Ece İrtem: Dizi ve Sinema Sektörünün Mağdurlarından Biri

Yan rollerdeki etkili oyunculuğunun hakkı hakikaten teslim edilmeyen Ece İrtem’in 15 Haziran 2026 tarihinde ölümünün ardından türlü çeşitli senaryolar kaleme alan, varolagelen dizi ve sinema sektörünü koruyup kollamayı ihmal etmeyen isimler, İrtem’i ölüme aslında sektörün sürüklediğini bile isteye es geçmişlerdir çünkü sorgulama perdesini aralamak istediklerinde, sadece ekmeklerinden değil, itibarlarından da olacaklarının  bilincindedirler.

İrtem’in varolagelen dizi ve sinema sektörünce ölüme sürüklenmesi, sözü edilen düzeneğin vazgeçilmezleri arasında yerlerini alan; Fahriye Evcen, Beren Saat, Tuba Büyüküstün gibi isimleri ilgilendirmemiştir. Bu kayıtsızlık doğal karşılanmalıdır çünkü sıralanan oyuncu oldurulmuşlar bulundukları yere, kendilerine kavratılan sektör kurallarına riayet ettikleri için gelmişlerdir. Gerçi Beren Saat bir ara, sosyopolitik sorunlarla ilgilendiği izlenimini uyandırmıştır ama çalışması uyandırmanın ötesine geçememiştir.

Sıralanan oyuncu oldurulmuşların tavırlarında samimiyet uç verirken; Nuri Bilge Ceylan’ın 2023 yılında çektiği Kuru Otlar Üstüne isimli sinema filmindeki rolüyle, Ceylan’ın hayallerini suya düşürmeyen Cannes jürisinden ödül almasının ardından gerçekleştirdiği konuşmasında Türkiye’yi, vaktinde Cezayir’in Fransa tarafından işgalini alkışladığı için, onu ciddiye almayan Jean- Luc Godard, Alain Resnais gibi sinema yönetmenleri tarafından pes perdeden eleştirilen Cannes jürisine, kadına yönelik şiddet veya cinayete ilgisizlikten yola çıkarak  şikâyet eden Merve Dizdar ile, Fatoş Güney ve  Nebahat Çehre’den daha fazla ön plana çıkarak   kadına yönelik şiddet üzerinden Yılmaz Güney’i kendisince cezalandıran Farah Zeynep Abdullah’ın İrtem’i desteklemeyi akıllarının ucuna bile getirmemelerini açıklayabilecek fiil samimiyetsizliktir.

Sadece kendisi ve çevresi tarafından ciddiye alınan şikâyetinin öncesinde ve sonrasında kadına yönelik şiddete methiye dizen sorun yüklü çalışmalara adını yazdıran Dizdar ile Güney’e yüklenmesinin ardından, Dizdar’ın arzıendam ettirildiğine benzer projelerde görülen Abdullah kadar, Güney’in,  kırmızı çizgisi olduğunu söyleyen, akılları milyon karış havada turlayanlarca Muhalif Oyuncu olarak servis edilen Nur Sürer de İrtem’in ölüme sürüklenmesine tepki vermeyerek sektöre dolaylı olarak destek verdiğini belgelemiştir.

Yaşanan sorunların perdesi elbette İrtem’le açılmamıştır. Ondan yıllar önce kamera karşısına geçen ve sadece yan rollerde performans sergileyen 25 Temmuz 2014’te vefat eden Çolpan İlhan ve gözlerden uzak bir hayat sürmesi sağlanan Suzan Avcı’nın da İrtem’e yaşatılanları aratmayacak sorunlarla mücadele ettiklerini vurgulamak mümkündür.

Türkiye’deki dizi ve sinema sektörünün varlık nedeni olan Yeşilçam’ın oluşturulma amacı sanıldığı gibi, insanların sinemayla organik bağ kurmalarını sağlamaktan önce, toplumsallaşamamış halkın bilinçlenmesinin önüne geçmektir. Bu fiili, aslında kendisinin de inanmadığı Halk Böyle İstiyor. şeklindeki bünyesinde patoloji barındıran cümleyle ve melodramatik kurguyla süsleyen sığlık üreticisi Yeşilçam, Star Sistemi’ni ete kemiğe büründürmüş, onun dışında kalanlara da Yan Oyuncu etiketi vurarak onların küçümsenmelerinin yolunu açmaya çalışmıştır ama evdeki hesabı çarşıya uymamıştır çünkü sinema filmlerine santimantal refleks tuzağına saplanmadan sabitlenen izleyici, Yan Oyunculara, Star Sistemi’ne dâhil edilenlerden daha fazla sahip çıkmıştır.

Ayhan Işık’ın Taçsız Kral olarak görülmesini kabul etmeyerek, kendisinin Çirkin Kral olduğunu söyleyen Yılmaz Güney’in vurgusunu katalize eden de; Osman Fahir Seden ve Ertem Eğilmez’in gayretleriyle palazlanan Yeşilçam’dan başkası değildir.

Duvar ile melodramatik kurguyu tarumar ederek drama ve trajediye direksiyon kıran Güney’in özel hayatına müdahale ederken kendisine ayna tutmayan Abdullah ile kadına yönelik şiddet veya cinayete yönelik protestolarda ismi ve cismine  tesadüf edilmesi için yurt dışına çıkmayı beklediği izlenimini uyandıran Dizdar başta olmak üzere sektöre organik ve inorganik bağlarla bağlı olan isimler görmezden gelmelerine rağmen Ece İrtem, başrol oyuncularını gölgede bırakan gayretiyle şimdiden dizi ve sinema tarihine  adını yazdırmıştır.

Onu ölüme sürükleyenlerin ve ölümünün ardından rivayet üretenlerin payına da toz zerresi olarak kalmak düşecektir.  

Mehmet Akif ERTAŞ

One Comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir