti Mervanoğulları’na yüz suyu dökmemek için yapıyorum.” diyordu. Said b. El-Müseyyeb Hz. Peygamber’in  “İki kişiye birden biat eilmez.” dediğini için idare tarafından baskıya maruz kalıyordu…”

“Emevî iktidarının dinle olan ilişkilerinde ‘devletin dini himayesine alma felsefesi olan Bizantinizm’ anlayışının hakim olduğunu söyleyebiliriz. Zira iktidar dini tartışmalarda taraf olma çabasındaydı… Bu çerçevede başkent Şam’a kutsiyet kazandırmak istiyordu. Bundan dolayı Hz. Peygambere ait olan asa ve minberi Şam’a taşımak istiyordu…Dini tekeline alıp muhaliflerini susturmak arzusundaydı…Bu çerçevede Ebû Hanife’ye fetva verme yasağı getirebiliyordu…Dönemin halifesi Yezid b. Muaviye Hz.Hüseyin’in öldürülmesine “Allah’ın takdiri” diyebiliyordu…

Emevîler döneminde alimlerin bir kısmı kendilerine yapılan kadılık teklifini büyük bir ısrarla reddediyorlardı…Ebû Hanife sırf bu yüzden Kûfe’den Hicaz’a gitmek zorunda kalmıştı…İktidarı eleştiren âlimlerin kafası hemen alınıyordu. Hucur b. Adiyy ve birçok âlim sırf bu yüzden idam edilmişlerdir… İb. Eş’as isyanı âlimlerin isyanıdır. Âlimlerin iktidara olan isyanının sebebi iktidarın yaptığı zulümdür, adaletsizliklerdir…Said b.Cübeyr isyandan tam 10 yıl sonra yakalanmış ve  Haccac tarafından işkence ile öldürülmüştür… ”

“Ebû Hanife Zeyd b. Ali’nin isyanı için, “Bu isyan Hz. Peygamber’in yaptığı Bedir savaşı gibidir.” demiştir… Emevî iktidarı kılıçla kanla kurulan bir iktidardır…”

“Tabakat türü eserlerde dönemin tüm alimleri hakkında bilgi bulmak mümkündür. Ancak bu bilgiler dönemin alimlerinin sadece alt kimlikleriyle sınırlıdır. Âlimlerin dönemin siyasi iktidar hakkındaki  düşünce ve tavırlarını içermemektedir… İbn-i Eş’as isyanına katılan ve sadece katılmakla kalmayıp taraftar toplamak için çalışan Şa’bi “Emevilerle savaşınız. Yemin ederim ki yeryüzünde adaletsizlik yapmada, haddi aşmada ve zulüm yapmada bunlar kadar aşırı gidenini görmedim…” demiştir.

“Hz. Ali tarafından Mısır’a vali tayin edilen Nuhammed b. Ebû Bekr hicrî 38 yılında Muaviye tarafından  Mısıra gönderilen Amr b. As ordusu tarafından öldürülmüştür…Yakalandıktan sonra ölü bir eşeğin karnına sokulmuş ve  yakılarak hunharca öldürülmüştür… Hz. Aişe kardeşinin bu  ölüm  şekline çok üzülmüş ve ağıtlar yakmıştır. Bu olaydan sonra ölünceye kadar hiç kızartma et yememiştir.”

“Muaviye döneminde, kesin çizgilerle bir Hz. Ali karşıtlığı yerleştirilmeye çalışılmıştır. Hz. Ali’ye hutbede beddua edilmesi bu karşıtlığın açık bir göstergesi haline gelmiştir. Cuma hutbelerinde açıkça Hz. Ali’yi kötüleyen ifadelere yer verilmiştir. Diğer vilayetlerde olduğu gibi Medine’de Hz. Peygamber’in mescidinde de, cemaatin arasında Hz. Hasan ve Hüseyin’in de bulunmasına rağmen bu uygulama devam ettirilmiştir. Hz. Ali’ye minberden lanet okunmasına açıktan tepki gösterenler sert bir şekilde cezalandırılmışlardır…”

“Hutbelerde Hz. Ali’ye küfretme âdetine, Emevî halifelerinden Ömer b. Abdülaziz son vererek onun yerine “İnnallahe ye’mürü bi’l-adli ve’l-ihsân..” şeklinde başlayan Nahl sûresinin 90. âyetinin okunmasını sağlamıştır…”

Özet olarak sizlere sunduğum pasajları okudunuz, daha fazlasını istiyorsanız mutlaka söz konusu kitaba sahip olmalısınız.

Rüştü KAM

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir