Aşk yoğun özlem duygusuyla beslenir. Aşık Veysel, “Seversin kavuşamazsın aşk olur” diyerek aşkı hasrete bağlar. Freud, “Aşk, engellenmiş cinselliğin heyecana dönüşmesidir” diyerek fizyolojik tatminsizliğe vurgu yapar. Atilla İlhan, “Ne kadınlar sevdim, zaten yoktular” diyerek aşkın tek kişilik bir oyun olduğuna gönderme yapar. Ben de aşka insanın iç dünyasında oluşturduğu bir ışık gölge oyunu gibi bakıyorum. Görünüşte iki kişiyle oynanan ama gerçekte tek kişilik bir oyun olduğunu düşünüyorum. Bu düşünceden olsa gerek ki şiir kitabımın ismi “Aşk Bir Yalnızlık Şarkısıdır”
Aşkların bitimsiz bir özlem olarak yaşanması sonucunda sönümlenmesi bazı şairlerde hüzne ve sevgiliye siteme dönüşür.
Şair Kemalettin Kamu (1901-1948) hiç evlenmemiş ama çok güzel aşk şiirleri yazmıştı. Çok sevdiği ama kavuşamadığı aşkları ya da karşılık alamadığı sevgilileri vardı. Onun “Sevgilim” isimli şiirinde sitem ve intizar öne çıkar.
Sevgilim, güvenme güzelliğine
Senin de saçların tarumar olur
Aldanma talihin pembe rengine
Hayatın uzun bir intizar olur
**
Sevgilim, her insan doğarken ağlar
Çiçeklerle açar, sularla çağlar
Rehgüzarı olur, bahçeler bağlar
Nihayet isimsiz bir mezar olur
**
Sevgilim, baksana bir yanda gülen
Bir yanda gözünün yaşını silen
Kimi benim gibi erir derdinden
Kimi senin gibi bahtiyar olur
**
Sevgilim, senin de geçer zamanın
Ne şöhretin kalır ne hüsnü anın
Böyledir kanunu, kahpe dünyanın
Dört mevsim içinde, bir bahar olur.
Zaman geçer, aşık ve maşuk toprağa dönüşür ama aşkları, acıları, sitemleri şiirlerle yankılanmaya devam eder.
Abdurrahim Karakoç’un(1932-2012) “Unuttum” isimli şiiri aslında sevgiliye karşı psikolojik bir rövanş şiiri gibidir. “Unuttum, unuttum” der ama aslında unutamamıştır. Çünkü gerçekten unuttuysa unuttuğunu gündeme alamaz ki.
Resmine baktığım güzel kız, genç kız
Unuttum, unuttum, unuttum seni
Eski bir albümde durursun yalnız
Unuttum, unuttum, unuttum seni
**
İki harf, bir imza, bir tarih; garip
Besbelli üçü de mutsuz muzdarip
Aklımı zorlama karşımda durup
Unuttum, unuttum, unuttum seni
**
Bilemem aradan geçti kaç sene
Memleketin nere, kimsin adın ne?
“Hatırla” diyerek bakma yüzüme
Unuttum, unuttum, unuttum seni.
İşin doğrusu aşk karşısında insan aciz ve çaresiz kalınca unutmak ister. Unuttuğunu söyleyebilirsin ama yürekteki izleri silmek kolay değildir.
Hasret duygusu da yaş ilerledikçe zayıflamaya başlar. Çünkü artık ne sen eski sensin ne de sevgili eski sevgilidir. Diğer yandan zamanla azalsa da aşk bir ütopya gibi varlığını sürdürür. Bu durumda aşk sadece hatıra değeri olan ama güncel bir değeri kalmayan hikâyeye dönüşür. Böyle bir duruma ilişkin olarak şöyle bir şiir yazmıştım.
Her şey zamanında, güzel sevdiğim
Artık bu sevdaya gerek kalmadı
Zaman cazibeni aldı götürdü
Bende gürp gürp atan yürek kalmadı
**
Bir zamanlar neye baksam, sen vardın
Başka bir şey yoktu, dünyam kadardın
Dopdolu sevgimi boşa çıkardın
Aşk yalanmış başka gerçek kalmadı
**
Hayaller, sevgiler nereye gitti
Boşluklar, hiçlikler cana tak etti
Her şey iç dünyamda yaşandı, bitti.
Suçu yüklemeye felek kalmadı.
**
Aşk olmazsa, hayat hayat olmuyor
Sevgi gelişmeye fırsat bulmuyor
Ne yapsan da aşkın yeri dolmuyor
Kalbe anlam katan destek kalmadı
**
Bildiğim bir şey var, hayata dair
Hayat bir masaldır, aşksa bir şiir
Yalan olsa bile aşk güzel şeydir
Aşksız yaşamaya istek kalmadı
Aşk duygusu tatlı bir hüzündür. Bir yanda hayata anlam ve heyecan katar diğer yanda acı ve hüzün verir. Aşksız bir yürek hayatı gerçek anlamıyla duyumsayamaz. Şairlerin aşk şiirleri yüreklerimizde tatlı rüzgarlar estirir ve hayatımıza renk katar.
Durdu GÜNEŞ

Son Yorumlar