Timuçin Hacıbeyli

Yazıya Not:

(Hacıbeyli’ler veya Azerbaycan’daki resmi isimlerine göre “Hacıbeyov”lar, Azerbaycan tarihinde ve özellikle Üzeyir Hacıbeyli nedeniyle Azerbaycan müziğinde çığır açan bir kuşağın temsilcisileridir. Hacıbeyli nesli Azerbaycan’da hep bilgileri ve asaletler ile anılan bir nesil olmuşlardır. Ünlü bestekar Üzeyir Hacıbeyli (1885-1948) sadece Azerbaycan’da değil bütün Müslüman dünyasında ilk operanın (Leyla ve Mecnun 1908) yaratıcısı ve Azerbaycan Milli Marşı’nın bestekârıdır. Yine bu yazıda anlatılan Timuçin’in babası Ceyhun Hacıbeyli  de hem müzisyen hem de yazar, poltikacı ve Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’in yurtdışındaki en önemli temsilcilerinden biri olmuştur.  Değerli araştırmacı ve alim Ramiz Abutalıbov, Timuçin Hacıbeyl ile çok yakın dostluk kurmuş ve bu yazıyı da onunla ilgili yazılmış bir kitaba önsöz olarak kaleme almıştır. Orhan Aras)

Timuçin Hacıbeyli’nin  Hayatı

Hafızanın iziyle… Dost hakkında bir kaç söz…

Şimdi okuyacağınız hâtıralar benim hayatımın, talihimin en aziz ve tatlı bir bölümüne aittir. Bana teselli veren en güzel hâtıralarımdan biridir.

Kadim Şuşa şehrinde dünyaya gelen Hacıbeyliler nesli, müzik tarihinde, geçmiş Sovyetler Birliği, Azerbaycan, Kafkasya, İran, Türkiye gibi ülkelerde meşhur olan bir nesildir.

Bu nesilden olan iki kardeş Üzeyir Bey ve Zülfikar Bey kendi ülkelerinde, dostları, akrabaları içinde saygı ve muhabbetle yaşayarak vefat etseler de üçüncü kardeş Ceyhun ülkesinden uzakta Fransa’da vefat etmiş ve Paris’de Sen-Klu mezarlığında defnedilmiştir. Diplomat, gazeteci ve politikacı olan Ceyhun Hacıbeyli, kardeşi Üzeyir Hacıbeyli‘nin yazıp bestelediği ve 1908 yılının Ocak ayında Doğu’daki ilk opera olan Leyla ve Mecnun operasında İbn Selam ve Nofel rollerini de oynamış, izleyiciler tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmıştır.

Allah’a şükür ki, bu önemli neslin temsilcileri hâlâ Fransa’da yaşamaya devam etmektedirler. Bizler gerektiğinde Timuçin Hacıbeyli’nin eşi Paskal, küçük oğlu Bencamen ve diğer eşinden olan büyük oğlu Kleman’la görüşebilme imkanına sahibiz.

Timuçin Hacıbeyli ile ilgili ilk hatıralarım aklıma geldiğinde gözlerimin önüne Paris “Rü dü Bak” Metrosu’nun yakınlarındaki kahve gelir. Orada oturur, sohbet ederdik. O, çok hoşsohbet, duygulu bir insandı. Unutulmaz çekici gözleri, manalı bakışları vardı. Sanki yüzünden, gözünde nur akardı. Siyasetten, edebiyattan ve müzikten anlardı. Onun konuşması, hitabeti hayata bağlılığını da ortaya koyardı. “Yaşamak için yaşamak” ifadesi sanki onun için söylenmişti. Bu nurlu insan, her haliyle hayatta sevgiyi ve hayata bağlılığı göstermek için vardı sanki.

Kendi ailesinden anlatmayı severdi. Kendi ailesinin başarıları ve ortaya koydukları eserleri ile gurur duyardı. Amcası oğlu bestekar ve orkestra şefi Niyazi’ye aşırı bir sevgisi vardı. Onunla sık sık görüşürlerdi. Onlar, sanat adamlarına has duygusal yanlarıyla birbirlerine çok benzerlerdi.

Aziz okuyucular, ben size onu bir dost olarak, sade ve mütavazi hallerini ve anlatmadığı hayatından bazı bölümleri size ulaştırmak isterdim.

Ceyhun Hacıbey

Ceyhun Hacıbeyli uzun yıllardır hasret kaldığı vatanına ancak kitaplarıyla Timuçin bey sayesinde gelebildi. Bugün Ceyhun bey’in değeri ölçülmeyecek kadar zengin arşivi Azerbaycan İncesanat ve Edebiyat’ındaki Salman Mümtaz adına açılmış arşivde korunmaktadır. Genç araştırmacılar, yirminci asır Azerbaycan siyasi ve kültürel düşüncesinin Avrupa ile olan ilişkisini bu arşivden öğrenebilirler.

Timuçin Hacıbeyli, 1980’li yılların sonuna doğru ortaya çıkan Karabağ hadiseleri karşısında bir insan, bir yurttaş olarak elinden geleni yaptı. Avrupa’da tek taraflı verilen haberler ve yanlış bilgilerle olaya bakan Avrupa’lılara karşı o sesini yükselterek 1998 yılında Fransız dergisi  “Revü dü mond myüzlyüman de lya Mediterrane” (1988 – ci il, № 48, № 49), e yazdığı bir makale ile Karabağ hadiselerini gerçek mahiyetiyle ortaya koymuştur. Yine 1990 yılı Ocak ayında Sovyet Ordusu’nun Bakü’de yaptığı katliamı “Le Pariziyen” gazetesinde lanetlemiştir.

1989 yılında Paris’de “Azerbaycan Evi” açıldığında Timuçin Hacıbeyli oy birliği ile başkan seçildi. Derneğin faaliyeti ve resmi işleri için yorulmadan çaba gösterdi ve dernek 1992 yılında resmi mahiyetine kavuştu.

Bu bizim için atılmış çok önemli bir adımdı. En zor ve karışık dönemlerde Azerbaycan’dan ayrılmak zorunda kalan vatandaşlarımıza kucak açan Paris’de Azerbaycan kültürünü ve sesini duyuracak bir mekana kavuşmuştuk. Timuçin’in arzuları gerçekleşmişti. Onun yeni fikirleri ve planları vardı. Lakin vakitsiz vefatı bunların gerçekleşmesine fırsat vermedi. O,  gurbet elde bu dünyaya vedâ etti.

Her yıl ben eşimle birlikte Paris’e gittiğimizde, mutlaka Ceyhun Hacıbeyli ve ailesinin yattığı mezarlığa da uğrarız. Orda onları ziyaret eder, ruhlarına dualar okuruz. Timuçin’i ne zaman hatırlasam onun beni duyduğunu düşünür ve duygulanırım: Onunla vedalaşmam. Çünkü bir Rus şairinin dediği gibi, “Talihin hükmüyle ayrılanlara birde görüşmek kısmet olacaktır.”[1]

Ramiz Abutalibov

Azerbaycan Türkçesinden aktaran Orhan Aras

—————

[1] Timuçin Hacibeylinin “Mühacir Hayatı” hatıralarına önsöz (Fransa, Kapaz nəşriyyatı, 2019)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...