Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.
İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?
Bir “Hava” var… Ortaokulda bir öğretmenin yazılıda kalemini keşfetmesi ve günlük tutmaya sevk etmesiyle yazma alışkanlığı kazanan ve başka bir öğretmeninin kompozisyon yarışmalarına teşvikiyle okul yıllarında dereceler alan bir Hava.
Zamanın sert rüzgârıyla uzun süre kaleme küsen, ancak pandemide bir başka öğretmenin sosyal medyadaki yazı atölyesinde kaleme duyduğu o derin özlemi fark edip onu yeniden eline alan bir öğretmen Hava… Beş yıldır öyküyle yoldaş. Yol uzun ve zor belki ama başladı bir kere…
(Bu arada gerçekten kalemle deftere yazıyor. Kendi dışında birinin o karalamaları okuması da temize çekmesi de imkânsız ancak taslakta klavyeye hâlâ alışamadı.)
Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan; hâlâ da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?
Temel soru değil de, “temel sorun” diyelim buna. Dert, insana yazdırıyor çünkü. At gözlüklerini çıkarıp kafanı dünyaya çevirdiğinde; her yerden, her kesimden ve her insandan taşan o dertler gelip gözünün bebeğine yapışıyor. Savaşlar, soykırımlar, kadına, çocuğa ve güçsüz görülene yapılan haksızlıklar, eziyetler…
Elbette sadece acılar ve dertler değil; insana karşı duyarlıysanız, insana dair her duygu gelip değiyor kaleminize: sevinçler, üzüntüler, endişeler, umutlar… Ancak özellikle altını çizmek isterim: Ben daha çok modern şehir insanının yavan ve yapay bunalımlarıyla değil, yurdum insanının gerçek ve kavi dertleriyle ilgileniyorum. Bu yüzden kimi zaman köy öykülerinde Anadolu insanını, kimi zaman farklı coğrafyalardaki büyük insanlık dramlarını, kimi zaman da günlük insani mesele ve hâlleri kaleme alıyorum. Kalemim biraz şiirsel, biraz da ironik akıyor…
Dönüp öykülerime baktığımda kendimden de çokça iz görüyorum aslında. Yaşanmışlıkları, yaşanamamışlıkları; gözlemlerimle ve anıların kurgusal izleriyle harmanlıyorum. Sanırım ben, en çok “beni” yazıyorum.
Teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Hava KANTAR YILDIRIM
- 1983 Artvin doğumlu.
- 2005 Atatürk Üniversitesi İlahiyat, 2024 İstanbul Üniversitesi Sosyoloji mezunu.
- Ayrıca Din Sosyolojisi alanında tezli yüksek lisans sahibi.
- Çanakkale’de öğretmenlik yapmaktadır.
- Evli ve üç çocuk annesidir.
- 2021’den beri öyküler yazmaktadır.
- Ses Dergi yayın kurulu ekibindedir.
- Öyküleri İshak Edebiyat, Ses Dergi, Mahal Edebiyat, Litera Edebiyat, Erik Ağacı, Güfte Edebiyat, Pandabiyat, Edebiyatist, Geçerken gibi yayın organlarında ve çeşitli kitap seçkilerinde yayımlanmıştır.
Aldığı Ödüller
- 2023 Yusufeli Belediyesi Hatıra Yarışması birincilik,
- 2026 MEB Öğretmen Yazar Çocuk Çiçek Açar Yarışması 4. Sınıf seviyesi birincilik,
- 2026 Adı Kadın 2. Öykü Yarışması üçüncülük,
- 2026 Ümit Kaftancıoğlu 22. Öykü Yarışması mansiyon,
- 2026 Tarık Buğra Ulusal Öykü Yarışması seçki,
- 2025 Çığ Dergisi 2. Öykü Yarışması mansiyon,
- 2025 Kibele Öykü Bahçesi Yarışması mansiyon,
- 2025 9. Cumba Edebiyat Yarışması mansiyon,
- 2026 11. YAZAK Hikâye Yarışması mansiyon.

Son Yorumlar