Türkiyeli Olmanın Siyaseti: Nasipse Adayız

Türkiye’deki siyaset/politika; belirli bir paradigma ya da ekol üzerinden değil de daha çok popülist, dönemsel gerçekler ve liderler üzerinden, liderlere göre gerçekleştirilir. Bu olgu dolayısıyla politika yapma biçimleri dönemsel olarak değişir. Aynı zamanda politikaya hâkim mantalite her zaman aynı kalır. Söylediğimiz şeylerden her dönem nasibini alanlar çıkar. Kimi seçilir, kimi unutulup gider… Politik dünyanın içinde aktif olarak yer almayanlar seçim dönemlerinde adayların seçilme süreçlerini, seçimlerin işleyişini medyadan izleyerek fikir sahibi olurlar. Ya da bir yakını, arkadaşı politikayla uğraştığında sürecin işleyişine bizzat tanıklık eder.

2000’lerden itibaren de sıkça dillendirilen bir konu var; Yeni Dönem, Yeni Türkiye, Yeni Siyaset anlayışı… Bunların ne gibi yenilikler sunduğu ya da sunamadığı artık herkesin içinde yer aldığı siyasi görüşe göre değişiyor. Eskiden olmayan yeni siyaset anlayışı mı hâkim yeni derken yoksa herkesin kendine göre bir yeni anlayışı mı? Bununla birlikte siyasette/politikada yer almak için yola çıkanları bekleyen en çetin, aşılması en zor zorluktan biri; adaylığını kabul ettirmek… Sadece halktan yani bulunduğu mahalleden, sokaktan ve semtten onay alması yeterli değil. Aday olacağı partinin onayını alması gerekir. Belirleyici partinin üst yönetimidir. Bu üst yöneticiler etrafından şekillenen bir siyaset/politika anlayışı mevcut. Lafı buralara getirmişken, açıklamaya çalıştığım bu konuları anlaşılır kılmaya son derece faydası olacak bir filmden söz etmek istiyorum. Bu; Nasipse Adayız filmi. Senarist ve yönetmen Ercan Kesal

Doktor, Senarist, Oyuncu, Yazar

Filme geçmeden önce belki biraz Ercan Kesal’dan bahsetmek doğru olur sanırım. Kesal, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzun bir süre doktorluk yaptı. Nuri Bilge Ceylan ile çıktığı sinema yolcuğunda “Uzak” filminde oyunculuğa başladı. “Bir Zamanlar Anadolu”da filminin ise senaryo ekibinde yer aldı. “Yozgat Blues”, “Sen Aydınlatırsın Geceyi”, “Hükümet Kadın” gibi birçok sinema filminde oyuncu olarak yer aldı. “Peri Gazozu” (2013), “Nasipse Adayız” (2015), “Cin Aynası” (2016), “Bozkırda Bir Gece Yarısı” (2017) ve “Aslında” (2017)… “Evvel Zaman” (2014) isimli kitapları yayınlandı. Yönetmen ve senarist olarak yer aldığı ilk uzun metraj filmi ise, “Nasipse Adayız”…

Çürümenin Siyaseti

“Nasipse Adayız” filminin tamamına hâkim olan mizah anlayışı var. Ciddiyetle, asık suratla yapılan seçim çalışmalarının barındırdığı kara mizah filmde kendini gösteriyor. Belki normal bir işleyişte işler bu şekilde yürüyor ama buna dışarıdan bakınca karikatüre dönüşmüş durumlarla karşı karşıyayız.

Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; Beyoğlu Belediyesi için aday adayı olan Doktor Kemal Güner’in (Ercan Kesal) bir günde başından geçen macera anlatılıyor. Aday olabilmek için canhıraş bir mücadele içine giren, bir numaranın gözüne girerek adaylığının açıklanmasını bekleyen aday adayı bir doktorun maceraları… Film Mehter Marşı ile açılıyor. Bu giriş; muhafazakârlaşan siyaset anlayışına bir gönderme olabileceği gibi; birini gaza getirmek için kullandığımız “ver mehteri” ifadesinin de simgesel bir karşılığı olarak okunabilir. Film genel olarak siyasetteki/politikadaki kokuşmuşluğu, ikiyüzlülüğü odak noktası yaparken; bu olumsuzlukların Doktor Kemal’in hayatında da olduğuna şahit oluyoruz. Eski eşiyle olan diyalogları ve şoförü ile olan ilişkisi…

Kişisel hayattan siyaset hayatına uzanan çizgide kimse temiz değil kimse güvenilir değil. “Bir numaradan” onay almak için organize edilen gecede ise işler beklenildiği gibi gitmiyor. Bir numara da zaten başka bir görüşmesinde Doktor Kemal’in nereden aday olacağından bihaber. Derneklerle kurulan ilişkiler ise, belirli bir çıkar amacı güdülerek organize edilmiş. Çürüme her yerde…

Başka Türlü Siyaset Mümkün mü?

Filmi izlerken Türkiye’de siyaset dinamiklerinin neler üzerine kurulu olduğu, siyasetçilerin nereden ne şekilde beslendiğini düşünmeden edemiyorsunuz. Film biraz da Ercan Kesal’ın kişisel deneyimine dayanıyor. 2000 yılında CHP’den aday adayı olması söz konusu olan Kesal bu deneyimini de filme taşıdığı aşikar. Türkiye’de neden bağımsız ve temiz siyaset yapılamayacağının da göstergesi olan filmde; birçok kare size tanıdık gelecek. Ya ben buna şahit olmuştum diyeceksiniz ya da biri bana anlatmıştı…

Çünkü siyasette yer alan bu insanlar bizim aramızda var oluyorlar. Biraz da kendimize sormamız gereken sorular var. Bu tarz ilişki biçimleri ile bir yerlere gelen siyasetçiler/politikacılar, çıkarlarını gözetmeden gerçekten bize hizmet edebilirler mi? Toplumsal boyutta bakmamız gereken yerler de var. Biz o kokuşmuşluğun taşlarını mı örüyoruz, derneklerle, vakıflarla, STK’larla. Zaman zaman güldüğümüz, ya da artık kanıksayıp siyaset işte dediğimiz anlara ait çok şey var bu filmde. Belki izledikten sonra başka türlüsü de mümkün mü üzerine düşünürüz.

“Nasipse Adayız” filmi Altın Koza Film Festivali’nde “En İyi Film”, “En İyi Senaryo”, “Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen Ödülü” gibi beş dalda ödül aldı. 

Zeynep KARACA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir