Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.
İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?
Yazma yolculuğumda başından beri bana eşlik eden çocukluğun masum, müdanasız, müdahalesiz, meraklı gözlüğünü hâlâ çıkarmadım. Dünyayı, insanı, insanı, kozmosu oradan keşfettim desem yeri.
Hayal gücü ve merak insana bahşedilmiş çok kıymetli iki uzuv olarak biteviye çalışıyor muhtemel yazarlarda. Okumak bu merakı gidermenin en sade, zahmetsiz ve pasif yoluydu. Eylemsiz öğrenme biçimi olarak kitaplar hep en güçlü el fenerimdi fakat içimdeki devinim iki kapak arasından çıkıp insanın var olduğu mekânlara, fiziksel dünyanın yarı karanlık yollarına göz atmamı istedi.
İnsanın içindeki insan, aydınlık yüzlerin ardındaki loş siluetler çok etkileyiciydi. Oradaki tutarsızlık, çelişki, gizemli gölgeler daima ilgimi çekti. İnsan, yaşam ve kozmos gördüğümüzden fazlasıydı. Gerçek olduğunu varsaydığımız her şey, kozmosa bir adım daha yaklaştırıyor, bin fersah uzaklaştırıyordu. Bir türlü varılamayan ebemkuşağına döndü arayışım. Büyük bir spiralin içinde dönmeye başladım. Yazdıklarım, işte o arayış girdabının içinde dönüp dururken gördüklerimdir. Elbette her gördüğümü yazmadım çünkü iyi yazmak rastladığın her şeyi yazmamaktan geçtiğini öğrenmekmiş.
Belki de yazar hissettiği, gördüğü, bildiği, varsaydığı her şeyi yazmayandır. Bu şahitlik de bana kalsın diyebilendir.
Nasıl ki düş görmek için uyumak şart değilse yazmak için de kâğıt kalem elzem değil. Yazdıklarımız ve hatta yazmadıklarımızla sürüp giden bir delilik hâlidir kurmacaya gönül vermek. Razıyız.
Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan; hâlâ da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?
“Ben kimim? Neden varım?”
Bu soruların cevabını hâlâ bulamadım. Umutsuzluktan değil ama bana ilham veren evrenin sonsuzluğuna güvenerek bu kadim soruların cevabına ulaşmamak için didiniyorum. Kim olduğumu ve Tanrı’nın benimle ne demek istediğini merak ediyorum fakat bunun tek, gerçek, geçerli bir cevabı olduğunu sanmıyorum. Kozmosun katmanlarında bulduğum tüm var oluş sebeplerime sırtımı döndüm. Bana başka bir şey söyle, diyerek geziniyorum.
Rastladığım tüm ben’lere yabancıyım, aşina olduğum cevaplar bana bir şey katmıyor. İşte bundandır ki bu sonsuz ihtimalli dünyada kurmaca benim varyantlarımı oluşturmak için muazzam bir sahne. İlahi planda başladı kurmaca, yalanın icadıyla devam etti.
Evrenin her zerresine serpiştirilmiş sorularla şad olduk, bilincimiz var olduğu sürece cevapların peşine düşen avareler olduğumuzu kabul ettik. Yaşamak telaşı dediğimiz başka ne olabilir ki?
Teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Beyhan KEÇELİ
- 1979 Ankara doğumlu.
- Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümünü bitirdi.
- 5. sınıf Türkçe ders kitabı yazdı.
- Türkçe öğretmeni olarak görev yapıyor.
- Yetişkinler için yazdığı öyküler ve inceleme yazıları Varlık, Söğüt, Turnalar, Hece, Hece Öykü, İshak Edebiyat, Litera Edebiyat, Daima Edebiyat, Mahalle Mektebi, Hisdüşüm, Kar Öykü, Yük Edebiyat, Truva Edebiyat, Mikroscope gibi dergi, e-dergi ve platformlarda yayımlandı.
- Balkan Literary Herald Çağdaş Türk Edebiyatı Seçkisi’nde yer alan küçürek öyküleri 5 dile çevrilerek yayımlandı.
- Ke Çocuk Dergisi’nde çocuk öyküleri yayımlandı.
- “Safran Sarısı” adlı öyküsü 2022 Sait Faik Öykü Seçkisi’nde yer aldı.
- 2022’de İzmir Konak Belediyesi Kısa Öykü Yarışmasında “Kadın İcat Etti” adlı öyküsüyle üçüncü oldu.
- 2024’de Metinlerarası Kitap Yayınevi etiketiyle çıkan “Deliler, Bavullar ve Tanışma Biçimleri” adlı öykü kitabı 2025 Temmuz ayında 2. baskıyı yaptı.

Son Yorumlar