Bir Filmin Ardından…

Papa Juan’ı izleyince ben neler düşündüm neler…

Öncelikle zaman değilse de konu olarak çok katmanlı olduğunu düşündüm örneğin…

Zira temelde din ve dinin insana, kadına, devlet otoritesine, dünyaya bakışı vardı…

Bu arada diğer katmanda bu değişkenlerin dine bakışı elbet… Pek çok argüman veriyor bu konuda film bize.

tarihi bir kahraman olduğu söylenen kadın kahraman, küçükken duyduğu öğrenme aşkı ile papalığa kadar yükselmişti.

Juan henüz küçükken,  orta çağ karanlığını yaşayan Avrupa’da katı bir rahip olan baba, okuma öğrenen kızını bu yüzden kamçılıyordu, çünkü bu şeytani idi.

Fakat küçük kahraman abilerine verilen ders sırasında ve büyük abisinin de yardımıyla okumayı ve dahasını da öğrenir. Yunanca ve Latince mesela…

Kahramanın hayat hikâyesi, romantize ve dramatize edilmiş olsa da gerçeklik elden bırakılmamıştır.

Erkek kılığına girmesi gerekir bilgiye olan susuzluğunu gidermesi için.

Din eğitimi yanında Hipokrat da çevirdiğinden iyi bir şifacı da olmuştur. Yolu papanın hasta olması sonunda en üst mevkiinin bulunduğu yere ulaşır.

Gösterdiği gayret ve sahip olduğu liyakat onun papa adayı olarak gösterilmesine ve seçilmesine de sebep olur.

Kızlara öğrenmenin yolu açmak için çaba gösterecektir.

Diğer yandan henüz papanın yanında yaver iken, papalığı kendine itaat eden kurum haline getirmek için ordusuyla beraber gelen imparator ile mücadele, kendisi sayesinde kazanılacaktır; fakat bu dinden ziyade bilgiyle elde ettiği bir çıkarım ile olmuştur.

Papa ile imparator arasındaki güç savaşı da dikkatimi çekti bu anlamda. Din ile seküler liderliğin iktidar mücadelesidir bu. Bilgi ile kazanılan ruhani liderlik. Dinin bilgiyle kurtulması. Aslında bir anlamda skolastik düşüncenin kaybetmesi. Hatta papalığın hile yapması..

Yine de Juan kilisenin krallığa karşı zafer kazanmasının mimarıdır neticede.

Duygusallığını yani insana dair olanı da yitirmemiştir Juan, çocuklara, hastalara olan merhametini belki de kadınlara mahsus bir halde korumuştur.

Ayrıca, eğitime yeni başladığında kendine sahip çıkan ve bilgiye değer veren biriyle duygusal yaklaşımı olmuş, filmin sonunda aynı anda ölüme yürümüşlerdir.

Kadının bilgi edinmesi yolunda konan engeller, çağlar ilerledikçe ortadan kalkmamış zannımca, şekil değiştirmiş ama hep varlığını korumuş.

Kadın çok daha fazla efor sarfetmek zorunda kalmış mesela, aynı seviyedeki bilgiye sahip bir erkekle yarışırken. Hatta kadının bilmesi gereksiz ve hatta zararlı olarak kabul edilmiş hemen her dönemde ya da bilginin kapısına dayanan kadın, sosyal çevrede bir adım dışarda tutulmuş, ve bu çevreyi zorlamak zorunda bırakılmış, ya da yalnızlığı kabul etmek zorunda.

Bütün bunlarla beraber; bir otoriteye karşı koyup ideali için pek çok şeyden vazgeçmek kutsansa da din gibi temel kuralları olan bir yapının temel akidelerinin, kişisel bir gayret ya da iyilik aşkıyla da olsa çiğnenmemeli diye de düşündüm Juan’ı izlerken. Zira kişisel gayreti bilgiye olan açlığı, kadınlar için vermek istediği mücadele kesinlikle takdiri hak ediyor olsa da, bir dinin temel kurallarına karşı koyarak, o dinin en üst temsilcisi olmaya kadar gitmek bana başka bir şeyle örtülemez, telafi edilemez gibi geldi. yani böyle bir davranış için gösterilecek mazeret kabul edilemez..

Bir kadının kişisel başarı öyküsüdür film. Tarihi gerçekliği varsayılırsa, tarihi olayların sonucuna bakmak gerekir iyi ya da değil diye nitelendirmek için, ki papalığın bunu reddettiğini ve tarihten silindiği söylediğinden sonucu hakkında kesin yargıya varmak zor görünüyor.

Kaldı ki, filmin sonunda, kadınlara eğitimin yolu değil erkek kılığına girmenin yolu açılmış. Kahramanımızı küçükken tanıyan bir kızın erkek kılığında, onun taktığı kolyeyle, onun yolundan gitmeye çalıştığına  bakarsak.

Nazlı AKDAĞ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...