Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.
İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri, özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi.
Yazma ile okuma aynı tarihsel olgunun iki yönüdür. Bende okuyarak ilk aşamayı gerçekleştirdim. Okurken bir varsayım yürütürüz. Okuma bir yığın varsayımdan, umutlardan ve umut kırıklıklarından oluşur. Oysa yazma işinde, sözcükler kalemin ucunda biçimlendiğinde okur gibi görmez. Çünkü yazmadan önce onları tanımaktadır.
Yazar her yerde kendi bilgisiyle kendi isteğiyle kısacası kendi kendisiyle karşılaşır. Yazmak vermek demektir. Kendi özgürlüğümüzü hissettiğimiz oranda başkasının özgürlüğüne saygı duyarız. Başkası bizden ne kadar çok şey beklerse, bizde başkasından o kadar çok şey bekleriz. Yazar olarak bu noktada, okuyucuların özgürlüğüne çağrıda bulunmak için yazıyor ve eserime hayat vermelerini bekliyorum. Bir yazar olarak başka bedenlerin ruhlarını, duygularını anlatmak, yazar olmanın gereğidir.
İnsanın kendisi için yazması diye bir şey yoktur. Yazma edimi ancak başkası için ve yazarın aracılığıyla vardır. Bende bu özgürlük arayışı içinde kendimi buldum diyebilirim. Eril bir toplumda kendi özgürlüğümü yazarak ancak belli bir yaşın üstünde gerçekleştirebildim. Toplumun biz kadınlara dayattığı normlar çerçevesinde sıkışmışken, yazmaya cesaret edebildim. Daha genç yaşlarda yazmaya başlamak isterdim. Sadece bizim toplumumuzda değil, bütün dünyada kadın olmanın getirdiği zorlukları bende yaşadım. Kendi kuşağıma göz attığım zaman, yaş ortalamasının büyüklüğüne dikkat çekmek isterim. Çevremde emekli olmuş, çocuklarını büyütmüş, toplumun ona dayattığı görevleri tamamladıktan sonra yazma özgürlüğüne yer verebilmiş kadın yazarların sayısı o kadar çok ki…
Benim aktarılmaya değecek, söyleyecek çok şeyim olduğuna karar verdiğim anda yazma eylemine giriştim. Yazar olarak çok iyi bildiğim dünyayı canlandırmak istedim. Bana özgürlüğümü kattı. Öyle sanıyorum ki okuyucu da işte bu dünyadan yola çıkarak, kendi somut kurtuluşunu gerçekleştirmek zorunda kalacaktır.
Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan, hala da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?
Bırakmadığım ve hiçbir zaman bırakmayacağım temel sorunun cevabı: “Bu Dünya Değiştirmek İstediğimiz Oranda Canlanacaktır.” Yazmak dünyanın üstündeki örtüleri kaldırmak, bütün bunları yaparken okuyucunun karşısına görev gibi çıkartmaktır.
Hangi yoldan gelmiş olursanız olun, bizi saran duygular, görüşler ne olursa olsun yazın bizi kavganın ortasına itiverir. YAZMAK ÖZGÜRLÜK İSTEMENİN BİR BİÇİMİDİR. Bir kez yazmaya başladınız mı, ister istemez bağlanmışsınızdır. İşte bu noktada kendimize şu soruyu sorabiliriz. “Kimin için yazıyoruz?” Tabi ki evrensel okur için yazıyoruz. Fransız düşünür Blaise Pascal’ın dediği gibi “Hepimiz aynı gemideyiz.” Yazar ne yaparsa yapsın işin içindedir, ne yazık ki damgalanmıştır. Dünyanın en ıssız köşesine çekilse bile tehlikededir.
Herkesin aynı gemide olması, bu o insanların yalana uydurma cennetlere, ya da düşsel yaşama sığındıklarını göstermez. Yazar bir aracıdır. Bende bir yazar olarak aracılık görevimi yerine getiriyorum.
Sürekli olarak geliştirdiğiniz formlarla biz yazarlara kendini anlatma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Başarılarınızın devamını dilerim.
Teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Gülser Kut ARAT
- Ankara’da doğdu.
- Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Fransızca Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi.
- KE Dergisi, Lacivert Öykü ve Şiir, Patika, Turnalar, Yeni Adana Gazetesi, Ay Işığı gibi basılı dergilerde,
- Oggito, Eskişehir Sanat, Panzehir, Bulut Yazar, Zorba TV Dergi, İmleç, Karnaval, Parşömen Edebiyat, İshak Edebiyat, Ant Sanat gibi internet ortamındaki dergilerde öyküleri ve inceleme yazıları yayımlandı.
- “Kıran Yeli” yazarın ilk öykü kitabı.
- “Kıran Yeli” 9. Antalya Edebiyat Günleri En İyi İlk Öykü Kitabı ödülünü almıştır.
- Halen Ankara’da yaşıyor.

Son Yorumlar