Aktörün Hakkı Aktöre : Haluk Bilginer

“Sakın söyleyeceklerinden fazlasını söyletmeyin soytarılarınıza!” der William Shakespeare. Hamlet oyununda abartılı oyunculuğu yerin dibine sokar. Öyle ki oyuncuları eline bir kırbaç alıp eşek sudan gelinceye kadar dövmediği kalır. Son zamanlarda taklidi taklit etmekten hakikatten uzaklaşmış, kültüründen kopmuş,  abartıyı, gürültüyü patırtıyı, yapmacıklığı seven asimile bir topluma dönüştüğümüz için Shakespeare’in bu tavrını anlamamız oldukça güç! Daha açık bir ifadeyle seyirci karnemiz zayıf. Bundandır hakettiğimiz soytarılıkları izliyor olmamız. Dolayısıyla Recep İvedik tarzı yapımları eleştirmeye bile hakkımız yok. Çünkü ortalama seyir seviyemizi yansıtan en muazzam eser Recep İvedik.

Velhasıl bu işle uğraşanlar -iş diyorum çünkü ortaya çıkan ürünlerin sanatla alakası yok- sinema ve tiyatro dünyasında yer edinmek için bu eğlence odaklı kalabalığın nabzına göre şerbet veriyorlar. Haksız sayılmazlar. Ama durum böyle olmasa da aksini becerebilecek oyuncu yok! Ama az da olsa doğal oyunculuğu prensip edinmiş aktörlerimiz var. Haluk Bilginer de bu istisnalardan biri. Evet oyuncuyla aktörü kesin çizgiyle birbirinden ayırmak gerekir. 

Oyuncu var, bir de aktör…

Her ne kadar oyunculuk genel anlamda iyi, vasat, yahut kötü olarak sınıflandırılsa da, oyuncu dediğimiz, günümüz şartlarında adım başı bulunuyor, hatta sokaktan geçen herhangi birini tutup bir reklamda dizi de yahut sinema filminde oynatabilirsiniz. Oyuncu olmak için herhangi bir konservatuvarda oyunculuk okumanıza da gerek yoktur. Olsaydı eğer Shirley Temple daha 4 yaşındayken dünyaca tanımış ünlü bir oyuncu olmazdı diyor. K. Hepburn. Dahası oyunculuğun durumu o kadar vahim ki, hiçbir mektepli oyuncu istese de bir manken yahut medya ünlüsü kadar film ve dizilerden para kazanamıyor.

Şu PR meselesinin sanatla ilgisi yoktur; düşünsenize dış görünümüyle ön planda olan bir manken bir dizide bölüm başı 200-500 bin TL para alabiliyor! İyiyi ve doğruyu yalnızca tüketim tercihlerinin belirlediği kapitalizm adlı patron seyirciden ne isterse seyirci de onu seçiyor. Bu yüzdendir, saçma sapan kişiler ne idüğü belirsiz projelerdeki astronomik kazançlarıyla bizlere dudak uçuklattırıyor. Sonuçta Medya ve popüler kültür böyle buyuruyor. 

Aktör ise dediğim gibi yok denecek kadar az. Onlar acı söyleyen dostlara benzer; dokuz köyden kovulan, en niteliksiz paparazzicilerin bile kadrajına giremeyen, yeni nesil tarafından Acun TV’deki repçiler kadar bile tanınmayan, Twitter karneleri Aleyna Tilki karşısında Aziz Sancar olmaya  mahkum olmuş değerlerdir. Evet üstüne basarak söylüyorum Haluk Bilginer gerçek bir aktördür. Kesinlikle bu ödülü çok daha önce almalıydı. Hatta Oscar ödülü alması gereken bir aktör olduğuna  da yürekten inanıyorum.  

Diğer taraftan zorla kültürlemeyi yaşam tarzı haline getirmiş egemenlerin dünyasında kim hangi eseriyle yahut performansıyla ödül alıyor sorusunu sorduğumuzda, örneğin onca nitelikli yazarımızın tırnağı dahi olamayacak Sn. Orhan Pamuk’un Nobel alması bizlere bazı ödüller kimlere  neyin karşılığında veriliyor sorusunu bir kere daha düşündürüyor haliyle. Yine de bunca haksızlığın, liyakatsizliğin içinde istikametimizi şaşırmış bile olsak, Sn. Haluk Bilginer’e Emmy verilmesi,  gerçekten hak eden bir insanın er geç emeğinin karşılığını bulacağına olan zayıflamış inancımızı kuvvetlendiriyor.

Tebrikler!…

Özer BİLGİÇ

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir