Bir Evlilik Masalı…

Evlilik dedikleri bu mu şimdi? Ya da koca dedikleri? Bir kafesteyim sanki. Hani birisi açsa o kafesin kapısını, arkama bakmadan uçup gideceğim. Ama nafile; kafesim cicili bicili, yemim de var suyum da. Hatta salıncağım bile. Ruhum daralıyor. Ah anne ah! Rahat edersin kızım. Darlık çekmezsin, halleri vakitleri yerinde. Halleri vakitleri yerin dibine batsın. Bazen düşünüyorum da analar kızlarını başlarından atmak için doğuruyorlar sanki.

Adetim gecikti. Hamile miyim yoksa? Aman Allah korusun… Belki kız olur ha. Hayır, hayır. Bu dünyada erkek olmak var. Hatta şimdi hiç olmasın. Daha evleneli ne kadar oldu ki. Allah’ım ne olur, olmasın. Tövbe estağfurullah tövbe. Oooffff, off. Ne evlenmek ister misin diye soran olur ne de çocuk ister misin diyen. Sanki ben büyüdüm mü. Okuyamadım diye ne oldu. Ne oldusu var mı, işte böyle verirler birine. Hiç tanımadığın bir adama hem de. Gerçi ne adamı be. Koca bir çocuk. Evlilik ne biliyor mu sanki. Hah. Sen çok biliyorsun ya. Evliliği yatak odasından geçen bir oyun sanıyor. En büyük oyuncağı da benim memelerim. İlk gece neydi öyle? Yüzünün renkten renge girmesi. Dokunsan ağlayacaktı garibim. Belli, kimse bir şey anlatmamış ona. Yine de kıyamam ben ona, iyi bir çocuğa benziyor. Yaşıtlarımız sokaklarda, kafelerde fink atıyor. Anneme sorsan daha ben on yedimdeydim evlendiğimde der, marifetmiş gibi. Anlatır da anlatır. Siz şanslısınız kızım da, biz gün görmedik de, yatacak döşeğimiz yiyecek ekmeğimiz yoktu da, ahırdan eve evden ahıra da, başımızın biti topuğumuzun yarığı eksik olmazdı da, falandı da fişmandı da… Bereket versin babam gibi birine düşmüş.

Annem söylenir durur ama nasıl şikâyet eder öyle bir adamdan? Yoksa çocuklar bir sihir de erkeklerin görünmeyen yüzlerini mi ortaya çıkarıyorlar? Hayır, hayır. Benim babam bir tane. Kolonya kokan iri elleri saçlarımda gezinseydi şimdi, uzak uzak gülümseseydi de yanağımdan öperken sararmış bıyıkları yüzüme batsaydı. Daha küçük bu kız dedi ya dinletemedi anneme. Küçük değilmişim, annem benim yaşımdayken üçüncü çocuğuna hamileymiş. Yani bana. Hissediyorum… Hamileyim. Belki ben de kendi kızıma anlatırım, ben senin yaşındayken şöyle böyle yaptım diye. Şimdinin saçmalıkları o zaman marifetmiş gibi gelir, kim bilir. Kızıma mı? Allah mı söyletiyor ne! Ama yoookkk. Benim çocuğum bilecek kiminle evleneceğini, niye evleneceğini, evliliğin ne olduğunu…

Benim içimde fırtınalar kopuyor ya peki Murat ne düşünüyor acaba? Öyle pat diye sorulmaz ki. Murat evlilikten beklentin ne? Bunlar önceden konuşulmalıydı. Ne kadar garip, birbirini tanımayan iki kişiyiz ve belki kırk sene en özel şeylerimizi paylaşacağız. Evimizi, soframızı, banyomuzu, yatağımızı, sırlarımızı, çocuğumuzu… Konuşmak lazım aslında.

Bizim evde neler oluyordur şimdi? Ah annem… Canım annem. Özledim hepinizi. Minik Saliha’m. Tekne kazıntısı. Babamın yeni gözdesi, pabucumu dama attıran su perisi. Annem saçlarını örüyordur şimdi. Örgülerinin ucunda kırmızı kurdeleler. Okula gider birazdan. Soluk mavi önlüğünün altına benim eski dantelli beyaz çoraplarımdan giyer. Güzel bir kız olacak, benden daha güzel. Keşke hiç büyümese… Deli gönül kalk git ziyarete diyor ya annem ne işin var burada der gibi bakar yüzüme. Hem birazdan kaynana damlar. Turşu yapacaktık bugün. Turşu yüzlü… Akşama da güzel bir şeyler hazırlamalı. Ne severdi ki bu adam? Gerçi kaynana gelir gelmez başlar: Murat’ım etli kuru fasulyeyi, domatesli bulgur pilavını çok sever, Murat’ım acıdan hazzetmez. Hele sevinsin bakalım oğlunun hala kendine ait olduğunu düşünerek. Onun da zamanı gelir ve Murat tüm varlığıyla benim olur. Ya da ikimiz birden evlilik denen bu bilinmezin içinde kayboluruz, ta ki başka birilerine dönüşene kadar…

Kapının önünde bir ayak sesi. Zil ötmeye başlıyor. Tezgâhın üzerindeki biber ve salatalıklar hâlâ suda bekliyor. İçimde bir şeyler esiyor, tutunmak istiyorum bir dala. Elim kendiliğinden karnıma gidiyor…

Ebuzer KALENDER

Yazar Hakkında

  • 26 Nisan 1983, Afşin (Kahramanmaraş) doğumlu.
  • Tıp doktoru ve akademisyen Gaziantep’te yaşıyor.
  • Evli ve üç çocuk babası.
  • İlk romanı “KUKİNLER” 2018 yılı Aralık ayında yayımlandı. Paradigma Polisiye Yayınlarının 2018 yılının sonlarında düzenlediği ulusal öykü yarışmasında “Kabil’de Habil Kafe” isimli eseri ikincilik ödülü kazandı.
  • Bu öykü “Bugün Kendini Nasıl Hissediyorsun?” adlı öykü kitabında kendine yer buldu.
  • 2020 içerisinde, kardeşi Mustafa Kalender ile beraber kaleme aldığı “CERAİM-46” isimli polisiye romanı yayımlandı.
  • Dokuz arkadaşıyla hazırladığı “Zaman” adlı fankitte bir öyküsüyle yer aldı.
  • 2024’de Düş Berberi adlı ilk öykü kitabı yayımlandı.
  • Öykü ve denemeleri; Afşin Yarpuz Edebiyat Dergisi, dibace.net, Daima Edebiyat, Edebiyat Burada, Fanzin Apartmanı, İshak Edebiyat, Kafkaokur, Kayıp Rıhtım, Kil-tablet Öykü, Kurgusal.net, Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi, Litera Edebiyat, Mahal Edebiyat, Oggito Öykü, Öykü Gazetesi, Parşömen Fanzin, Yazarevi Öykü Seçkisi ve Yazı-yorum Edebiyat gibi mecralarda kendine yer buldu.
  • Bazı seçkilerde (İshak Edebiyat, Yazarevi, Kayıp Rıhtım) öyküleriyle yer aldı.
  • Tür olarak kara mizahi, büyülü gerçekçi, psikolojik ve distopik eserleri daha çok sevmekte; modern ve postmodern yapıtları kendine daha yakın bulmaktadır.

One Comment

  1. Bülent Sönmez Reply

    Ebuzer kalender iyi bir yazar olmaktan öte çok iyi bir insandır. Kalemine yüreğine sağlık. Canım kardeşim Dr. Ebuzer Kalender ve kıymetli eşine sonsuz saygı ve selamlarımı iletir ve geleceğin cevherleri olan çocuklarının alnından öperim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir