Bu Dünyadan Bir Doğan Cüceloğlu Geçti…

Canım Hocam Doğan Cüceloğlu!

Seni geç bulduk, erken kaybettik,

Hüznünü hissettik ta derinden herkesten fazla…

Sen devler kadar acı çektin ama dağlar kadar mutluluk, huzur verdin!

Huzur vermeyi öğrettin ama şimdi uzak yıldızlara doğru gittin.

İnsanların yıldız tozu olduğunu söyler şiirlerinde Attila İlhan

Sen, karanlık ve karamsar gökyüzümüzde yıldız idin

Aydınlık ve iyimser…

“Çocukluk insanın anavatanıdır” dedin.

Daima vatanı korumaya ve geliştirmeye cehdettin.

Yurtseverdin, ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı durdun.

Senden talim ettik “kadın insan” ve “erkek insanı”.

Anladık: “Yeniden İnsan İnsana”  değildi sadece bir kitap adı…

 Yine senden öğrendik “İnsanlığından korkmayan kadın ve erkeğin güler yüzlü ” olacağını.

Asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne ve babaları;

Öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları

Tutarak aynayı kendilerine

Söz fırçalarıyla resmettin.

“Öğretmeni de, çocuklarımızı da yargılayarak, aydınlık ve insanca bir gelecek yaratamayız” dedin.

Korku kültürüne özgü öfke ve yargıçlıkla anlama ve sevgi gelişmez dedin.

“İçimizdeki Çocuk”u besleyip, “Geliştiren Anne ve Baba” nasıl olunur gösterdin.

“İçimizdeki Biz” varsa, “Gerçeğe saygı” vardır,

Gerçeğe saygının olduğu yerde ise hakkaniyet, adalet ve güven vardır.

Bir toplum, gelir düzeyleri, teknik bilgileri ne olursa olsun

Adalet sistemine güvenini kaybetmişse eğer

Yıkılmaya, çökmeye mahkûmdur diye ikaz ettin

“Gerçek Özgürlük” adlı eserinde.

Emsalsiz kitabın “Mış Gibi Yaşamlar”da

Politik, toplumsal, kültürel ve sosyal psikolojik çıkmaz sokaklarımızı

Projektör gibi tenkitlerinle ışıklandırdın.

Uygar toplumların esas şartının

Temelini attın bıkmadan, usanmadan

Gerçeğe koşulsuz saygının.

Bu böcek, bu ağaç, bu kuşlar, bu evren

“Canın büyüğü küçüğü olur mu?”

 “Aynı ekibin üyesiyiz” nakış nakış, ilmek ilmek

Ekoloji, felsefe, psikoloji, bilumum bilimin

Kanaviçelerini işledin.

Asansörde, sokakta, işte, okulda selam verin herkese dedin.

Sen gülersen güler dünya, eder tebeddül demek istedin…

Değil miydi nitekim selamı çoğaltmak aramızda düsturu dinin?

Hep karşısında oldun ama istismarını yapanların yüce dinin

Kıymetini, kadrini bilerek en yüksek değerlerin,

Savundun evrensel ilkelerini ve bilimle gelişerek ahlaki kimliğin.

“Düdüklü Tencere”ye benzettin kapalı sistemleri; açık sistemleri bereketli nehirlere…  

Apaçık gösterdin faziletlerini demokrasinin.

Öfke, açlık, çaresizlik baş neticesidir bildin!

 Askeri darbelerin ve aşağılık diktatörlüklerin.

İzinden ayrılmadın Mustafa Kemal’in ve Cumhuriyet’in.

Bedenen ölümünle bile birleştirdin

Yıkarak önyargılarını inatçı ideolojilerin

Yırttın çift yüzlü maskelerini siyasilerin

Aynen yaşıyorken nasıl müdafii idiysen ortak iyinin

Budalası olmadan dünyanın, paranın ve şöhretin

Bir milletin istikbaline adanan en güzel timsaliydin.

Cihan KARA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir