Toplumlar Ne Zaman Yıkılış/Çöküş Sürecine Girerler?

İnsanoğlu yeryüzünde toplumsal yaşamın getirdiği ihtiyaç ve zorunluluklar nedeniyle kanunlar (Yasalar) ve alt düzenlemeler yaparlar. Amaç hayatı kolaylaştırmak; karşılıklı alış-veriş ve dayanışmayı düzenlemek; zamanın getirdiği şartlara göre hayatı ve dünyayı yeniden yorumlayarak başta birey olmak üzere, toplum ve diğer canlıların ihtiyaçlarına, gerekliliklerine cevap üretmek için yeniden, yeniden yapılır; Fakat kainatın ve onun içinde yaşamını idâme ettiren insanın yaratılmalarıyla birlikte tabi oldukları değişmez, değiştirilemez kanunları (Sünnetullah) var. Sebep-sonuç ilişkisinin aktif olduğu bir sürecin işlemesidir. Kainatı ve insanı yaratan Allah hepsine de tabi oldukları kanuniyetleri vazetmiştir. Gökyüzünde ve yeryüzünde her şey tayin edilen ölçü ve düzen içerisinde yörüngelerinde hareket ederler. Ve Mutlak yaratıcı da sık sık bu düzene atıf yapar. Kainata bu ölçü ve nizamı veren Allah insanı başıboş bırakmamıştır. Onun da tabi olduğu yasalar var. İhtiyarıyla (cüz’i iradesiyle) yaptıklarının neticelerini görür. Toprağa ne ekerse onu biçer. Farklı bir ürün almaz. Nasıl yaşarsa öyle ölür. Hangi söz ve fiillerde bulunursa onunla karşılık bulur. Ama erken, ama geç…

Kur’an yeryüzünde yaşamış bazı kavimlerin hikâyelerini nakleder. Hangi söz ve fiillerinden dolayı nasıl karşılık bulduklarını bazen tekrarlarla haber verir. Hâşâ Allah abesle iştigal etmez. Bize haber verilen bu hikâyeler (kıssalar) insanlık macerasının kanuniyetlerini haber verir. Geçmiş kavimlerin fiil ve sözleriyle oluşturdukları iklim ya onların kurtuluşuna ya da helakine sebebiyet vermiştir.

İşte bu kainat ve insan yasalarının işleme süreci ile ilgili okumalardan sonra toplumların helak süreçlerinin şöyle geliştiğini öğreniyoruz;

İlk önce mevzu ile ilgili en çarpıcı ayetle başlayalım;

“Biz bir ülkeyi (ve düzeni) helak etmek (ve çökertmek) istediğimiz zaman, oranın ‘mütref’lerine (yani; haksız ve hesapsız nimet ve servetle şaşıran ve devlet imkânlarıyla şımaran, ülkenin ileri gelen kimselerine) emrederiz (onlara fırsat veririz) ki, orada her türlü fıskı fesadı (haksızlık ve hayâsızlığı) yapsınlar… Böylece orası için (azap ve helak) sözümüz hak olur. Biz de o (diyarı ve düzeni) darmadağın edip (yerin dibine batırırız).” (İsra-16)

Toplumlar ilk önce acı, felaket, kıtlık, yoksulluk ve yoksunluklarla karşılaşıyorlar. Eğer bu başlarına gelenler nedeniyle tekrar fıtratlarına, asıllarına dönme konusunda bir eğilim gösterirlerse, Rablerinden özür dileyip hal ve ahvallerini düzeltmek konusunda bir irade ortaya koyabilirlerse bu sefer Allah o çektikleri acılara karşılık onlara nimetler veriyor, ödüllendiriyor. Eğer Allah’ın verdiği nimetlere şükürlerini eda ederlerse Üzerlerindeki nimetler arttırılıyor. Fakat yine Kur’an’dan öğreniyoruz ki, insanların/kavimlerin çoğu o nimetlere şükretmeyip, azgınlık yapıyorlar. Nimetin, gücün, iktidarın Allah’tan geldiğini unutup, kendilerinden menkul görüyorlar. Eğer o toplum başlarına gelen bu musibetten uyanmayacak olursa Allah daha çok azgınlaşmalarının, zalimleşmelerinin önünü kapatmıyor. Bir bakıma kendi hallerine bırakıyor. Yani nimeti fazlalaştırıyor, ziyadeleştiriyor. Onlar artık derin bir sarhoşluğu yaşıyorlar. Üzerlerindeki nimet artıkça kendilerinin doğru yolda olduklarını zannediyorlar. Öyle ya, doğru yolda olmasalardı bu kadar zenginlik ve refah olur muydu? Nimetlerin fazlalaşmasıyla birlikte ahlaki çöküş ve çözülme süreci de hızlanıyor. En sonunda toplum ahlaken iflas edip tarihin etnografik bir malzemesi haline geliyor. Tarih bunun gibi yüzlerce toplumun, medeniyetin yok oluşuna tanıklık etmektedir.

Bugün ‘yapıp-ettiklerimize bakıp bu kanuniyetin hangi basamağında duruyoruz’ diye düşünelim, tefekkür edelim; muhasebe edelim; neticesinde imal-i fikr edelim. Eğer tablo tehlike işaretlerini veriyorsa, ilim sahiplerine düşen de tehlikeyi haber vermektir. Bu varoluşsal problemi görmezlikten gelip günlük politik anaforun içerisinde kendimizi kaybetmemektir.

Fahrettin DAĞLI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: KOPYALANAMAZ!.. Dibace.Net yayınlanan tüm fikir ve yazıları korumaktadır! Lütfen site editörüne başvurunuz...