Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.
İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?
Yazarlık benim için bir anda verilmiş bir karar değil, yıllar boyunca biriken gözlemlerin ve yaşanmışlıkların doğal sonucu… Yaklaşık on yıl boyunca polislik yaptım; Asayiş ve Olay Yeri İnceleme başta olmak üzere birçok birimde görev aldım. Bu süreçte insanın hem en karanlık hem de en aydınlık yönlerine tanıklık etme fırsatı buldum. Cinayetler, kayıplar, acılar, umutlar ve bitmek bilmeyen adalet arayışı zihnimde sayısız hikâye biriktirdi.
Edebiyatla bağım üniversite yıllarıma ve hatta çocukluk dönemime kadar uzanır. Bir noktadan sonra yaşadıklarımı ve gördüklerimi yalnızca hatırlamak değil, onları anlamlandırmak istediğimi fark ettim. İşte bu ihtiyaç, mesleğimin sunduğu malzemeyi kurgu dünyasının imkânlarıyla buluşturdu. Böylece hem mesleki deneyimlerimden hem de insanı anlama çabamdan beslenen kendine özgü bir anlatı evreni oluştu.
Yazdığınız romanlarda, karakterlerin ve dünyanın merkezinde yer alan; hâlâ peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?
Benim alanım Polisiye edebiyatı. Yazdıklarım “Katil kim?” sorusu üzerine kurulu klasik polisiyenin dışında. Toplum merkezli polisiye romanlar kaleme alıyorum. Romanlarımda suç vuku bulduktan sonra delil toplama, olay yeri inceleme, adli süreçler ve soruşturmanın işleyişi benim için hikâyenin temel yapı taşlarıdır.
Yazarken okuyucuya önceden belirlenmiş bir mesaj verme kaygısı taşımıyorum. Ya da özellikle bir soru peşine de düşmüyorum. Ancak bir polisin gözünden anlatılan soruşturmalarda; haksızlıklar, hukuksuzluklar, güç ilişkileri ve zaman zaman yasaların kişiden kişiye farklı uygulanabildiği gerçeği doğal olarak görünür hâle geliyor. Bunlar bazen yan hikâyelerde, bazen de karakterlerin ağzından dökülen birkaç cümlede kendini gösteriyor. Nitekim son romanım Şathiye Cinayetleri’nde yer alan şu ifadeler de bu gerçekliğin bir yansımasıdır:
“Her kesim devleti ele geçirilmesi gereken bir kale, içindekileri ise esir ve ganimet olarak görüyor.”
“Tatar Ramazanlar, İnce Memedler romanlarda; Abdurrahman Çavuşlar, Abdi Ağalar gerçek hayatta yaşar.”
“Sezai, bana bakıp, sesini kısarak “Şimdi, işlem yapıp çocuğu Adliyeye çıkarsak, kimi kimsesi yok ya, TCK’dan girer CMK’dan çıkarlar, vatanın bölünmez bütünlüğü derler de vatana ihanetten asarlar,” dedi, gülümseyerek.”
Bu tür cümleler özellikle vermeye çalıştığım mesajlar ya da peşinden gittiğim bir soru yahut sorunun değil; anlatılan hayatların ve karşılaşılan gerçekliklerin doğal sonucudur. Bununla birlikte romanlarımın arka planında sürekli olarak hak, hukuk, adalet, yolsuzluk, vicdan ve toplumsal eşitsizlik gibi meseleler dolaşır.
Teşekkür ederim.
Muaz ERGÜ
Mustafa KALENDER
- 1980 Kahramanmaraş Afşin doğu.
- 2004’de Kırgız-Türk Manas Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı (Türkoloji) Bölümünden mezun oldu.
- 2008’de polis memuru olarak göreve başladı ve yaklaşık on yıl boyunca Emniyet Teşkilatında aktif görev yaptı.
- Polislik mesleği sırasında edindiği saha deneyimi, meslekî bilgi birikimi ve teşkilat kültürüne dair gözlemleri, kaleme aldığı polisiye romanların en önemli kaynaklarını oluşturdu. Olay yeri inceleme süreçleri, soruşturma teknikleri, polis jargonu ve mesleğin insan hikâyeleriyle iç içe geçen yönleri, eserlerine gerçekçi ve güçlü bir atmosfer kazandırdı. Bu yönüyle okurları ve eleştirmenler tarafından “Emniyeti edebiyata taşıyan yazar” olarak nitelendirilmektedir.
- Edebiyat yolculuğuna 2018 yılında yayımlanan İsimdeki Sır adlı romanıyla başladı. Bu eserle birlikte ortaya çıkan Barman Kara karakteri, yazarın eserlerinde önemli bir yere sahip oldu. Deneyimli bir Cinayet Büro polisi olan Barman Kara; mesleğine bağlılığı, güçlü gözlem yeteneği ve adalet arayışıyla dikkat çeken bir karakter olarak okuyucuların beğenisini kazandı.
- Mustafa Kalender’in yayımlanan eserleri arasında İsimdeki Sır (2018), Ebuzer Kalender ile birlikte kaleme aldığı Ceraim: 46 (2020) ve Şathiye Cinayetleri (2024) bulunmaktadır.
- Toplumun karanlıkta kalan yönlerini, suçun insan ve toplum üzerindeki etkilerini, adalet kavramını ve polislik mesleğinin gerçek yüzünü merkeze alan Mustafa Kalender, polisiye edebiyatta gerçekçilik ile kurmacayı buluşturan eserler üretmeyi sürdürüyor.

Son Yorumlar