Uyuşturucu Baronunun Yanında Bir Pilot, Az Bilinen Hikâyesiyle Karşınızda Barry Seal: Kaçakçı Filmi

Bary Seal Trans World Airlines’te çalışan bir pilot iken yetenekleri sayesinde CIA yetkililerinin dikkatini çeker ve Soğuk Savaş döneminin hızla sürdüğü 1980’li yıllarda kendisine bir görev verilir. Görevi basittir: Orta Amerika’da yani Amerika’nın arka bahçesinde yeşeren Amerika aleytarı gerilla hareketlerinin, milis kuvvetlerinin yerlerini belirlemek ve kendisine kurdurtulan paravan şirketin uçağıyla fotoğraflarını çekmek. Bu işte o kadar iyidir ki kısa sürede CIA’nın takdirini kazanmayı başarır. Ancak işler istediği gibi gitmez ve illegal örgütler tarafından da bir taşıyıcı olarak kullanılmak istenir. Tabii bu karşılıksız olmayacaktır. Alacağı yüklü meblağ hoşuna gider ve ilk illegal işi olan sigara taşıyıcılığını üstlenir. Bu sırada yolu Medellin Karteli ile kesişir. Kolombiya’nın Medellin kentinden ismini alan bu uyuşturucu karteli 1970’lerde kurulmuş olup geniş bir ağa sahip olan güçlü bir örgüttür. Barry Seal bir müddet sonra bu örgüt ile iş yapmaya başlar. Genç Pablo Escobar ve iki ortağı için Amerika’ya kokain sevk etmeye başlar. Bu işbirliği Barry Seal için baş döndürücü bir servetin de kapısını açar. Küçük Arkansas kasabasında yer alan Mena bölgesine taşınır ve burada CIA’nın tahsis ettiği arazide kendine bir dünya kurar. Artık çok zengindir ve yardımcılara ihtiyaç duyacak kadar işleri büyütmüştür.

Bary Seal

Barry Seal’in hayatının kesiştiği insanlar arasında Noriega gibi bir diktatör, Escobar gibi bir uyuşturucu baronu ve Oliver North gibi İran-Kontra skandalının bir numarası ile temasta bulunmuş bir figür bulunmaktadır. (İran-kontra skandalı: Nikaragua’daki rejim karşıtı kontraları açıkça destekleyen ABD meclisi bu yardımı yasaklayınca Ronald Reagan hükümetinin o sırada ambargo altında bulunan İran’a gizliden silah satıp karşılığında aldığı paralarla kontralara el atından yardım ettiğinin ortaya çıkmasıyla oluşan skandala verilen isim.)

Şimdiye kadar anlattığım Barry Seal’in tüm yalınlığı ile kendi hikâyesiydi. Bu hızlı ve heyecan dolu yaşamı sinemaya taşıyan Doug Liman, kendisine yeni bir Baary Seal yaratmıştır. Sinematografik anlatıya uygun, seyirciyi eğlendirecek ve ilgisini çekecek bir kurgu ile. Yetmişli yılların sonu, ABD’de ciddi bir karmaşa, Ronald Reagan yönetiminin kendini kanıtlama ve hükmü sabit tutmak adına yaptığı sert hamleler gündemdedir.

Dünyada âdeta kaynayan bir kazan iken Orta Amerika’ya yapılan gizli operasyonların, kirli işlerin sayısı gitgide artmaktadır Bu ürkütücü ve gerilimli dönemde yaşayıp, olan biten içerisinde ortalama üstü bir hayat süren bir adam, Barry Seal. Bir havayolu şirketinde pilot, fena olmayan bir kazancın sahibi, evli, çocukları var. Yaptığı ufacık bir “ek iş” sayesinde kendini tatmin eden, bir anda karşısına aklının hayalinin alamayacağı bir fırsat çıkar ve aniden anti kahramana dönüşecek yolun başlangıcında bulur kendini.

Daha önce “Yarının Sınırında” filminde birlikte çalışan yönetmen Doug Liman ve aktör Tom Cruise’u tekrar aynı projede birleştiren yapım, her iki isim için de çok lezzetli bir birlikteliğe dönüşmüştür. Yönetmen Liman, dönemin havasını, anlattığı hikâyenin gerçekliği ile birlikte o kadar güzel harmanlamış ki, başarılı senaryo seyircinin perdeden uzaklaşmasına fırsat vermemiştir. Buna Cruise’un son dönemdeki en sağlam oyunculuk performansı da eklenince, çok eğlenceli ancak özünde karanlık bir serüven çıkmıştır. Henüz ikinci senaryosu olmasına rağmen müthiş bir iş çıkartan Gary Spinelli’nin bu başarıdaki payının büyüklüğünü de unutmamak gerekir.

TWA Havayolları’nda sıradan bir pilot olan Barry Seal, birkaç kutu puro kaçırarak kendine ek gelir elde eden haylaz bir tiptir. Yolcuların kalbini ağzına getirecek şakalar yapcak kadar haylaz. Küçük bir kızı, bir bebeği ve güzel bir karısı vardır. Hayat iyi kötü ilerlerken günlerden bir gün CIA için çalıştığını söyleyen Schafer (Domnhall Gleeson) ona başka bir iş teklifiyle gelir. Teklifi kabul eden Seal kendisine hediye edilen uçağıyla Kolombiya, Nikaragua gibi tehlikeli noktalar arasında kendisini mekik dokurken bulur. Bir süre sonra Pablo Escobar için CIA’in haberi olmadan uyuşturucu kaçırmaya da başlar, diğer yandan ABD emri altında silah kaçakçılığı da yapmaktadır. Bir süre sonra ister istemez çift taraflı çalışmak zorunda kalır. Bu tehlikeli hamleler sayesinde akla hayale gelmeyecek bir servete kavuşur ancak işler büyüdükçe kontrol de elinden çıkmaya başlayacaktır. Filmde tansiyon hızla yükselirken seyirci de biyografik hikayenin nasıl da giderek hayli eğlenceli, bir o kadar da sert suç komedisine dönüştüğünü izlemektedir.

Yerinde durmayan kamera, ani kesmeler, tercih edilen renk tonuyla dahi ruhu yakalamayı başaran, üstelik de güldüren ve koltuğa mıhlatan gelişmelerin aslında ne derece gerçek ve endişe verici olduğunu yineleyen bir film özelliği taşımaktadır. Doug Liman kısa süre önce vizyona giren Sniper: Duvar filmindeki gerçekçi havayı Barry Seal: Kaçakçı için de sabit tutmayı tercih ettiği görülmektedir. Başka bir deyişle, sıradan bir kurgu hikayeden öte, türe uzak seyirciyi rahatlıkla içine çekecek, kolay kolay da bırakmayacak biyografik bir eğlence hazırlamış denilebilir. Cruise’un performansının yanısıra Lucy Seal’a can veren Sarah Wright’in yetkinliği, akıl dolu kavşaklarla öne çıkan senaryo ve İrlandalı aktör Domnhall Gleeson’ın evire çevire dövmek isteyeceğiniz karakteri, Ajan Monty Schafer, hepsi de projenin güçlü ayakları konumundadır. Filmin bir diğer güzel tarafı bu eğlenceli anlatımıyla birlikte, cephedeki kanlı çarpışmalar ya da Soğuk Savaş alt metin olarak, perde arkasında nelerin döndüğünü çuvaldızı batırmaktan çekinmeyerek paylaşmasıdır. Pablo Escobar’ın Medellin karteli, diktatörler, Orta Amerika’daki rüşvet sistemi, ABD’nin kukla ustası olarak ne kadar başarılı ya da beceriksiz olabildiği gibi konular alt metinde verilmiştir. Bütün bunları gölgesine alan ise açgözlülüğü ile yükselip ne zaman düşeceği belli olmayan bir adam, Pilot Seal olmuştur.

Film, süresine rağmen temposunu hiç bozmayan, cebinde her daim sakladığı sürprizleri ile yürüyen, oyunculukların üst düzey olduğu, dönemi farklı bir üslupla resmeden, sağlam finaliyle de etkisi altında kalacağınız bir biyografik uyarlamadan fazlasıdır.

Emel AKBAŞ

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...