Bir Nihavend Gece…

12 Haziran 2026 akşamı, Adana’nın seçkin musiki topluluklarından Çukurova Kadınlar Korosu Türk Sanat Müziği Derneğinin düzenlediği “Bir  Nihavent Gece” adlı konseri izleme fırsatı bulduk.

Konserin düzenlendiği Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’na girer girmez büyük bir kalabalıkla karşılaştık. Hemşehrilerimizin böylesine nitelikli sanat etkinliklerine gösterdiği ilgi doğrusu gurur vericiydi. Salonun tamamen dolmuş olması, sanatın hâlâ geniş kitlelere ulaşabildiğinin en güzel göstergesiydi.

Sahneye göz gezdirdiğimizde, tamamı kadınlardan oluşan koristlerin âdeta bir bahar sabahında açmış kardelenler gibi zarif bir görünüm sergilediğini gördük.   

Salonun en seçkin köşesinde yer alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi ise, yıllar önce dile getirdiği, “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözünün haklı gururunu taşıyor gibiydi.

İzleyiciler yerlerini alıp salonda sessizlik sağlanınca Koro Şefi Mehlika Deveci Pikdöken sahneye çıkıp güler yüzü, samimi tavırları ve güçlü sahne hâkimiyetiyle kısa sürede seyirciyle sıcak bir bağ kurdu. Şef, konser boyunca yalnızca koroyu yönetmekle kalmadı; eserlerin hikâyelerini, bestecilerini ve dönemin kültürel atmosferini anlatarak dinleyicileri musikimizin tarihine doğru keyifli bir yolculuğa çıkardı.

Türk sanat musikisinin romantik dönemin öncülerinden olan büyük bestekâr Hacı Arif Bey hakkında açıklayıcı bilgiler verildikten sonra konser başladı.     

Program, sözleri Enderunî Vasıf’a, bestesi Hacı Arif Bey’e ait olan “Çözülme Zülfüne Ey Dilruba Dil Bağlayanlardan” adlı eserle açıldı. Ardından Faruk Nafiz Çamlıbel’in sözlerini yazdığı, Münir Nurettin Selçuk’un bestelediği “Bahçemde Açılmaz Seni Görmezse Çiçekler” adlı şarkı seslendirildi.

Koro performanslarının ardından solo eserler bölümüne geçildi. Mehlika Hanım, Saadettin Kaynak’ın Türk sanat müziğinin hiçbir sazını çalmamasına rağmen, birbirinden değerli eserler bestelediğini anlattı. Ardından, söz ve bestesi Saadettin Kaynak’a ait olan “Gönül Nedir Bilene Gönül Veresim Gelir” adlı eseri Merih Dalçık başarıyla seslendirdi ve dinleyicilerin beğenisini kazandı.

Konserin ilerleyen dakikalarında Azerbaycan Türkçesiyle söylenen eserlerin musikimizin önemli renklerinden biri olduğunu vurgulayan şef, “Sen Gelmez Oldun” adlı eseri icra etmek üzere Füsun Aslan’ı sahneye davet etti. Solistin etkileyici yorumu seyirciden alkış aldı.

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de tango üzerine yapılan kısa söyleşiydi. Şef, tangonun Arjantin’de doğup Avrupa üzerinden dünyaya yayıldığını, Türkiye’de ise zamanla kendine özgü bir Türk tango geleneğinin oluştuğunu anlattı.     

Programın bu bölümünde soprano solist Nurcan Uğurateş, Ahmet Kadri Rizeli uyarlaması olan, “Gönlümdeki Yalancı” adlı nihavent tangoyu seslendirdi; güçlü yorumu ve berrak sesiyle salonu adeta büyüledi.

Daha sonra Nilgün Aşan, “Yılları Durduracak” adlı eseri başarıyla icra etti. Şef, sevginin insan hayatındaki yerinden söz ederek şarkıya anlamlı bir giriş yaptı.

Konserin duygusal anlarından biri ise Şafak Atayman’ın bir huzurevi ziyaretinde insanların yalnızlıklarından etkilenerek kaleme aldığı şiirden bestelenen, “Susamış Topraklar Gibi Gönüller” adlı eserdi. Bilge Özgen’in nihavent makamında bestelediği bu anlamlı şarkıyı Aygül Gezirgen seslendirdi ve dinleyicilerden tam not aldı.

Gecenin en ilgi çekici hikâyelerinden biri ise Zeynettin Maraş’ın “Gizli Aşk Bu Söyleyemem” adlı unutulmaz eserine ayrılmıştı. Şef Mehlika Hanım, bestekârın yıllar sonra yaptığı bir açıklamadan söz ederek eserin Emel Sayın’a duyulan platonik bir hayranlıktan doğduğunu anlattı. Bu ilginç hikâye dinleyicilerin büyük ilgisini çekerken, Hamide Şimşek’in yorumu da esere ayrı bir değer kattı.

Konser boyunca zaman zaman seyirciler de programın bir parçası oldu. Şef, “Kalbe Dolan O İlk Bakış” adlı eseri salondakilerle birlikte seslendirmeyi teklif etti. Böylece yalnızca sahnedeki koro değil, yüzlerce kişiden oluşan büyük bir dinleyici korosu da oluşmuş oldu.

Programın ilerleyen bölümünde Yusuf Nalkesen’in “Maksadım Birazcık Yine Naz Yapmaktı” adlı eseri koro tarafından seslendirildi. 

Programın sonuna doğru Yıldırım Gürses’in Türk sanat musikisine kazandırdığı yenilikler ve çok seslilik anlayışı üzerine yapılan kısa sohbet büyük ilgi gördü.

Şef, özellikle söz ve müzik uyumunun önemine değindi. Bu açıklamaların ardından Mustafa Sevilen’in güftesini yazdığı, Yıldırım Gürses’in bestelediği “Affetmem Asla Seni” adlı eseri Leyla Gök başarıyla okudu.

Konserin son bölümünde Necip Mirkelamoğlu’nun eşine duyduğu sevgiyi anlattığı “Şu Güzeller Güzeli Yâr Gibi Geldi Bana” adlı eser Sema İşisağ tarafından yorumlandı ve büyük alkış aldı.

Gecenin finalinde ise “Sevil Neşelen Sevme Yanarsın”, “İnleyen Nağmeler” ve “Aşkım Bahardı” adlı eserler birbirine bağlanarak koro tarafından seslendirildi. 

Salon, konser sona erdikten sonra da  uzun süre alkışlarla çınladı. Dinleyicilerin ısrarlı “Bir daha! Bir daha!” Tezahüratlarına kayıtsız kalamayan koro, son olarak bir bis şarkı babından, “Yemeni Bağlamış Telli Başına” adlı eseri seslendirdi.

Böylece Türk sanat musikisinin seçkin eserleriyle bezeli, bilgiyle sanatın iç içe geçtiği unutulmaz bir gece daha hafızalardaki yerini aldı. 

Çukurova Kadınlar Korosu Türk Sanat Müziği Derneği ve Koro Şefi Mehlika Deveci Pikdöken, Adana’nın kültür ve sanat hayatına değer katmaya devam ettiklerini bir kez daha göstermiş oldular.

Başta, dernek başkanı Saadet Köse olmak üzere aynı zamanda Türkiye’nin sayılı kudümzenlerinden biri olan Şef Mehlika Deveci Pikdöken, kıymetli sazendeler, koro sanatçıları ve bu düzeyli konseri alkışlarıyla destekleyip şenlendiren sanatsever Adanalı hemşehrilerimi kutluyor, nice konserlerde buluşmayı diliyorum.

Samle ÇAĞLA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir