Çöl Yaz(g)ısı

Çöldeyim.

Şehrin ve masmavi denizin ortasındayım. Nar’ın da nur’un da tam ortasında. Sonbaharda, beşinci mevsimde. Ay da gün de mevsim de sen iken. Mevsimin sarısında, akşamın kızıllığında, gecenin karanlığında, yüzünün aydınlığında, gözlerimin karalığında. Çölde.

Çöldeyim.

Haliyle. Halin ile. Dumanlıyken fikrim, rengarenkken gökyüzü… Ismarlama bir hayatı yaşayan şairlerin şiirlerine bir sükun kadar yakınım. Çöle yaz(g)ılı. Konuşsam titreyecek sesim, titretecek arşı. Yazsam yine üşüyecek bütün kelimeler. Halbuki bir gün ben. Ben iken, ikilikte iken, kesretle ah ile. Ah diye diye kızıl çölümde.

Çöldeyim.

Siyah üzümlerin kokusu yayılıyor bahçeye. Bulutlar yağmur topluyor. Bense kum topluyorum gökten. Silkeleniyorum. Kum damlıyor ellerimden. Kum.  Mandalina, nar, kivi kokuları eşlik ediyor çöle. Sonbaharda, çölde cennet.  Çölün mevsimi olmuyor, cenneti oluyor ancak. Rahmeti… Bir elma ağacının altında rahmeti beklerken bir elma düşüyor dalımdan, bahtıma. Elma, toprak. Toprak, ben. Ben, yine ben. Ölüm yamanıyor rüyalarıma, inadına gülümserken hayata ay gibi. Kelimelerim parmaklarını doğruyor birer birer. Doğranırken portakal kokulu sözcükler,  çatlıyor suretten asla geçemeyen çöl gezginleri. Haykırıyorlar. Bir zamanlar çölde olan kimdi? Dünyaları, bir dünya etmiyor. Lakin benim dünyam çöl kadar, çöller kadar. Çöl ile sınanmadayım. Buğday mı çöl mü? Buğday. Çöl. Çöl. Buğday. Var, yok gibi. Varla yok arası. Serap. Çöl. Çöle varamam. Sözlerine dolamam. Gözlerine dolunca. Yaz(g)ı Allah’tan. Ben, Allah’tan. Çölden. Kabe’den.

                         Çöldeyim.

Viranedeyim. Malikanemde. Bütün neşemi bir meczuba ödünç bıraktım. Payıma bir damla su düştü. Ve sızısı. Dönersem kopar kıyamet. Dönmezsem çoktan koptu kıyamet. Sıcağın kavuramadığı yaşları arıyorum, çöl sırlarını, efsunlu bir taşı… Leyla’nın gözyaşları ile çölün kumları ile birleşen vahdeti… Hani bizim Mecnun’un çölde  Mevla zikriyle, aşkla leylayı ararken bulduğu taşı… Çöl gülünü, çöl taşını… Taş, leyla olunca… Taşınca deli gönül… Serin serin esecek kum taneleri alnına ve kalemine. Söz de aşk da Allah’tan. Allah’a. Çöle düşmek, devlet. Ol sultana bende olmak asıl Sultanlık. Çöl hem son hem sonsuzluk…Sonsuz hüzün , sonsuz mutluluk…Yüzünde ben izi, kalemde nokta. Çöl çiçeği açar yazının kalbinde, yitiğini ararken. Kuşlar göçer çöllere. Çiğ düşer çöl gözlerine. Gecede. Seherlerde. Ve gönlüne gül perçemi. Çöl, ne büyük saadet!

                        Çöldeyim.

Çile de ihsan da çölde. Bulunca.Yazarsın. Su üstüne, kum üstüne. Ve yine açıp okursun Mushaf’ tan;

‘’Allah bize yeter, o ne güzel vekildir, ne güzel yardımcı ve ne güzel dosttur.’’

“Öyle ağırım ki kendime.” Çölde. Huzur’da. Ahh’da. Hatrına. Ve Nasuh’ta.

                                                 Bağışlanayım.

Yasemin KAPUSUZ

 

 

1 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir