“İzzetli hürmetli bilirim seni” diye başlayan bir türkü… Ali Ekber Çiçek söyler. Tek başına bir orkestra gibi çalıp söyler. Ali Ekber sazı eline aldığında başka dünyaların kapısı aralanmaya başlar. Türküyü söylemeye başladığında da rüzgâr sızılar, bir kendinden geçmişlik haliyle sonsuzluğun eşiğine savurur rüzgâr sizi. Bu türkünün sözleri Âşık Kemteri‘ye ait. Sözleri ufak tefek değiştirilmiş şiir çoğu kitapta şu şekilde yer almaktadır: “Ezelden bilirim seni azizim/Erin ere yolu düş gelir böyle/Sen benim olursan ben de seninim/Dostun dosta huyu hoş gelir böyle/Zengülü zengüle vurup aşınca/Lokmalar hall’olur temiz pişince/Bâdeler içilir sazlar coşunca/Gerçek âşıklara cûş gelir böyle/Kunduz beği etti bizi bir nefer/Kunduz dalgasına aldık bir cevher/Yalancı sözleri fesh olur gider/Gerçeğin sözleri boş gelir böyle/Muhannet doludan doluya süner/Fitili göyünür çırası söner/Erlerin başına yüz bin er döner/Yiğidin başına iş gelir böyle/Dertli Kemter kendi kendin yeldirir/Er olanlar çifte kanttır kaldırır/Ulu derya bulup kabın doldurur/Arifler elinden iş gelir böyle” Bir başka hali ise: “İzzetli hürmetli bilirim seni/Erin ere yolu düş gelir böyle/Kişi sevdiğini tenhada bulsa/Dostun dosta huyu hoş gelir böyle/Zengiyi zengiye vurup eşince/Lokmalar hallolur çiğler pişince/Badeler pas tutar sazlar coşunca/Gerçek aşıklara coş gelir böyle/Sefil kemter hayâl seni gezdirir/Er olanlar çifte kantar kaldırır/Bir ulu dergâh bulup kabını doldurur/Arifler elinden iş gelir böyle.”
Araştırmacı Hayrettin İVGİN “ÂŞIK KEMTER BABA VE BAZI DÜZELTMELER” adlı makalesinde: “Edebiyatımızda Kemteri mahlasını kullanan epeyce âşık bulunuyor. Bunlar bilebildiğimiz kadarıyla şunlardır: Asıl adı Raşit Ali olan İstanbul’da yaşamış bir tekke şairi var ki sarayda mızıka takımında bulunmuştur. Doğum tarihini bilemediğimiz bu Kemteri’nin ölüm tarihi 1986’dır. (Veya 1898). Yazma bir Divanı bulunuyor. Bu şairimizin bazı şiirleri Saadettin Nüzhet Ergun tarafından yayımlanmıştır. Konyalı olan bir Kemteri daha vardır ki 1838 1914 yılları arasında yaşamıştır. “Kel Hacı” lâkabı ile bilinmektedir. “Ali Hoca” veya “Kebe Ali” adıyla ünlenen Tekirdağlı bir Kemteri vardır ki bu Bektaşi şairidir. Bu şair 1873-1939 yılları arasında yaşamıştır. Urfa’nın, Kısas köyünde de bir Kemteri yaşamıştır. Âşık Dertli Divanî’nin babası da âşıktı ve Kemteri mahlasıyla şiirler yazıyordu. Bir de Zile’nin Yücepınar köyünden bir Kemteri vardır ki 1921 yılında ölmüştür. Öldüğünde 80 yaşının üzerinde bir ihtiyardır.”
Biz bu Kemterîlerin içinden Dertli Kemter, Sefil Kemter, Kemter Dede, Kemter Baba gibi mahlaslarla tanınan Kemterî’yi anlatmaya gayret edeceğiz. Kemterî’nin hayatı hakkında çok kesin bilgiler ne yazık ki yok. Doğduğu yerler hakkındaki bilgiler muhtelif. Kesin olan şu ki: Kemterî âşıklar, ozanlar diyarı; bağrından sayısız ozan fışkıran Emlek yöresine mensuptur. Emlek bölgesi ya da yöresi hakkında Mehmet Der ve Mahir Mak (Der, M., & Mak, M.(2023). Emlek yöresi âşıklık geleneğine yönelik bir inceleme: Âşık İzzet Savaş örneği. Türk Müziği, 3(2), 197-210) şu bilgileri veriyorlar: “Emlek yöresi, Kızılırmak’ın kuzeyinde, birkaç dağın çevrelediği, bu dağların arasında ve eteklerinde bulunan köylerin oluşturduğu bir bölgedir. Sivas, Kayseri, Tokat ve Yozgat illerinin bazı ilçelerini ve köylerini içine alan bölgedir. “Şarkışla ilçesinin kuzeyinde, Karababa dağlarının doruğuna çıkılıp aşağılara bakıldığında 70 pâre olan irili ufaklı Emlek köyleri ayağınızın altında kalır” (Tuncalı, 2000: 9). Kaya (2000: 65); Kaya (1998: 142), Emlek bölgesinin yöreyi çevreleyen dağlar üzerinden tarif etmiştir. “Turna, Şeme, Kılıç, Karababa, Nalbant, Akdağ ve Sarıklıdağlarla çevrilmiş olan bölgedir.”
Emlek; Sivas, Kayseri, Tokat ve Yozgat illerinin bazı ilçelerini ve köylerini içine alan bölgedir. Sivas emlek bölgenin merkezinde yer almaktadır. Diğer illerin Sivas iliyle kesişim noktasındaki ilçe ve köyler emlek bölgesine dahil olmuştur. Emlek coğrafyasında bulunan köylerin başlıcaları şunlardır: “Alaçayır, Beyyurdu, Canabdal, Çakal, Davulalan, Emlekhüyük, Güdül, Peyik, Hardal, Hocabey, Evci, İğdecik, İlyashacı, Katıralan, Kavak, Kaymak, Kılıçcı, Kümbet, Nallı, Sarıkaya, Ortaköy, Ortatopaç, Saraç, Kürtler, Sarıtekke, Sivrialan, Temecik, Yahyalı, İğdiş, Bozhüyük, Adıyaman, Akpınar, Alaman, Başağaç (Şarklı+Karaya), Benlihasan, Çağlayan, Çerçelan, Çepni, E.Kale, Alakilise, Karaözü, Kıvşak, Kızılcova, Maşlahlı, Mescit, Mezere, Örtülü, Otluk, Veziralan, Yazılıtaş, Yuvalıçayır” (Yıldırım, 2010: 13-14). Yozgat’ın Sarıkaya ve Akdağmadeni, Tokat’ın Yıldızeli ve Menteşe, Sivas’ın Altınyayla, Gemerek ve Büyükkışla ilçelerini içine alan bir daire çizildiğinde dairenin içindeki kısım Emlek bölgesi olarak tanımlanmaktadır.”
Âşık Kemteri’nin doğum tarihi ve doğduğu yer hakkında kesin bir bilgi yoktur. Babası Tunceli’den Tokat Zile’nin Yücepınar köyüne yerleşiyor. Kemteri’nin annesi Sivas/Yıldızeli Kale köyünden. Kemteri bu köyle bağını koparmaz. “Kemteri, dünya malında gözü olmayan gezginci bir halk ozanıdır. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı öncesinde Hacıbektaş’ta görüştüğü Cemalettin Çelebi‘nin (Büyük Cemalettin Efendi) icazetiyle, başta Rusya, Azerbeycan, Suriye, Irak ve Arabistan olmak üzere çok sayıda ülkelere seyahatler yapmış ve Karakazan hakkını Hacı Bektaş Dergahı‘na getirmiştir. Kemter mahlasını Hacı Bektaş Veli Postnişini Cemalettin Çelebi vermiştir. Kırk yıldan fazla Dergah’a hizmet eden Kemteri’nin, seyahatlerinde kullandığı pasaportlar ve diğer belgeler halen torunlarında bulunmaktadır. Pasaportların arka yüzünde çok sayıda gümrük giriş-çıkış mühürlerinin olduğu görülmektedir.” (https://www.deyisler-nefesler.com/kemteri/)
Kemter baba aynı zamanda dürüstlüğü, mertliği ve sözünün eri olmasıyla tanınmış, sevilmiş. Güçlü bir şair, akıcı bir dille şiirlerini söylemiş. Deyişlerinde duygu yoğunluğu üst boyutlarda. Hem çalıp hem söylemiş ve kendi köyünün dışında civar yerleşim yerlerinde de sevilmiş, değer görmüş.Kemter baba asıl adıyla Hüseyin Ali hakkında Hayrettin İvgin şunları da söylüyor: “Hacı Bektaş Tekkesi ile yakın ilişkisi olduğu, sık sık Balım Sultan’a gittiği, bazen de bir süre görevli olarak orada kaldığı bilinmektedir. Bunları, hem kendi şiirlerinden hem de araştırmacıların ifadelerinden anlıyoruz. Kemter Baba’nın iyi saz çaldığım ve gezginci bir âşık olduğunu kaynaklar söylemektedir. “Bir erin methini eyleye Kemter/Bin İbrahim Seyyit Mehmet dedemiz/Zükûr-i Mustafa kulu bu Haydar/Bin İbrahim Seyyit Mehmet dedemiz” diye başlayan şiirinden anlıyoruz ki Kemter, İbrahim oğlu Seyyit Mehmet Dede’nin müridi olmuştur.”
Yazımızı Hayrettin İvgin’in tespitleriyle ve Kemteri’nin şiiriyle bitirelim: “Kemter Baba, Emlek yöresinin ve 18. yüzyılın yetişdirdiği büyük âşıklardandır. Bu âşık ile ilgili olarak, üniversitelerimiz ve araştırmacılarımız henüz ciddi bir çalışma yapmamıştır. Umarız ki Kemter Baba ile ilgili belge ve bilgiler giderek çoğalır ve şiirlerinin sayısı artar.”
“Bu kadar cevretme aziz sultanım/Ya nolur insafa gel bazı bazı/Mürüvvet değil mi çeşm-i figânım/Bendenin yüzüne gül bazı bazı/Yoluna koymuşum can ile teni/Hiç hilâfım yoktur severim seni/O kadar gönülden yâdetme beni/Kadir kıymetimi bil bazı bazı/Ulu sular gibi çağlayıp akma/Aşkın hançerini sineme çakma/Noksanım var ise kusura bakma/Bildiğinden şaşar kul bazı bazı/Arif isen dediğimi bilirsin/Yaralı sineme merhem olursun/Gelirim her daim azgın durursun/Şâd eyle gönlümü al bazı bazı/Sefil Kemter der ki leb-i balımsın/Canımın cananı selvi dalımsın/Sen ne merhametsiz kanlı zalimsin/Bana bir selâm sal bazı bazı”
Muaz ERGÜ

Son Yorumlar